"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : İş Mahkemesi
A)Davacı İstemi; Davacı, davalı işyerinde 01/06/2002-28/02/2004 tarihleri arasında çalıştığının tespiti ile sigortalılık başlangıç tarihinin 01/06/2002 tarihi olarak belirlenmesine, ödenmeyen primlerin davalı işverence ödenerek diğer çalışma süreleri ile toplanıp sigorta hizmetlerinden yararlanmasını talep etmiştir.
B)Davalıların Cevapları;
Davalı Kurum vekili; davanın çalışmaları bakımından Kurum kayıtlarının esas olduğunu davacının işyerinde devamlı olarak hizmet akdi ile çalışmış olduğu tanık beyanları dışında resmi, yazılı ve sağlıklı deliller ile ispatlanması gerektiğini, çalışmanın sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı ya da ne zaman bu niteliğe kavuştuğu üzerinde durulması kapsama dışı dönemlerin tespiti konusu da dikkate alınması gerektiğini, kurumun resmi kayıtlarının incelenmesini, sadece tanık beyanlarına dayanılarak hüküm verilmemesini, mutlaka tanık dinlenmesi gerekiyorsa tanıkların çalışıldığı iddia edilen işyerindeki işi bilen ve tanıyan aynı zamanda dönem bordrolarında adı geçen kişilerden olmasına dikkat edilmesini, davacıya ait hizmet döküm cetvelinde davacının davalı işyerine 4/4/2003 tarihinde girdiği. 16/1/2004 tarihinde çıktığı, 2013 dönem 27 gün 2003 / 2. Dönem 120 gün, 2003/3. Dönem 120 gün. 2004/1. Dönem 16 gün çalışmasının olduğunun anlaşıldığını belirterek kurumun da açılmasına sebebiyet verilmediğinden davanın kabulü halinde aleyhte vekalet ücret hükmedilmemesi gerektiğini, davanın reddini savunmuştur.
Davalı şirket vekili; davanın zaman aşımına uğradığını, müfettiş raporlarında davacının müvekkil şirkette iddia ettiği tarihlerde herhangi bir kaydının olmadığı ispatlanmış olduğunu, hizmet döküm cetvelinde müvekkil şirkette 04/04/2003 tarihinde işe başladığını. 16/01/2004 tarihinde işyerinden ayrıldığını, davacının iddia ettiği tarihlere dair işe giriş bildirgesi hiç yokken davanın açıldığı tarih itibariyle 5 yıllık zaman aşımı süresi geçtiği, davanın zaman aşımı ve esas yönünden reddini savunmuştur.
C)İlk Derece Mahkemesi Kararı;
Davanın kabulüne, 3405199510994 SGK sicil nolu davacının davalı işyerinde, 01/06/2002-30/06/2002 tarihleri arasında 30 gün, günlük 9.262,400 -TL, 01/07/2002-31/03/2003 tarihleri arasında 270 gün, günlük 10.919,443.-TL, 01/04/2003- 03/04/2003 tarihleri arasında 3 gün, günlük 13.103,332 .-TL, 17/01/2004-28/02/2004 tarihleri arasında 41 gün, günlük 18.320,633 .-TL ücretle hizmet akdi ile 506 sayılı yasa kapsamında çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
D)Bölge Adliye Mahkemesi Kararı;
"... 1.İş Mahkemesi'nin 2004/919 Esas,2007/1496 Karar sayılı işçilik alacakları dosyasında davacının hizmet süresi 01/06/2002-28/02/2004 arası kabul edilerek işçilik alacaklarının hüküm altına alındığı, kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği,dinlenen bordro tanıklarının beyanı ve onanarak kesinleşen işçilik alacakları dosyası dikkate alınarak davacının çalışmalarının ispatlandığı kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur,1-Davalı Kurumun istinaf isteminin reddine" karar verilmiştir.
E) Temyiz Nedenleri;
Davalı Kurum vekili; davanın hakdüşürücü süreye uğradığını, Kurum aleyhine vekalet ücretine hükmedilesinin yerinde olmadığını, ... 1.İş Mahkemesi'nin davaya etkisi bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe;
Dava, davacının davalıya ait işyerinde 01/06/2002-28/02/2004 tarihleri arasında kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu, niteliği, başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/9/1999 gün 1999/21-510-527, 30/6/1999 gün 1999/21-549-555- 3/11/2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 10/04/1976 doğumlu olduğu, davalı işyerinin 21/01/1997 tarihinde yasa kapsamına alındığı ve faal olduğu, hizmet cetveline göre davalı işverene ait 11084198 sicil numaralı deri konfeksiyon işyerinden 04/04/2003-16/01/2004 tarihleri arası hizmetlerinin Kurum'a bildirildiği, davacı tarafından işçilik alacakları taleplerini içeren ... 1.İş Mahkemesi'nin 2004/919 Esas sayılı dava dosyasının dosya arasına alındığı, dönem bodrolarının celp edildiği, davacının bildirdiği bir kısım bodro tanıklarının dinlendiği, dönem bodrolarında davalı işyerinde 2003 yılı öncesi ve 2004 yılı sonrası hizmeti bulunan tanıklık yapabilecek bodro tanıklarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda; 2003 yılı öncesi ve 2004 yılı sonrası dönemlere ilişkin olarak tanıklık yapabilecek bodro tanıkları bulunduğu halde, ihtilaflı tüm döneme ilişkin yeteri kadar tanık dinlenilmeden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş, tespiti istenen dönemde 2003 yılı öncesi ve 2004 yılı sonrası dönemleri itibariyle bodrolarda yer alan bordro tanıklarının adresini Sosyal Güvenlik Kurumu ve zabıta marifetiyle araştırıp tespit ederek bu tanıkları dinlemek, bordrolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya bunların tanıklığıyla yetinilmediği taktirde, Kurumdan, gerekirse zabıta, vergi dairesi ve meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu iş yeri çalışanlarının, yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, davacı tarafından ücret vs işçilik alacaklarının talep ettiği işçilik alacağı dosyasında eksiklik bulunması halinde eksikliği gidererek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddeleri uyarınca (KALDIRILMASINA), ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle (BOZULMASINA), dosyanın ilk derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.