Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Hukuk Dairesi

İLK DERECE MAHKEMESİ : .... İş Mahkemesi

TÜRK MİLLETİ ADINA

K A R A R

A) Davacının İstemi;

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı idare tarafından müvekkilinin banka hesabına haciz konulduğunu, bu işlemi 27/10/2016 tarihinde bankadan şifahi olarak öğrendiklerini, banka hesaplarına ve taşınmazlara haciz konulduğunu ifade ederek, ödeme emirlerine dayanak amme alacaklarından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

B) Davalıların Cevapları;

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan davanın süre yönünden incelenmesini, kurum alacakları yönünden tebliğ edilen ödeme emrine karşı dava açmanın 7 günlük hak düşürücü süreye tabi olduğunu, ödeme emrinin iptaline yönelik davanın "menfi tespit" niteliğinde olduğunu ve "böyle bir borç olmadığı", "kısmen ödendiği" veya "zamanaşımına uğradığı" yönündeki iddialar dışında yeni ve ayrı bir itiraz nedeninin ileri sürülmeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C) İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:

Dava konusu ödeme emrinin 2016/03 - 2016/06 aylarına ilişkin prim, İSS, DMG borçlarına ilişkin olduğu, ödeme emrinin 16/08/2016 tarihinde davacının kızı Zehra Aygün'e tebliğ edildiği, iş bu davanın ise 7 günlük hak düşürücü süre dolduktan sonra 23/11/2016 tarihinde açıldığı gerekçesiyle, hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

D) İstinaf Başvurusu

Davacı vekili, istinaf dilekçesinde, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek lehine karar verilmesini talep etmiştir.

E) Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı ;

İstinafa başvuran tarafın gerekçeli kararın tebliğinden sonra gerekçeli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesini sunmadığı, verilen süre tutum dilekçesi nedeni ile kamu düzeni ve emredici hukuk kurallarına aykırılık yönünden re’sen yapılan incelemede 11/08/2016 tarihli ödeme emirlerinin davacıya 16/08/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davanın 23/11/2016 tarihinde 7 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra davayı açtığı değerlendirmesi ile davacı vekilinin gerekçesiz istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

F) Davacının Temyizi :

Davacı vekili, ödeme emri tebligatının usule uygun olmadığını, muhatabın kızı Zehra Aygün’ün adı ve imzası ile tebligatın yapıldığını, aynı çatı altında oturma şerhinin, tebliğ mazbatasına yazılmadığını, tarafları aynı olan bir başka ödeme emrinden dolayı yine aynı şekilde muhatabın kızı Zehra Aygün imzasıyla tebligatın yapıldığını ve bunun üzerine aynı Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, Tebliğ mazbatasına “aynı çatı altında oturma” hususunun yazılmadığı gerekçesiyle, davacı istinafının kabulüne, kararının ortadan kaldırılmasına, icra dosyasının ikmali sonrasında karar verilmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine kararının verildiğini, tebligatın başkasının imzasına teslim edilmesi halinde, görünüş itibariyle 18 yaşından küçük olmama şerhinin yazılmadığını, kaldı ki tebligatı alan muhatabın kızı Zehra’nın tebliğ tarihinde 15 yaşında olduğunu, açıklanan ve re’sen tespit edilecek sebeplerle kararın bozulması gerektiğini savundu.

G) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe;

Özel kişilere tebligatın ne şekilde yapılacağı 7201 sayılı Tebligat Kanununun 10,16, 20, 21 ve 22. maddelerinde ve Tebligat Tüzüğünün 22. maddesinde açıkça gösterilmiş bulunmaktadır.

Tebligat Kanununun 10. maddesi uyarınca tebligat muhatabın bilinen en son adresinde bizzat kendisine yapılır. Tebligat Kanunun 16. ve Tüzüğün 22. maddesi gereğince kendisine tebligat yapılacak kişi ev adresinde bulunmaz ise tebliğ evrakı aile fertlerinden veya hizmetçi veya uşak gibi evinde çalışanlardan birine yapılır. Ancak muhatap yerine tebliğ yapılacak bu kişilerin mutlaka muhatapla birlikte oturmaları şarttır. Tebligat Kanunun 22. maddesine göre muhatap yerine kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görünüşüne nazaran onsekiz yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması lazımdır.

Somut olayda ödeme emirlerine ilişkin tebligatı alan davacının kızı Zehra’nın, tebliğ tarihinde 15 yaşında olduğu, ne var ki tebligat evrakında görünüş itibariyle on sekiz yaşından aşağı olmadığı kaydının yazılmadığı yine muhatap ile aynı çatı altında birlikte oturduklarına dair delil ve kaydın bulunmadığı anlaşıldığından davacıya yapılan tebligat geçersizdir. Bu nedenle ödeme emrinin iptali davasının açılması için yasada öngörülen 7 günlük sürenin 16/08/2018 tarihinden başlatılması doğru değildir.

Bu durumda davanın süresinde açıldığının kabulü zorunlu olup davanın esasına girilerek tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda kanıtlar toplanarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın süreden reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

O halde, davacının temyiz itirazları yerindedir.

Yapılacak iş; davacıya yapılan tebligatın usulsüz olduğu, buna göre davanın süresinde açıldığının kabulü ile davanın esasına girmek, Kurumdan dava konusu haczin dayanağı olan, ödeme emirlerini getirtmek, ödeme emirlerinin yasada aranılan nitelikte olup olmadığını araştırmak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.

O halde davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı kaldırılmasına, ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

H) SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, temyiz harcının ...'e iadesine

dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesi'ne, karardan bir örneğin de Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, 18/09/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

***