"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
KARAR
Dava, sigortalının iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12/03/2019 tarih ve 2015/21-1406 Esas- 2019/286 Karar sayılı kararında yerel mahkemenin bozma kararından esinlenerek gerekçesini değiştirmek suretiyle direnme kararı verdiği, dolayısıyla direnme olarak adlandırılan kararın gerçekte direnme olmadığına işaretle, dosya dairemize gönderilmekle, yerel mahkemece davanın husumet yokluğundan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; davacı sigortalının davalıya ait ikamette ev hizmetlerinde çalıştığı, olay günü (10/09/2005) iş yerinden evine gitmek üzere, davalı işverenin sağladığı ve davalının ortağı olduğu anlaşılan dava dışı ....Hiz.Tic.Ltd.Şti adına trafikte kayıtlı...plakalı araçta yolcu olarak bulunduğu, aracı sürücü ...’nun kullandığı, aracın ...’dan Ümraniye istikametine seyri sırasında, çift yönlü bölünmemiş karayolunda ... Kavşağı’na gelindiğinde, karşı istikametten gelen ve kendi önündeki aracı sollamak için şerit tecavüzü yapan ... ’in sevk ve idaresindeki kamyonetin, davacının içinde bulunduğu araca çarpması neticesinde kazanın gerçekleştiği, her iki araç sürücüsünün kaza neticesinde vefat ettiği, davacının ie sürekli iş göremezliğe uğradığı anlaşılmıştır. Olayın SGK tarafından iş kazası olarak kabul edildiği, 03/09/2012 tarihli kusur raporunda çarpan araç şoförü ... ’e %80, davacının içinde bulunduğu aracın şoförüne %20 oranında kusur verilmişken, başka bir bilirkişiden alınan 09/01/2013 tarihli kusur raporunda ise çarpan araç şoförü ... ’e %100 oranında kusur verildiği, ilk bilirkişiden alınan ek raporda kusur oranlarında ısrar ettiğinin anlaşıldığı, dosya arasında yer alan şoför ...’nun mirasçıları tarafından açılan (Kapatılan) ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/902 E-2009/434K sayılı dosyasında Adli Tıp, Trafik İhtisas Dairesinden alınan 19/12/2006 tarihli rapora göre şoför ... ’in kazanın gerçekleşmesinde asli ve tam kusurlu olduğu kabul edilirken; şoför ...’nun kusursuz olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, iş yerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu olay tarihinde yürürlükte olan İş Kanununun 77.maddesinin açık buyruğudur. Bunun yanında iş kazası iddiasına dayanan tazminat davalarında hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından tarafların kusurunun aidiyeti ve oranının hiç kuşkuya yer açmayacak biçimde ortaya konulması gerekir.
Öte yandan dairemizin de benimsediği üzere, işverenin sorumluluğu kusura dayanmaktadır. Çünkü İsviçre ve Türk Hukuk Sisteminde özel bir düzenleme söz konusu olmadıkça asıl olan kusur sorumluluğudur. Kusur sorumluluğunda işverenin tazmin yükümlülüğü için illiyet (nedensellik) bağının gerçekleşmesi zorunludur O halde işverenin işletmesi ile zararlı sonuç arasında ki illiyet bağının kesilmesi veya uygun olmaması halinde işverenin zararı tazmin yükümlülüğünden söz edilemez. Başka bir anlatımla kazanın işverenin işi görülürken gerçekleşmiş olması sorumluluk için yeterli olmayıp, eylemle zarar arasındaki uygun neden-sonuç bağının işçinin ya da üçüncü kişinin tam kusuru ile kesilmemiş olması da zorunludur.
Somut olayda bilirkişi raporlarında davaya konu iş kazasının gerçekleşme şekli aynı olarak kabul edilmekle beraber, kusur oranları arasında çelişki bulunduğu ve mahkemece alınan raporlarım çelişki giderici mahiyette olmadığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK’nun 282.madde hükmü gereği Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirecektir.
O halde mahkemece yapılacak iş, dosya kapsamında alınan raporlar ile aynı olayla ilgili şoför ... yakınları tarafından açılan davada Adli Tıp Trafik İhtisas Kurulundan alınan raporlar arasında çelişkinin bulunduğu gözetilerek, raporlar arasında çelişkinin giderilmesi ve 4857 sayılı Kanunun 77.maddesi kapsamında işverenin alması gereken önlemlerin tespiti için, dosyanın alanında uzman 3 kişilik trafik - iş güvenliği uzmanı bilirkişi heyetine tevdi edilerek, iş kazasının gerçekleşmesinde davalının ve davalının eylemlerinden sorumlu olduğu iddia edilen şoför ...’nun trafik iş kazasının gerçekleşmesinde kusurunun bulunup bulunmadığı ve yine kazanın geçirmesine sebep olduğu iddia edilen şoför ... ’in olayın gerçekleşmesindeki kusur oranının her türlü şüpheden uzak şekilde tespit edilerek, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmek suretiyle alınacak kusur raporunu hükme esas alarak, davalının tazminat alacağından sorumluluğu noktasında karar vermekten ibaretken, yazılı şekilde yetersiz raporun hükme esas alınarak karar verilmesi hatalı olmuştur.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve davacı vekilinin sair temyiz itirazları bu aşamada incelenmeksizin hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,
25/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.