"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : 1-Sosyal Güvenlik Kurumu Vek.Av. ...
2-... Vek.Av....
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının müteveffa eşinin tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Yasal dayanağı 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri olan bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği ya da çalıştıklarının Kurumca tespit edilip edilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu yasal koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, Kanun'un kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmasının konusu, sürekli kesintili mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenmeli, işyerinin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve posta başı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlendikten sonra ücret konusu üzerinde durulmalı, tespiti istenilen sürenin evvelinde ve sonrasında beyyine başlangıç sayılabilecek ödeme belgeleri ve sair bu nitelikte bir belge yoksa Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunun m.288 de yazılı sınırları taşan ücret alma iddialarında yazılı delil aranmalı, bu sınırlar altında kalan ücret alma iddialarında ücret miktarları tanıklardan sorulmalı, 506 sayılı Yasa'nın 3/B-D maddeleri ile 5510 sayılı Yasa'nın 6/a-c maddelerinde de olduğu gibi ücretin sigortalı sayılmanın koşulu olan durumlarda ücret alma olgusunun var olup olmadığı özellikle saptanmalıdır. Bu davalarda işverenin kabulünün tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı göz önünde tutulmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Yukarıda açıklanan hususlar, yeterli ve gerekli bir araştırmayla ve deliller hep birlikte değerlendirilerek aydınlığa kavuşturulduktan sonra o çalışmanın sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, ya da ne zaman bu niteliğe kavuştuğu yönü üzerinde durulmalı ve çalışmayı kapsama alan yasanın yürürlük tarihinden sonraki dönem için hizmetin tespitine karar verilmelidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı adına davalı işyerinden işe giriş bildirgesinin verilmediği ve hizmet bildiriminde bulunulmadığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacının eşinin davalıya ait şoför mahallinde aracı kullanırken geçirdiği kaza sonucu vefat ettiği, bazı tanıkların hatır taşımacılığı olduğunu beyan ettikleri, bir bordro tanığının çalışmayı doğruladığı, tanıkların davacının eşinin icra nedeniyle bağlı olduğu hususunda ortak beyanda bulundukları, bazı tanıkların bu nedenle canı sıkıldığından uzun yola çıktığını beyan etmelerine rağmen, bazı tanıkların aracı bağlı olduğu gerekçesiyle çalıştığını beyan ettiği, tanık beyanları arasındaki çelişkinin tarafsız bordro ve komşu işyeri tanığı dinleyerek giderilmeden sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davalıya ait aracı uzun yolda davacının eşinin aracı kullanırken geçirdiği trafik kazası sonucu vefat ettiği, araçta şoför olarak çalışan kişinin de yolcu mahallinde olduğu gözetilerek, söz konusu nakliye aracının kaza tarihindeki, yıl işyerinde saklanması zorunlu olan, takograf kayıtlarının getirtilerek davacının şoför olarak kayıtlı olup olmadığını tespit etmek, Karayolu taşımacılığında ücretli olarak çalışan sürücülerin çalışma ve dinlenme sürelerine ilişkin ilkeler çerçevesinde kaza günündeki taşımanın kaç şoförle olacağını ilgili kurumdan sormak, davacının eşinin adına kayıtlı ticari aracın kayıtlarını getirtmek, tespit istenen dönemde icra nedeniyle bağlı olup olmadığını tespit etmek, davacının dinlenen kamu tanıklarının davalının başkanı olduğu kooperatifin üyeleri olduğundan tarafsız olmadıklarını beyan ettiğinden, söz konusu kooperatifin üyesi olmayan veya eski üyesi olan tarafsız komşu işyeri tanıklarını tespit ederek dinlemek, ayrıca talep edilen dönemde çalışması bulunan ancak halen davalı yanında çalışması olmayan tarafsız bordro tanıklarını tespit ederek dinlemek, dava konusunun kamu düzenini ilgilendirildiği gözönüne alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.