"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, sigortalı işçilere ödenen yol yardımının sigorta primine esas kazanca dahil edilmesi nedeni ile tahsil edilen prim tutarının iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacı şirketin ihale ile aldığı işlerde çalışan sigortalılara ödenen yol yardımlarının sigorta primine esas kazanca dahil edilmemesi gerektiğinin tespitine,davalı kurum tarafından yersiz olarak alınan sigorta primi ile işsizlik primlerinin yasal faizi ile kurumdan tahsiline ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden , ile davacı şirket arasında 01.01.2005-31.12.2007 döneminde 10 adet ayrı ihale ile hizmet alım sözleşmesi imzalandığı, davacı şirketin bazı ihaleleri ,diğer şirketlerle birlikte iş ortaklığı şeklinde aldığı, ancak aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğu halde iş ortaklığını oluşturan diğer şirket davaya dahil edilmeden karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu olan hak, birden fazla kişi arasında ortak olup da, bu hukuki ilişki hakkında, mahkemece, bütün ilgililer için aynı şekilde ve tek bir karar verilmesi gereken hallerde, dava arkadaşlığının maddi bakımdan mecburi olduğunun kabulü gerekir. Diğer bir ifadeyle, bir hakkın, birden fazla kişi tarafından, birlikte veya birden fazla kişiye karşı kullanılmasının zorunlu olduğu hallerde, bu hak dava konusu edildiği zaman, o hakla ilgili birden fazla kişi zorunlu dava arkadaşı durumundadır. Dava arkadaşlığının hangi hallerde mecburi olduğu maddi hukuka göre belirlenir. Zorunlu dava arkadaşlığında; dava arkadaşları arasındaki ilişki çok sıkı olduğundan, davada birlikte hareket etmek durumundadırlar. Mahkeme ise, dava sonunda, zorunlu dava arkadaşlarının hepsi hakkında aynı ve tek bir karar verecektir. Zorunlu dava arkadaşlığında, dava konusu olan hak tektir ve dava arkadaşı sayısı kadar müddeabih bulunmamaktadır.
Bazı hallerde ise, birden fazla kişiye karşı birlikte dava açılmasında maddi bir zorunluluk olmadığı halde, kanun; gerçeğin daha iyi ortaya çıkmasını, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin doğru sonuca bağlanmasını sağlamak için, birden fazla kişiye karşı dava açılmasını usulen zorunlu kılmıştır ki, bu durumda şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığı söz konusudur. Böyle bir davada, dava arkadaşları hakkında tek bir karar verilmesi veya dava arkadaşlarının hep birlikte ve aynı şekilde hareket etme zorunluluğunun varlığından söz edilemez.
Adi ortaklık; Türk Borçlar Kanunu 620/1. maddesinde “Adi ortaklık sözleşmesi, iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi -üstlendikleri sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, birbirlerinin kabiliyet ve şahsiyetlerine güvenen, eşit ve aynı durumda olan kişilerin, müşterek amacın gerçekleştirilmesini sağlayacak vasıtaları (sermaye paylarını) ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir şahıs birliğidir.
İş ortaklığının doktrin ve Yargıtay kararlarına göre adi ortaklık olarak kabul edilmesi sebebiyle tüzelkişiliği yoktur.
Bu nedenle aktif ve pasif taraf ehliyeti tüm ortaklara aittir ve ortaklar arasında mecburi dava arkadaşlığı vardır. İş ortaklığı adına üçüncü kişiler aleyhine açılacak davaların bütün ortaklar tarafından açılması gerekir.
Somut olayda; iş ortaklığı şeklinde ihale alındığı sabit olan işler bakımından iş ortaklığını oluşturan şirketler davada taraf haline getirilmeksizin sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, aralarında mecburi dava arkadaşlığı olan iş ortaklığını oluşturan diğer şirket/şirketlerin, davaya dahil edilmesi için davacıya süre vermek, taraf teşkilini sağlamak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 23.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
GC