"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
: 2-...
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 4/a kapsamında geçen 449 günlük sigortalılık süresinin geçerli olduğunun ve 01.04.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine, daha önce bağlanmış olan aylıklarının durdurulduğu tarihten itibaren aynen ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının ... nezdinde 4/a kapsamında geçen 449 günlük sigortalılık süresinin geçerli olduğu hususu ile 01.04.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ve daha önce bağlanmış olan aylıklarının durdurulduğu tarihten itibaren aynen ödenmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair hüküm kurulmuştur.
Uyuşmazlık nitelikçe 506 sayılı Yasa'nın 79. (5510 sayılı Yasa'nın 86/8.) maddesinden kaynaklanan, davacı adına bildirilen ancak Kurumca iptal edilen hizmetlerin tespitine ilişkindir.
Bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilir ise de, çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların, davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve uyuşmazlık konusu dönemi kapsar biçimde çalışmaları işverenin resmi kayıtlarına geçmiş bordro tanıkları ya da komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir.
506 sayılı Yasanın 2. (5510/4-1-a) maddesinde, bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar bu kanuna göre sigortalı sayılacağı hükmü düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre sigortalı olabilmenin koşulu hizmet aktine dayalı olarak çalışmaktır. Bu kapsamda öncelikle hizmet aktinin unsurlarına bakmak gerekmektedir.Hizmet akdinin unsurları ise; 1-Hizmetin belirli veya belirli olmayan bir zaman içinde görülmesi, 2-Hizmet akdinin konusu olan edimin işverene ait işyerinde yerine getirilmesi 3-Edimin ifası sırasında işverenin denetim ve gözetimi altında bulunması 4-Edimin ücret karşılığında yapılması ve ücretin zaman esası üzerinden saptanmasıdır. Ücret zaman itibariyle olmayıp yapılan işe göre verildiği takdirde dahi belirli ya da belirli olmayan bir zaman için alınmış veya çalışılmış oldukça hizmet akdi yine mevcuttur. Hizmet akdinde emir ve talimat yetkisi işçinin çalışma yerinin, işe başlangıç ve sona eriş saatinin işverence tespiti biçimindedir.
Hizmet akdinin belirleyici ve ayırıcı unsurları zaman ve bağımlılıktır. Zaman ve bağımlılık unsurlarını birlikte gerçekleştirecek biçimde çalışmanın varlığı halinde aradaki ilişkinin hizmet akdine dayalı olduğunun kabulü gerekir. Bu anlatımlar ışığında sigortalı olabilmek için işverenin denetim ve gözetimi altında fiilen çalışmak esastır. Fiili bir çalışma olmadan prim ödenmek suretiyle sigortalılık elde edilemez.
Sigortalı statüsünde olmayan, sigortalı niteliği taşımayan bir kimsenin sigortalılık süresinden söz etme olanağı bulunmamaktadır. Olağan olarak sigortalılık niteliği, taraflar arasında iş sözleşmesi ilişkisinin kurulması ve çalışmaya/çalıştırılmaya başlanması ile kazanılmakta olup, yazılı olarak düzenlenen veya sözlü olarak benimsenen sözleşme ile birlikte, sigortalılığın oluşumu yönünden eylemli (fiili = gerçek) çalışma olgusunun varlığının da kanıtlanması gerekmektedir. Kuruma verilen ve çalışmayı (hizmeti) ortaya koyabilecek belgeler; gerek 506 sayılı Kanunda, gerek 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda, gerekse anılan Kanunlara dayanılarak hazırlanan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği (SSİY)'nde açıklanmış olup, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, eylemli çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. Bu tür sigortalı hizmetlerin belirlenmesine ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup, mahkemece, tarafların gösterdiği/sunduğu deliller ile yetinilmemeli, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır.
