Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 01.01.2001-01.08.2012 tarihleri arasında hesaplanacak yaşlılık aylığının faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.

Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 01.01.2001-01.08.2012 tarihleri arasında hesaplanacak 139 aylık yaşlılık aylığı alacağının, hakkediş tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece, hükümde yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacının sigortalılık süresi ve yaşlılık aylığına ilişkin açtığı davada İstanbul 3. İş Mahkemesinin K. Sayılı kararı ile davacının 22.03.1985-11.12.2000 tarihleri arasında Bağ kur sigortalılığının geçerli bulunduğunun tespiti ile 01/01/2001 tarihinden itibaren prim borcu bulunmaması şartıyla yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine dair karar verildiği ve Yargıtay Hukuk dairesinin 14/02/2012 tarihli kararı ile onanarak kesinleştiği,01.08.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığının bağlandığı, dava dilekçesi ile talep olunan 5.000 TL alacağın ilk olarak 08.06.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile 55.119,32 TL ye artırıldığı, 28.01.2015 tarihli ikinci ıslah dilekçesi ile 58.254,09 TL yaşlılık aylığı 32.128,29 TL faiz olmak üzere alacağın yükseltildiği, Mahkemenin artırılan bu miktara göre hüküm tesis ettiği, anlaşılmıştır.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. İki taraf da duruşmada hazır iseler ıslah sözlü olarak yapılabilir. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır.

Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur. Ancak, aynı yasanın 176. Maddesine göre aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.

Bu açıklamalardan olarak somut olayda; ödenmeyen yaşlılık aylığı ve faizine ilişkin alacak davası bakımından dava değerinin artırıldığı ikinci ıslah dilekçesine itibar edilerek hüküm kurulması isabetli olmamıştır.

Yapılacak iş; alacak davası bakımından ikinci kez yapılan 28.01.2015 tarihli ıslahın yok hükmünde olduğunun kabulüne göre delilleri bir arada değerlendirip neticesine göre karar vermekten ibarettir.

Kabule göre de, mahkemece davanın kabul edildiği gözetilerek davalı Kurum harçtan muaf olduğundan davacının yatırmış olduğu harcın davacıya iadesine karar verilmesi gerekirken bu konuda karar verilmemesi hatalıdır.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle taraflar yönünden, sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacıya iadesine 23.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

M.O

***