"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi
K A R A R
A)Davacı İstemi;
Davacı vekili, davacı ...'nin 01.10.2005 tarihinden 18.12.2009 tarihine kadar ödenmeyen ölüm aylıklarının tespitine ve faizi ile birlikte ödenmesine, davacı ...’nin 18.12.2009 tarihinden 18.12.2014 tarihine kadar ödenen ölüm aylıklarının faizinin tespiti ile ödenmesine, davacı ...''nun 01.10.2005 tarihinden evlilik tarihi olan 15.05.2011 tarihine kadar ödenmesi gerekip de ödenmeyen yetim aylıklarının tespiti ve faizleri ile birlikte ödenmesine, ayrıca, evlenme tarihinde ödenmesi gereken evlenme yardımlarının da faizleri ile birlikte ödenmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabı;
Davalı Kurum vekili “Müvekkili Kurumca yapılan işlemlerin hukuka tamamen uyarlı olduğunu, 5510 sayılı Yasanın 97.maddesi hükmü uyarınca davacıların taleplerinde 5 yıllık zamanaşımı söz konusu olduğunu, davacıların Kuruma müracaat etmemesinin haklı bir sebebe dayanmadığını, davacıların davasını hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ispat etmesi gerektiğini” ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C)İlk Derece Mahkemesi Kararı;
Davanın kısmen kabulü ile ; davacı ...’in 1.11.2005 tarihinden 1.10.2008 tarihine kadar ödenmeyen ölüm (dul) aylıklarının tutarının 15602,22.-TL olduğu ve bu birikmiş aylıklarının yasal faizi ile ödenmesi gerektiğinin tespitine, davacı ...’in 1.10.2008 tarihinden 1.11.2009 tarihine kadar Kurumca ödenen 4349,77.-TL ile eksik ödenen 2443,10.-TL birikmiş aylıklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesinin gerektiğinin tespitine, davacı ... İşsiz (Altınçekiç)’in tahsis talebinde bulunmaması, 15.5.2011 tarihinde evlenmesi ve sigortalı çalışmalarının bulunmasından dolayı, 1.11.2005 tarihinden evlilik tarihi olan 15.5.2011 tarihine kadar olan yetim aylıklarının tespiti ve faizleri ile birlikte ödenmesine ve evlenme tarihinde ödenmesi gereken evlenme yardımının da faizleri ile birlikte ödenmesi gerektiğine dair talebin benimsenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla buna ilişkin talebin reddine karar vermiştir.
D)Bölge Adliye Mahkemesi Kararı;
01.10.2008 öncesinde mer’i 506 sayılı Yasanın 99.maddesinde, “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, iş kazalarıyla meslek hastalıkları ve ölüm sigortalarından hak kazanılan gelir ve aylıklar, hakkı doğuran olay tarihinden itibaren 5 yıl içinde istenmezse zamanaşımına uğrar. Bu durumda olanların gelir ve aylıkları, yazılı istek tarihini takip eden ay başından itibaren başlar..” denilmiş, 1.10.2008 tarihinden itibaren mer’i 5510 sayılı Yasanın 97.maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanunda aksin hüküm bulunmayan hallerde, iş kazası, meslek hastalığı, vazife malullüğü ve ölüm hallerinde bağlanması gereken gelir ve aylıkların, hakkın kazanıldığı tarihten itibaren 5 yıl içinde istenmeyen kısmı zamanaşımına uğrar”, 2.fıkrasında ise, “Kuruma müracaat etmemenin haklı bir sebebe dayandığını genel hükümlere göre ispat edenler hakkında, yukarıdaki hükümler uygulanmaz” hükümlerine yer verilmiştir. Davacı ...'in, eşi ...'in 01.10.2005 tarihinde vefat ettiğinden 2013 yılında haberdar olduğunun yargılama sırasında dinlenen tanık beyanlarından, C.Başsavcılığına yapılan suç duyurusundan anlaşılması karşısında, Kuruma müracaat etmemenin haklı bir sebebe dayandığının ispat edildiği görülmüştür. Buna göre, 5510 sayılı Yasanın 97.maddesinin 2.fıkrası hükmü göz önüne alındığında; davacılardan eş ...’e daha önce 16.10.2014 tarihli tahsis başvurusuna istinaden 01.11.2009 tarihinden itibaren bağlanan ölüm (dul) aylığı ile bilahare 9.9.2013 tahsis talebine istinaden 01.10.2008 – 01.11.2009 tarihleri arasında bağlanan ölüm (dul) aylıklarının hesabı ile müteveffa muris ...’in ölüm tarihi olan 1.10.2005 tarihini takip eden ay başı olan 01.11.2005 tarihinden 1.10.2008 tarihine kadar bağlanması gereken ölüm (dul) aylıkları ile faiz hesabına ilişkin yargılama sırasında alınmış olan bilirkişi ek raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilmiştir. Ne var ki, müteveffa sigortalı Nazmi İşsiz’in kızı Banu İşsiz (Altınçekiç)’in Kurumdan herhangi bir tahsis talebinin bulunmaması, 25.5.2011 tarihinde evlenmesi ve daha öncesinde de gerek 1479 sayılı Yasa kapsamında, gerekse 506 sayılı Yasanın 2 ve 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı çalışmalarının bulunması nedeniyle, kendisine murisin vefat tarihini takip eden 1.11.2005 tarihinden bu yana ölüm sigortasından yetim aylığı bağlanmasının 506 sayılı Yasanın 68.maddesine göre mümkün bulunmaması nedeniyle, Banu İşsiz (Altınçekiç)’in bu talebinin ve evlenme yardımının ödenmesine yasal olanak bulunmadığı gözetildiğinde, davanın kısmen kabulüne dair verilen ilk derece mahkeme kararının yerinde olduğu belirgindir.
