"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Balıkesir 2. İş Mahkemesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasındaki yaşlılık aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptali davası nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükmün Bozulmasına ilişkin Dairemizin 12/06/2019 gün ve 2019/1433 Esas - 2019/4444 Karar sayılı ilamına karşı maddi hatanın düzeltilmesi yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
İş mahkemelerinden verilen kararlar ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu bulunmamaktadır. Ne var ki, Yargıtay onama ve bozma kararlarında maddi yanılgı bulunması halinde usulî kazanılmış haktan söz edilemeyeceği, giderek maddi yanılgının düzeltilmesi gerektiği Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş içtihatlarındandır.
Dairemizin, 12/06/2019 gün ve 2019/1433 Esas, 2019/4444 Karar no'lu ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükmün bozulmasına karar verilmiş ise de Dairemiz bozma ilamı kararının elektronik ortam(UYAP)a yüklenmesi esnasında, maddi hata sonucu kalem tarafından farklı kararın kaydedildiği ve elektronik ortam(UYAP)a sehven aktarıldığı, bu husustaki maddi hatanın giderilmesi için davacı vekilinin talebi doğrultusunda maddi hata nedeniyle dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca maddi hatanın varlığı kabul edilmeli ve Dairemizin anılan bozma ilamı ortadan kaldırılmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, maddi hata talebinin kabulüyle Dairemizin 12/06/2019 gün ve 2019/1433 Esas, 2019/4444 Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA ve elektronik ortam(UYAP)dan SİLİNMESİNE,
Bölge Adliye Mahkemesinin 18/01/2019 gün ve 2018/3206 Esas, 2019/118 Karar nolu ilamının incelenmesine gelince;
A)Davacı İstemi:
Davacı vekili; davacının yurtdışı borçlanmasını eksik ödediği gerekçesiyle yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptali ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1000 TL’nin ödenmesini talep etmiştir.
B)Davalı Cevabı: davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı :
İlk derece mahkemesince; "davacının yaşlılık aylığının iptali işlemindeki 06.11.2015 tarihli hizmet iptali ve 2015 Eylül ayı itibariyle emeklilik aylığı durdurma şeklindeki kurum işleminde mevzuata aykırı bir durum olmadığı, davalı kurumca yapılan işlemin yerinde olduğu” gerekçesiyle “davanın reddine” karar vermiştir.
İstinaf Başvurusu ; Davacı vekili istinaf başvurusunda; Müvekkilinin dava dilekçesinde belirtmiş olduğu gibi yurtdışı borçlanmasına ilişkin pirim borcu ile 01.03.1997-30.04.1997 tarihleri arasını kapsayan 60 gün 4/a kapsamında isteğe bağlı sigorta süresine ilişkin primlerini yatırdığını, müvekkilinin emeklilik talebi üzerine dosyası incelendiğini ve primlerin tam olarak yattığı ve emeklilik için hak kazandığı anlaşıldıktan sonra onay verildiğini bu onayı veren yetkili memur (şef) Atıf Koyun, 28.01. 2001 tarihinde Balıkesir Bağ-Kur il müdürü ve il müdür yardımcısının (şube müdürü) onayı ile müvekkiline 01.03.2001 tarihi itibariyle Yaşlılık maaşı bağlandığını maaş bağlanmadan önce yetkili memur, müdür ve müdür yardımcısının inceleme ve onayından geçen evraklarda bir eksiklik (pirim gün sayısı) bulunamadığını ve dosya onaylandığını eğer şu anda bahsedildiği gibi 3989 gün karşılığı döviz (ABD Doları) eksik yatırılmış olsa idi bu yetkililer tarafından görülüp talep reddedilmesi gerektiğini oysa prim borcunun tamamı 28.01.2001 tarihi itibariyle yatırıldığını ve vekil edenin yaşlılık aylığı almaya hak kazandığını primin yatırıldığına ilişkin makbuz kuruma verildiğini , ancak kurumda bu makbuz kaybolduğunu yine aynı dosya içerisinde bulunan 60 günlük 4/a kapsamında isteğe bağlı sigorta primleri de yatırıldığı halde dosyaya verilen cevapta bu primin yatırıldığına ilişkin makbuzların da dosyada olmadığı bildirildiğini ayrıca 20.12.2016 tarihli tahsis Yaşlılık Aylığı Tahsis talebine verilen 26.12.2016 tarih ve 53466319-1994 13773/18013293 sayılı Tahsis Talebinizin Reddi, konulu yazılarına verilen cevapta ise 60 gün prim gün sayısının bulunduğu belirtildiğini, SGK Balıkesir il müdürlüğü tarafından bulunamayan bu prim ödemelerine ilişkin makbuzların dosyadan düşürüldüğünü düşündüklerini ve bu hususun Merkez Bankası defteri kebir hesaplarından araştırılması gerektiğini Merkez Bankasına yazı yazılmasını ve gelen cevap doğrultusunda bilirkişiden ek rapor talep edilmesi gerektiğini, müvekkiline yaşlılık aylığı tahsis edildiğini ve 15 yıl süre ile ödenmiş olması da müvekkili açısından kazanılmış bir hak doğurduğunu ve yaşlılık aylığı bağlandığı halde aradan geçen 15 yılın ardından vekil edenden ödeme makbuzu istenilmesi hakkaniyete uygun olmadığını ne müvekkilinin, nede başka bir kurum sigortalısının bu makbuzları ömür boyu saklamak gibi bir sorumluluğu olmadığını belirterek Balıkesir 2. İş Mahkemesinin 2017/416 E. Ve 2018/177 K. sayılı ilamının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
D)Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı :
Bölge Adliye Mahkemesince; "Hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin ön koşullarındandır. Hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Hukuki güvenlik ilkesi, Anayasa’nın tüm maddelerinde zımnen mevcut bir ilkedir. Belirlilik ilkesine göre ise, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu bir takım güvenceler içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup; birey, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye ne tür müdahale yetkisini doğurduğunu, kanundan öğrenebilme imkânına sahip olmalıdır. Birey, ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörüp, davranışlarını düzenleyebilir.
