"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ...Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : ...İş Mahkemesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
A)Davacı İstemi;
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davalı işyerinde çalışmakta iken 14/06/2013 tarihinde kaza geçirdiğini ve uzun süre istirahatli kaldığını bu süre içinde % 8 oranında malül kaldığını, zaman içerisinde rahatsızlanan müvekkilinin malüliyet oranında artış olduğunu % 26,2 oranında malül kaldığını, belirterek, % 18,2 fark malüliyet için fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile 10TL maddi tazminatın maddi tazminatın iş kazası tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Islah dilekçesiyle maddi tazminat istemini 50.033,11 TL‘ye artırmıştır.
B)Davalı Cevabı;
Davalı vekili cevap ve beyanlarında; olayda işverenin kusurlu olmadığını, haksız ve davanın reddi gerektiğini bildirmiştir.
C)İlk Derece Mahkemesi Kararı:
Mahkemece 13/07/2017 tarihinde verilen ilk kararda, davacının %8 Maluliyet oranı üzerinden tazminata hükmedildiği, kararın kesinleştiği belirtilerek dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verildiği, iş bu kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen 15/12/2017 tarihli kararla maluliyette artış görüldüğünden davacının ilk maluliyeti ile son maluliyet arasındaki farktan kaynaklanan maddi zararının tahsili talebinin yerinde olduğu belirtilerek ilk derece mahkemesinin kaldırıldığı, kaldırma kararı üzerine yapılan incelemede %18,2 fark maluliyet oranı üzerinden yapılan hesaba itibar edilerek ancak Bölge Adliye Mahkemesince verilen kaldırma kararından sonra yapılan ıslaha itibar edilemeyeceğine işaretle 10,00 TL maddi tazminatın iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsline, ıslah hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
D)Bölge Adliye Mahkemesi Kararı:
Bölge adliye mahkemesi tarafından, Bölge Adliye Mahkemesince verilen ortadan kaldırma kararının Yargıtay tarafından verilen bozma niteliğinde bir karar olmadığı, Bölge Adliye Mahkemesi kararından sonra ilk derece mahkemesince yeniden yapılacak yargılama esnasında davacının davasını ıslah edebileceği, bu nedenle davacı vekilinin ıslah dilekçesi de nazara alınarak 50.033,11 TL alacağın hüküm altına alınması gerektiğine işaret edilerek davalının istinaf isteminin esastan reddine, davacının istinaf isteminin ise kısmen esastan kabulü ile , Maddi tazminat talebinin kabülü ile 50.033,11 TL'nin iş kazası tarihi olan 14/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
E)Taraf Vekillerinin Temyiz Nedenleri;
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, önceki davada maluliyet oranı tartışılarak kesinleştiğini ve maluliyet oranında artma kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin herhangi bir kusuru olmadığını, hesaptan SGK tarafından bağlanan gelirin tüm peşin sermaye değerinin düşülmesi gerektiğini, pasif devrede davacının tüm yıl çalışarak gelir elde edeceğinin düşünülemeyeceğini, 50- 60 yaş arası tüm yıl çalışarak gelir elde edeceğinin düşünülemeyeceği gerekçesiyle kararın bozulmasını talep etmiştir.
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe;
Dava, sigortalının 14/06/2013 tarihinde uğradığı iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğinin arttığı iddiası ile fark maluliyet için maddi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı sigortalının davalı tarafından işletilen kömür maden ocağı içerisinde direk değiştirme işlemi yapmak için delici martopikör ile çalıştığı sırada sağ el baş parmağına yukarıdan taş gelmesi üzerine iş kazası geçirdiği, SGK Kocatepe Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından düzenlenen 27/08/2014 tarihli rapor ve Yüksek Sağlık Kurulu tarafından düzenlene 12/11/2014 tarihli raporda sürekli iş göremezlik oranının %8 olarak tespit edildiği, kontrol muayne kaydının bulunmadığı, davacının bu maluliyet oranı üzerinden açtığı davanın Zonguldak 2. İş Mahkemesi’nin 2014/1081 E-2016/53 K sayılı ilamıyla karara bağlandığı ve kararın Dairemizin 14/06/2016 tarihinde onanarak kesinleştiği, bu tarihten sonra 21/10/2016 tarihinde alınan Sağlık Kurulu Raporunda ve davalının itirazı üzerine 15/06/2017 tarihinde düzenlenen Yüksek Sağlık Kurulu raporunda artma kaydıyla maluliyetin % 26,2 oranında olduğunun belirtildiği, gerek Yerel Mahkeme, gerek Bölge Adliye Mahkemesince %18,2 fark maluliyet üzerinden yapılan hesaba itibarla hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
İş kazalarında maluliyetin doğru tespiti önem arzetmektedir. Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın 95. maddesidir. Anılan maddeye göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usûlüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usûlüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığı ile Kurumun birlikte çıkaracağı yönetmelikle düzenlenir.
Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşleri Yönetmeliğinin Geçici 1. maddesinde; bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce çalışma gücü kaybı, iş kazası, meslek hastalığı, vazife malullüğü, harp malullüğü sonucu meslekte kazanma gücü kaybı ile erken yaşlanma durumlarının tespiti talebinde bulunan sigortalılar ve hak sahipleri için, yürürlükten kaldırılan ilgili sosyal güvenlik mevzuatının 5510 sayılı Yasaya aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı, 5. maddesinde sigortalı ve hak sahiplerinin çalışma gücü oranlarının a) Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastaneleri, b) Devlet Üniversitesi, c) Türk Silahli Kuvvetlerine bağlı asker hastaneleri, ç) sigortalıların ikamet ettikleri illerde (a), (b), (c) bentlerinde belirtilen hastanelerin bulunmaması durumunda Sağlık Bakanlığı tam teşekküllü hastanelerin yetkili olduğu, bildirilmiş, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 56. maddesinde ise Kurum Sağlık Kurulunca verilen karara karşı yapılan itirazların Yüksek Sağlık Kulunca inceleneceği bildirilmiştir.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de; diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Somut olayda, davacının 14/06/2013 tarihli iş kazası nedeniyle oluştuğu iddia edilen maluliyetinin, artıp artmadığının, artan maluliyet oranı ile iş kazası arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığının Adli Tıp 3.İhtisas Kurulu ile Adli Tıp 2. Üst Kurulundan alınacak raporlarla tespiti gerekirken, Yüksek Sağlık Kurulundan alınan rapora itibarla eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nun 373/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 23/09/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.