Sonuç itibarıyla, 6100 sayılı Kanun'un 355. maddesinde yer alan, incelemenin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, ancak, kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun kendiliğinden gözetileceği yönündeki düzenleme çerçevesinde yapılan incelemede, istinaf kanun yoluna başvuran davalı SGK Başkanlığı vekilinin dilekçesinde yer verdiği itirazların, sıralanan gerekçeler ışığında yerinde olmadığı, ayrıca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun esastan reddine karar vermiştir.
E) Temyiz Nedenleri,
Davalı kurum vekili gerekli kanıtlar toplanmaksızın eksik incelemeye dayanan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu, davacılar hakkında davalı Kurumca 5510 sayılı yasanın 96. ve 97. Maddesi hükümleri uyarınca gerekli işlemler yapıldığını, davanın reddi gerekirken kısmen kabul edilmiş olmasının bozmayı gerektirdiğini ve resen inceleme sırasında ortaya çıkacak sair nedenlerle ilk derece ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizen tetkiki ile bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe;
Dava, davacı ...'nin 1.10.2005 tarihinden 18.12.2009 tarihine kadar ödenmeyen ölüm aylıklarının tespitine ve faizi ile birlikte ödenmesine, davacı ...’nin 18.12.2009 tarihinden 18.12.2014 tarihine kadar ödenen ölüm aylıklarının faizinin tespiti ile ödenmesine, davacı ...''nun 1.10.2005 tarihinden evlilik tarihi olan 15.5.2011 tarihine kadar ödenmesi gerekip de ödenmeyen yetim aylıklarının tespiti ve faizleri ile birlikte ödenmesine, ayrıca, evlenme tarihinde ödenmesi gereken evlenme yardımlarının da faizleri ile birlikte ödenmesine karar verilmesi ” istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile davacı ...’nin 01.11.2005 tarihinden 01.10.2008 tarihine kadar ödenmeyen ölüm (dul) aylıklarının tutarının 15602,22.-TL olduğu ve bu birikmiş aylıklarının yasal faizi ile ödenmesi gerektiğinin tespitine, 01.10.2008 tarihinden 01.11.2009 tarihine kadar Kurumca ödenen 4349,77.-TL ile eksik ödenen 2443,10.-TL birikmiş aylıklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesinin gerektiğinin tespitine, davacı ...''nun tahsis talebinde bulunmaması, 15.5.2011 tarihinde evlenmesi ve sigortalı çalışmalarının bulunmasından dolayı, 1.11.2005 tarihinden evlilik tarihi olan 15.5.2011 tarihine kadar olan yetim aylıklarının tespiti ve faizleri ile birlikte ödenmesine ve evlenme tarihinde ödenmesi gereken evlenme yardımının da faizleri ile birlikte ödenmesi gerektiğine dair talebin benimsenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla buna ilişkin talebin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacılar murisi 01.10.2005 tarihinde ölen ...'nin ilk kez, 01.06.1971 tarihinden itibaren 6548382 s.s. numarası ile sigortalı olarak tescil edildiği, 01.06.1971 – 21.07.1995 tarihleri arasında muhtelif işyerlerinde geçen sigortalı çalışmalarının toplam 5345 gün olduğu, 28.03.1969 – 28.03.1971 tarihleri arasında geçen 1 yıl 8 aylık (600 günlük) askerlik hizmetini borçlandığı, davalı Kurumun SSK ... İl Müdürlüğünden 31.07.1995 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebine istinaden, kendisine 506 sayılı Yasanın 60/A-c maddesi uyarınca 010.8.1995 tarihinden başlamak üzere, 2/792600 tahsis numarasıyla yaşlılık aylığı bağlandığı ve 25.09.2013 tarihine kadar ödendiği, sigortalıya vefatı sonrası yatan aylıkların bir kısmının kardeşi ...’e ödendiği, bir kısmının da ATM kartı ile çekildiğinin tespit edilmesi üzerine, hak sahibi eşi ve çocukları vekili tarafından ... C.Başsavcılığına başvuruda bulunulduğu ve bu başvurunun İzmir C.Başsavcılığının 2013/87698 Sor.nosunda işlem gördüğü, soruşturmanın halen devam ettiği, davacı ...'ye 01.06.2007 tarihinden itibaren 2204541364 ssk tahsis nosuyla 1A çalışması nedeniyle yaşlılık aylığı bağlandığı, müteveffa ...'nin eşi davacı ... vekilinin 16.10.2014 tarihli, 14.426.841 varide sayılı tahsis talep ve beyan taahhüt belgesine istinaden, 5510 sayılı Yasanın 97.maddesinin birinci fıkra hükmündeki geriye doğru 5 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınarak, 506 sayılı Yasanın 68.maddesi uyarınca kendisine 01.11.2009 tarihinden başlamak üzere 3/1670730 tahsis numarasıyla eşinden ölüm sigortasından dul aylığı bağlandığı ve 25.01.2015 tarihine kadar birikmiş aylıkları tutarı 43.550,95.