Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

TÜRK MİLLETİ ADINA

Davacı, borca istinaden konulan haczin kaldırılmasına, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.

Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.

KARAR

Dava borçlu olmadığının tespiti ile 23.09.2009 tarihli ... yazı ile vaz edilen haczin kaldırılması istemine ilişkindir.Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.Dosyadaki kayıt ve belgelerden; dava dışı ... 'in 21.07.2009 tarihli noterce düzenlenen belge ile, ... AŞ’yi temsilen hareket eden ... söze başladı; Şirketimizin maliki bulunduğu adına kayıtlı... gayrimenkuller üzerine, Sosyal Sigortalar Kurumuna olan prim borçlarından dolayı, ipotek konulmasına bu husustaki işlemlerin tamamlanmasına rıza ve muvafakatının bulunduğunu” şeklindeki belge ile muvafakatta bulunduğu ve bu belgeyi davacı şirket yönetim kurulu başkanı olarak imzaladığı görülmüştür.Uyuşmazlık bu belge üzerine, ipotek tesisi işlemleri yapmak yerine, taşınmaz üzerine "kamu haczi" şerhi koydurtan Kurum işleminin geçerli olup olmadığına ilişkindir.Davalı Kurum alacaklarının takibinde 6183 sayılı özel takip hukukuna ilişkin yasa uygulanmakta olup bu yasada işlemlerin nasıl düzenleneceği açıklanmıştır. Kurum işlemlerinin yazılı şekle bağlı olması asıl olup, Hukuk sistemimizde de ipotek tesisinin nasıl olacağı düzenlenmiştir. Bu kapsamda borcun üstlenilmesi sonucunu doğuran "ipotek" vermenin de şekle bağlı olması doğaldır. Medeni Kanun madde 780. madde düzenlemesinde “İrtifak hakkının kurulması için tapu kütüğüne tescil şarttır.” Hal böyle iken Kurumun borçlu dışındaki bir 3. kişinin borç karşılığı ipotek vermeyi kabul etmesi üzerine, tapuda tescil ile yasal ipotek işlemi tesis etmek yerine hukuken ipotek tescilini sağlamayan, noterde düzenlenen ipotek muvafakat belgesine dayanarak haciz uygulaması yoluna gitmesi yasal bir işlem değildir. Aksinin kabulü, davalı idare gibi kamu kurumlarında keyfi uygulamaların oluşmasına neden olacağından kabul edilemez.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın, dava konusu haczi kaldırmak yerine yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 02/12/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***