"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalı işverene ait işyerinde 01/07/1998-26/06/2008 tarihleri arasında geçen ve Kuruma eksik bildirilen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işyeri nezdinde 01/07/1998-26/06/2008 tarihleri arasında geçen ve davalı Kurum'a eksik olarak bildirilen sigortalı hizmet sürelerinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile yazılı şekilde karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Öte yandan; 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/8. maddeleri ile Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalıların çalışmalarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilmeleri halinde mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının nazara alınabileceği hükme bağlanmıştır. Yasa'da yer alan 5 yıllık süre hak düşürücü olup mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınması gerektiği gibi davacının aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesinin veya 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının, hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı ve hak düşürücü sürenin kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır.
İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanun'un 79/1.maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin dördüncü kısmında işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi (SSİYön.Madde16) , dört aylık sigorta primleri bordrosu (SSİYön. Madde 17), sigortalı hesap fişi (SSİY. Yön. Madde 18) vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması halinde artık Kanun'un 79/10 (eski 8) maddesinde yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir.
Maddede belirtildiği üzere yönetmelikle tespit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi çalışmaların sigorta müfettiş raporu ile saptanması durumunda da hak düşürücü sürenin geçtiğinden sözedilemeyeceği açıktır. Bir sigortalının askere gitmeden önce çalıştığı işyerini askerliğe müteakip girmesi durumunda hizmet akdi mecburi hizmet nedeniyle kesilmiş olduğundan artık hak düşürücü sürenin oluştuğundan bahsedilemez. Davacıya ödenen ücretten sigorta primi kesilen hallerde, davacının iş ve sosyal sigorta mevzuatının öngördüğü sigorta hak ve yükümlülüklerini yerine getirmesi nedeniyle Kurumun Yasa'dan kaynaklanan denetim ve inceleme görevini yapmaması karşısında hak düşürücü sürenin işlemeyeceği kabul edilmelidir.
Davacının sigortalı çalışmalarının Kurum'a kısmen bildirildiği hallerde, eksik bildirimlere yönelik olarak açılan davada hak düşürücü süre işlemeyecektir. (Hukuk Genel Kurulunun 23.06.2004 gün ve 2004/21-369 E, 2004/371 K. sayılı kararı )
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacıya ait hizmet cetvelinde 01/02/2000-03/06/2000 ile 01/02/2002-20/01/2008 tarihleri arasında davalı işyerinden davacı adına Kurum'a 30 günün altında ve kesintili olarak hizmet bildiriminde bulunulduğu, 20/01/2008 tarihinden sonra dava dışı işyerince Kurum'a hizmet bildiriminde bulunulduğu, davalı işyerinin 10/04/1998 tarihinden itibaren Kömür Madenciliği faaliyetinden dolayı Kanun kapsamına alınmış olduğu, davalı işyerine ait ihtilaf konusu dönem bordrolarının getirtildiği, 28/11/2002, 10/09/2002, 26/12/2002, 17/01/2003, 12/12/2003 ve 30/11/2007 tarihli trafik ceza tutanaklarının dosyaya sunulduğu, 10/09/2002-09/04/2008 tarihleri arasında muhtelif zamanlarda düzenlenmiş yükleme fişlerinde davacıya ilişkin kayıtların yer aldığı, 2003/01-2007/1 dönemine ait ücret bordrolarının getirtildiği, bordrolarda davacının imzasının bulunmadığı, davacının “çoban” olarak köyde hizmette bulunduğu iddialarına karşı 1996-2009 yılları arasına ilişkin olarak düzenlenen köy karar defterinin getirtildiği, alınan bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu, duruşmalarda davacı ve davalı tanıklarının dinlenmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda; duruşmalarda dinlenen yetersiz tanık beyanları ile sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece davacının 01/02/2002 tarihinden önce davalı işyerinde geçtiği iddia olunan hizmetlerinin tespit edilememesi nedeniyle bu tarih öncesi hizmet talebinin hak düşürücü süre yönünden reddolunduğuna dair hükmün kurulduğu anlaşılmakla yapılacak olan araştırma ve inceleme neticesi hizmet sürelerinin ispatlanması halinde bildirimi yapılan hizmet süreleri ile birlikte tespit olunan bu hizmet süreleri arasında blok çalışmanın varlığının kabulü ile bir sonuca gitmek gerekir.
Yapılacak iş; davacıya davalı işyerinde hangi dönem şoför hangi dönem yeraltı maden işçisi olarak hizmette bulunduğunu açıklattırmak suretiyle ihtilaf konusu dönem içerisinde kayıtlı işyeri çalışanlarının re'sen belirlenerek bunların yöntemince beyanlarına başvurmak, gerektiğinde Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığıyla davalı işyerine komşu işyerlerini tespit edip bu işyerlerinin uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı çalışanları, yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra davacının davalı işyeri nezdinde geçen çalışmasının sürekli ve kesintisiz çalışma olduğunun anlaşılması halinde bu hizmet süreleri yönünden hak düşürücü sürenin söz konusu olamayacağını göz önünde bulundurarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma neticesi yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı ve davalı Kurum ile davalı işyeri vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden taraflardan davacı ve davalıya iadesine, 13/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.