-TL.nin 26.01.2015 tarihinde kendisine ödenmek üzere PTTbank ... Şubesine gönderildiği, Bilahare, hak sahibi ...''nin daha önce 09.09.2013 tarihli, 14.620.072 varide sayılı tahsis talep ve beyan taahhüt belgesi ile tahsis talebinde bulunduğunun belirlenmesi üzerine, yine 5510 sayılı Yasanın 97.maddesinin birinci fıkrası hükmü göz önüne alınarak, 01.10.2008 tarihinden itibaren yeniden ölüm sigortasından dul aylığı bağlanarak, 01.11.2009 süresi için hak etmiş olduğu aylıkları tutarı 4349,77.-TL.nin 26.4.2016 tarihinde kendisine ödenmek üzere gönderildiği, müteveffa ...'nin kızı davacı ...''nun 15.05.2011 tarihinde evlendiği ve 10.02.2016 tarihinden önce Kurumdan herhangi bir tahsis başvurusuna rastlanmadığı ayrıca 23.11.2005 – 17.6.2006 tarihleri arasında 506 sayılı Yasanın 2.maddesi kapsamında, 24.01.2007 – 25.07.2008 tarihleri arasında 1 yıl 6 ay 1 gün (541 gün) 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olması ve 01.08.2008 tarihinden itibaren 1234691.35 sicil sayılı işyerinde 17.06.2011 tarihine kadar, 1280489.35 sicil sayılı işyerinde de 11.02.2012 tarihinden 30.07.2012 tarihine kadar 506 sayılı Yasanın 2 ve 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddeleri kapsamında sigortalı çalışmaları bulunduğundan, kendisine 506 sayılı Yasanın 68.maddesi uyarınca ölüm sigortasından yetim aylığı bağlanamadığı, Müteveffa ...'nin eşi ...''nin T.C.Sağlık Bakanlığı ... Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliğine verdiği 14.8.2013 tarihli, 2013/25234 varide sayılı dilekçesinde, eşi ...''nin 01.10.2005 tarihinde vefat ettiğini, ancak nüfusta halen sağ gözüktüğünü, ölüm tutanağının nüfus müdürlüğüne gönderilmesini talep etmesi üzerine, anılan Hastanece düzenlenen 15.8.2013 tarihli mernis ölüm tutanağında; ...''nin serablar tranboli nedeniyle 01.10.2005 tarihinde vefat ettiğinin belirtilerek, keyfiyetin ... İlçe Nüfus Müdürlüğüne 14.08.2013 tarihli, 2013/24430 sayılı yazı ile bildirildiği, müteveffanın kardeşi ve diğer tanık davacı ...''nin kendi kardeşinin eniştesi davacı ile müteveffanın ayrı yaşadıklarını, ölümü 2013 de öğrendiklerini beyan ettiği anlaşılmaktadır.
506 sayılı Yasa'nın 99. Maddesinde ; iş kazalarıyla meslek hastalıkları ve ölüm sigortalarından hak kazanılan gelir ve aylıkların hakkı doğuran olay tarihinden itibaren 5 yıl içinde istenmemesi halinde zamanaşımına uğrayacağı, bu durumda olanların gelir ve aylıklarının ise, yazılı istek tarihini takip eden aybaşından itibaren başlayacağı öngörülmüştür.
Benzer düzenlemenin bulunduğu 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 97. maddesinin I.fıkrasında da iş kazası, meslek hastalığı, vazife malullüğü ve ölüm hallerinde bağlanması gereken gelir ve aylıkların hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen kısmının zamanaşımına uğrayacağı, II. Fıkrasında ''Kuruma müracaat etmemenin haklı bir sebebe dayandığını genel hükümlere göre ispat edenler hakkında, yukarıdaki hükümlerin uygulanmayacağı düzenlenmiştir.
Somut olayda; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunundan önce yürürlükte bulunan 506 sayılı kanunun 99. Maddesinde haklı sebep kavramının yer almadığı, 5510 sayılı kanundaki haklı sebep kavramının geçmişe yürümeyeceği, dolayısıyla 5510 sayılı kanunun yürürlük tarihinden öncesine uygulanmasının mümkün bulunmadığı gözetilerek davacının 01.10.2008 tarihinden önceki talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
O halde, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurulması gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı kaldırılmasına ve ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.