"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne, karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararların giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemenin 07/10/2015 tarihli maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne dair kararı Dairemizin 28/11/2017 Tarih 2016/8270 Esas 2017/9870 Karar sayılı ilamı ile davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddiyle tazminat miktarının; işçinin ve destek görenin olay tarihindeki bakiye ömrü (PMF yaşam tablosuna göre) esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluştuğu, işçinin günlük net geliri tesbit edilerek bilinen dönemdeki kazancı mevcut veriler nazara alınarak iskontolama ve artırma işlemi yapılmadan hesaplanacağı, bilinmeyen dönemdeki kazancının ise; yıllık olarak %10 arttırılıp %10 iskontoya tabi tutulacağı, 60 yaşına kadar (aktif) dönemde, 60 yaşından sonrada bakiye ömrüne kadar (pasif) dönemde elde edeceği kazançların ortalama yöntemine başvurulmadan her yıl için ayrı ayrı hesaplanacağı, geçici iş göremezlik döneminde sigortalının % 100 oranında iş göremez olduğunun kabulü gerektiği, pasif dönem zararının asgari geçim indirimi dahil edilmeden asgari ücretin netinin esas alınarak belirlenmesi gerektiği, hesap uzmanı yeni bir bilirkişiden yukarıda açıklanan şekilde ve özellikle geçici iş göremezlik döneminde sigortalının % 100 oranında iş göremez olduğunun kabulüne göre ve pasif dönem zararının asgari geçim indirimi dahil edilmeden asgari ücretin netinin esas alınması suretiyle rapor alıp sonucu gereğince karar vermek gerektiğinden bahisle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin yada tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır:
Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Somut olayda, hükme esas alınan hesaba ilişkin bilirkişi raporunda pasif dönemin AGİ'siz net asgari ücret üzerinden hesaplanması isabetli ise de aktif dönem hesabında esas alınan günlük 70,00 TL net ücretin bozma dışı kalarak kesinleştiği gözönünde bulundurulmadan asgari ücret üzerinden zararın belirlenmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, 13/07/2018 tarihli hesap raporundaki verilerin göz önünde bulundurulması, işlemiş devrenin bu raporda kabul edilen tarihten ileri çekilmemesi ve bu rapordan sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki farkların rapora yansıtılmaması suretiyle aktif dönem hesabında günlük 70,00 TL net ücretin dikkate alınması suretiyle zararın belirlenerek sonucuna göre karar vermektir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 24/09/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.