Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, meslek hastalığı sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.

KARAR

1- Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma kararına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,

2- Dava, meslek hastalığı sonucu sürekli işgöremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararların giderilmesi istemine ilişkindir.

Mahkemenin 21/04/2016 tarihli 21.962,72 TL maddi tazminatın ve 20.000,00 TL manevi tazminatın davacının işgöremezlik tespit tarihi olan 16/08/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine dair kararı Dairemizin 08/05/2018 Tarih 2016/15589 Esas 2018/4569 Karar sayılı ilamı ile davalıların tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddi ile davacının yakalandığı meslek hastalığı sonucunda % 19,2 oranında iş gücü kaybına uğradığı, bunda davalıların toplamda % 50 oranında kusurlu oldukları, % 50 oranında da dava dışı işyerlerinin kusurlu olduğu, hükme esas alınan hesap raporunda toplam zararın 64.147,33 TL olduğu, % 50 oranında kusurlu bulunan davalıların belirlenen bu zararın yarısı olan 32.073,66 TL'den sorumlu olmaları gerekirken mahkemece yanlış hesaplama yoluna gidilerek ilk peşin sermaye değerinin yarısının tenzil edilmesi gerektiği halde tamamının tenzil edilmesiyle sonuca gidilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek zararın gerekçede 55.548,66 TL olduğu belirtilerek 53.833,64 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın davacının işgöremezlik tespit tarihi olan 16/08/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır.

Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir.

Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin yada tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.

Hemen belirtelim ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince de, sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).

Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.

Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır:

Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.

Benzer şekilde; uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesi’nce iptaline karar verilirse, usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir (Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 gün, 2004/10-44 E., 2004/19 K.).

Bu sayılanların dışında ayrıca; görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemez (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü-6. Baskı, cilt 5, 2001).

Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün ve 2006/4-519-527 sayılı, 31.05.2006 gün ve 2006/10-307-337 sayılı ve 10.05.2006 gün ve 2006/4-230-288 sayılı ilamı).

Tüm bu açıklamalardan sonra somut olayda, yerel Mahkemece Dairemizin 08/05/2018 Tarih 2016/15589 Esas 2018/4569 Karar sayılı bozma ilamı ile hükme esas alınan hesap raporunda toplam zararın 64.147,33 TL olduğu, % 50 oranında kusurlu bulunan davalıların belirlenen bu zararın yarısı olan 32.073,66 TL'den sorumlu olmaları gerektiğinin belirtilmiş olmasına ve Mahkmece bozma kararına uyulmasına karar verildiği halde bozma gereğinin yerine getirilerek davalıları 32.073,66 TL maddi tazminattan sorumlu tutmak gerekirken bu miktarı aşar şekilde davalılar lehine oluşan kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HMK'nın geçici 3. maddesi delaletiyle HUMK’nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; hüküm fıkrasından ''1-Davanın KISMEN KABULÜNE,

2- 53.833,64 TL maddi tazminatın ve 20.000,00 TL manevi tazminatın davacının işgöremezlik tespit tarihi olan 16/08/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

3-Fazlaya ilişkin istemin reddine,

4-Alınması gerekli 5.043,58 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 351,23 TL harçtan mahsubu ile kalan 4.692,35 TL harcın;

a)29.06.2016 tarih ve 2016/201 harç nolu tahsil müzekkeresi ile 2.515,24 TL'nin davalılardan tahsil edilmiş olması halinde kalan 2.177,11 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,

b)29.06.2016 tarih ve 2016/201 harç nolu tahsil müzekkeresi ile 2.515,24 TL'nin davalılardan tahsil edilmemiş olması halinde harç tahsil müzekkeresinin iptali ile, iş bu karar ile alınması gerekli 4.692,35 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,

5-Davacı tarafından yatırılan 27,70 TL başvurma harcı, 170,78 TL peşin harç ve 180,45 TL ıslah harcı toplamı olan 378,93 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

6-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince maddi tazminat için hesaplanan 6.271,70 TL, manevi tazminat için takdir olunan 2.725,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

7-Davalılar kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan tarife uyarınca red edilen manevi tazminat için hesaplanan 2.725,00 TL vekalet ücretlerinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

8-Davacı tarafından yapılan 356,00 TL tebligat, 231,10 TL müzekkere, 177,50 TL keşif harcı, 950,00 TL bilirkişi ücreti ki toplam 1.714,60 TL yargılama giderinin davanın kabul edilen kısmına göre belirlenen 1.219,21 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine'' bentlerinin çıkarılarak yerine

''1-Davanın KISMEN KABULÜNE,

2- 32.073,66 TL maddi tazminatın ve 20.000,00 TL manevi tazminatın davacının işgöremezlik tespit tarihi olan 16/08/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

3-Fazlaya ilişkin istemin reddine,

4-Alınması gerekli 2.327,57 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 351,23 TL harçtan mahsubu ile kalan 1976,34 TL harcın;

a)29.06.2016 tarih ve 2016/201 harç nolu tahsil müzekkeresi ile 2.515,24 TL'nin davalılardan tahsil edilmiş olması halinde 538,90 TL harcın davalı tarafa iadesine,

b)29.06.2016 tarih ve 2016/201 harç nolu tahsil müzekkeresi ile 2.515,24 TL'nin davalılardan tahsil edilmemiş olması halinde harç tahsil müzekkeresinin iptali ile, iş bu karar ile alınması gerekli 1.976,34 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,

5-Davacı tarafından yatırılan 27,70 TL başvurma harcı, 170,78 TL peşin harç ve 180,45 TL ıslah harcı toplamı olan 378,93 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

6-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince maddi tazminat için hesaplanan 3.848,84 TL, manevi tazminat için takdir olunan 2.725,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

7-Davalılar kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan tarife uyarınca reddedilen maddi tazminat için hesaplanan 2.725,00 TL vekalet ücreti ile reddedilen manevi tazminat için hesaplanan 2.725,00 TL vekalet ücretlerinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,

8-Davacı tarafından yapılan 356,00 TL tebligat, 231,10 TL müzekkere, 177,50 TL keşif harcı, 950,00 TL bilirkişi ücreti ki toplam 1.714,60 TL yargılama giderinin davanın kabul edilen kısmına göre belirlenen 859,89 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' bentlerinin eklenmesine ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine,

01/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***