20.05.2006 tarihli 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu'nun 40.maddesinde "Kurumun her türlü işlemleri ve kayıtları elektronik ortamda tutulabilir. Elektronik ortamda yapılan işlemlerin ve saklanan bilgilerin tespit ve tevsikinde Kurum kayıtları esas alınır. Kurum kayıtları, adlî ve idarî merciler nezdinde resmî belge olarak geçerlidir. Kurum kayıtlarına itiraz edilmesi halinde ispat mükellefiyeti itiraz edene aittir." düzenlemesine yer verilmiş ise de; söz konusu yasanın davacının aylık bağlama işleminden beş yıl sonra yürürlüğe girdiği ve elektronik ortamda tutulan kayıtlara itibar edileceği düzenlenmiştir.
Davacıya aylık bağlandıktan yaklaşık 15 yıl sonra hata yapıldığından bahisle aylığın durdurulması ve borç çıkartılması medeni kanunda yer alan objektif iyi niyet kurallarına ve anayasamızda yer alan sosyal devlet anlayışına ve ayrıca hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı görülmüşmüş olup davacının 2015 Eylül ayı itibariyle emeklilik işleminin durdurulması ve 06.11.2015 tarihi itibariyle hizmet iptaline ilişkin kurum işlemi yerinde görülmemiştir.
Davacı kurum işleminin iptali ile birlikte Eylül 2015 maaş döneminden dava tarihine kadar kesilen aylıkların fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 1000 TL faiziyle birlikte iadesini talep etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; Eylül 2015-18.04. 2016 arası iadeye konu aylıkların miktarlarının dava konusu edilen miktarı gececeği açıkca anlaşılmaktadır.Alacak miktarının tamamının ilerde açılacak davada tespiti mümkün olduğundan sosyal güvenlik davalarının acele davalarından olması davanın makul sürede bitirilmesi ilkesi gereği fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava konusu miktara karar verilmiştir." gerekçesiyle
"-Davanın KABULÜ İLE; Davalı kurumun 06.11.2015 tarihli hizmet iptali ve Eylül/2015 ayı aylık durdurma işleminin iptaline
-Davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1000 TL yaşlılık aylığının Eylül 2015-18.04. 2016 arası her bir aylık ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
E)Temyiz:
Davalı vekili: Dava konusu sigortalılık süresine ait ödeme makbuzunun Ziraat Bankası ve Kurum arşivinde bulunamadığını, davacıdan istenmesine rağmen temin edilemediğini, dosya kapsamında İş ve Sosyal Güvenlik Uzmanı bilirkişi raporunda da detaylı olarak değerlendirme yapıldığını, Kurumun işleminde mevzuata aykırı bir durum olmadığını belirterek, usul ve yasaya aykırı BAM kararının bozulmasını talep etmiştir.
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava, yurtdışı borçlanmasını eksik ödediği gerekçesiyle yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptali ve 1000 TL'nin ödenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmakla Bölge Adliye Mahkemesince karar kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; Davacının 26.02.2001 tarihli yaşlılık aylığı talebi üzerine mülga Sosyal Sigortalar Kurumu Balıkesir Sigorta Müdürlüğü'nün 08.01.1999 tarihli ve 1290 sayılı yazısı ile bildirilen toplam 7649 gün SSK ve 1479 sayılı yasaya tabi 1361 gün hizmetinin birleştirilmesi ile 9010 gün üzerinden 4-b yaşlılık aylığı bağlandığı, daha sonra Kurumun 09.11.2015 tarihli 53466319 DYS sayılı yazısı ile yürütülen hizmet güncelleme işlemleri sırasında sigortalıya ait 3989 gün yurt dışı borçlanması ve 60 gün SSK isteğe bağlı sigorta süresi olmak üzere 4049 gün SSK sigorta süresinin teyit edilemediği gerekçesiyle yaşlılık aylığının kesildiği, davacı tarafından yapılan yurtdışı borçlanması kapsamında 6989 gün karşılığı 6989 USD'yi kuruma yatırması hususu 01.03.1995 tarih ve 22742 sayılı yazı ile davacıya tebliğ edildiği, bunun üzerine davacı tarafından 4a kapsamındaki borçlanmaya mahsuben 20.02.1997 tarihinde Ziraat Bankası Balıkesir Şubesinde 3000 USD karşılığı 360.945.000TL (Eski TL) ödendiği, 3989 gün karşılığı 3989 USD ve 01.03.1997-30.04.1997 tarihleri arasında 60 gün 4/a kapsamında isteğe bağlı sigorta süresine ilişkin kurum ve banka kayıtlarında ödeme yapıldığına dair bilgiye ulaşılamadığı ve makbuzun bulunmadığı davacıdan makbuzların istendiği davacı tarafından dosyaya sunulamadığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacı 6989 gün yurtdışı borçlanmasına ilişkin 3989 gün karşılığı 3989 USD ve 60 gün 4/a kapsamında isteğe bağlı sigorta süresine ilişkin ödeme yapmadığından ve kurum kayıtları ile banka kayıtlarında ödeme kaydı mevcut olmadığından, davacının sigortalılık koşulları oluşmadan sigortalılık süresi elde etmesi mümkün değildir. Sigortalılık koşulları oluşmadığı dikkate alınarak davanın reddi yerine hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri gerekçe gösterilerek kabulü hatalıdır.
O halde davalı kurum tarafından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA karar vermek gerekmiştir.
G)Sonuç :
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA,dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.