Diğer taraftan, 506 sayılı Kanunun 130. maddesinde, bu maddenin uygulamasında teftiş, kontrol ve denetleme yetkisine sahip olanlar tarafından düzenlenen tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu, Kurumun, sigorta yoklama memurları aracılığıyla işyerlerinin mevcut durumları, faal olup olmadığı, sigortalı çalıştırılıp çalıştırılmadığı, çalıştırılıyorsa kimlerin, hangi sürede ve ücretle çalıştırıldıkları ve kendilerine verilecek benzeri görevlerde inceleme, araştırma, tespit ve yoklama yaptırabileceği hüküm altına alınmıştır. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 59. maddesinde ise, bu Kanunun uygulanmasına ilişkin işlemlerin denetiminin, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eliyle yürütüleceği, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında belirledikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin, yemin dışında her türlü kanıta dayandırılabileceği, bunlar tarafından düzenlenen tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu, bu Kanunun uygulanması bakımından, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının, 4857 sayılı İş Kanununda belirtilen denetim, teftiş ve kontrol yetkisine de sahip oldukları belirtilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; davacı adına davalı işyerince 03/08/2010-01/03/2011 tarihleri arasında 423 gün Kurum'a hizmet bildiriminde bulunduğu, davalı işyerinin 24/11/2004-17/03/2012 tarihleri arasında ayakkabı saya dikimi faaliyeti nedeniyle Kanun kapsamına alınmış olduğu, davalı işyeri sahibinin 14/05/2004 tarihinden itibaren sayacılık, cep telefonu ve aksesuarları satışı, fatura tahsilatı faaliyetlerinden dolayı vergi kaydının bulunduğu, davacının hizmet sürelerinin iptaline esas alınan 13/11/2011 tarih 2011/607 sayılı ... Denetmen Raporuna dayanak olan 28/08/2011 tarihli işyeri tespit tutanağında davalı işvereninin ayakkabı saya dikimi işinde uğraştığı ayrıca kontor satışı işinde olduğu, ... ve 'i tahsilat yapmaları için çalıştırdığını, bu işçileri soya işinde çalıştırmadığını beyan ettiğinin belirtildiği, bunun üzerine Kurum tarafından davacının yaşlılık aylığı bağlanma şartlarını kaybetmesi nedeni ile bağlanan yaşlılık aylığının başlangıç tarihi itibariyle iptal edildiği, 01.04.2012-01.08.2012 tarihleri arasında yersiz olarak ödenen aylık tutarı olan 2804,35 TL nin faiz hariç olmak üzere davacı adına borç kaydedildiği, yapılan zabıta araştırması neticesi davalı işveren ...'ın babası 'a ait olan işyerini 2009-2012 yılları arasında kontür alım satım işi için ofis olarak kullandığı, ...'ın 4 (dört) işçisinin dükkanda bulunmayıp seyyar olarak köylerde ve beldede kontür satışı yaptıkları, davalının işleri bilgisayar üzerinden takip ettiği, davalı işyeri ile ilgili kira kontratı yapılmadığının 03.01.2014 tarihinde tutanağa bağlandığı, yine davalının babası 'a ait bayisiine komşu işyerlerinin tutanağa bağlanmak suretiyle Mahkeme'ye bildirildiği, yargılama esnasında alınan bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu, duruşmalarda kamu tanıklarının dinlendiği, tanıkların beyanlarında davacının ihtilaf konusu dönemde davalının bayisiinde işçi olarak , köylerde ve beldede fiilen kontür satışı işinde çalıştığını özet olarak belirttikleri ve sonucuna göre yazılı şekilde hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının davalının ayakkabı saya dikimi faaliyetinde bulunduğu işyerinde değil, davalıya ait telefon bayiisi işyerinde geçen fiili hizmetlerinin bulunduğu gerek zabıta denetimi neticesi düzenlenen tutanak gerek ise de tanık beyanları ile sabittir. 5510 sayılı Yasa'nın 59/2. maddesi gereğince Kurum'un denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin aksi ispat edilemediğinden davanın reddi gerekir iken Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi; usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.