Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı, fiili olarak çalıştığı günlerin iptaline ilişkin kurum işleminin iptaline, hizmet döküm belgesindeki çalışmaların kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.

Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava, davacının sicil sayılı tescil dosyasında işlem gören bina inşaatı işyerinde ve diğer işyerlerinde işveren yanında fiilen çalıştığının tespiti ve pirim ödendiği halde sayılmayan günlerinin sigortalı sayılarak ilgili kurum işleminin iptali istemlerine ilişkindir.

Mahkemece, davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 25/10/2010 tarih ve 2010/215 no lu Kontrol Memurluğu raporu ile “31/12/2007 tarihinden sonra söz konusu bina inşaatından yapılan sigortalı bildirimlerinin fiili çalışma ilişkisine dayanmayan gerçek dışı bildirim olduğu, ait söz konusu özel bina inşaatının 31/12/2007 tarihinde Kanun kapsamından çıkarılması gerektiği, 31/12/2007 tarihinden sonra yapılan bildirimlerin fiili çalışma olmaması nedeniyle iptal edilmesi gerektiği”nin sonuç olarak belirtildiği, rapora dayanak tutanak ile işyeri çalışanı, komşu işyeri sahibi olan kişiler ve işyeri sahibi beyanlarına müracaat edildiği, beyanlarında özet olarak “işyerinin 6 bloktan oluştuğu, 2 blokun Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nca iptal olunduğu, inşaatın 2007 yılı sonunda bitirildiği, 2008 yılından itibaren herhangi bir inşaat çalışması olmadığı, yapılan bildirimlerin de ın geçirmiş olduğu ağır yaralanma nedeniyle takip edilmeyerek sehven yapıldığı”nın belirtildiği, Kurum tarafından davacının 10/02/2010-30/08/2010 tarihleri arası dava dışı nezdinde geçen çalışmalarının fiili çalışmaya dayanmaması nedeniyle iptal edildiği, davacı adına düzenlenen 05/10/2004 tarihli ve sonraki tarihli işe giriş bildirgelerinden davacının dava dışı nezdinde geçen çalışmalarının olduğu, dava konusu çalışmaların geçtiği sicil no lu işyerinin 07/10/2005 tarihinde bina inşaatı faaliyetinden dolayı Kanun kapsamına alınmış olduğu, yargılama esnasında... ihtilaf konusu çalışmaların geçtiği bina inşaatına ilişkin olarak düzenlenen 02/06/2005 tarihli yapı ruhsat belgesi ile yapı kullanma izinlerinin dosyaya getirtildiği, 2010/2-8 ay arası dönem bordrolarının dosyaya sunulduğu,. sayılı dosyasında konu ile ilgili olarak görülmekte yargılamanın devam etmekte olduğu, yapılan zabıta araştırması ile davacının belirtilen beş inşaat işyerinden kalıpçı, beton döküm ustası, beton mastır çekiminde kalıp sökümü ustası olarak 10/02/2010-30/08/2010 tarihleri arasında çalıştığının tespitin yapıldığı hususunun 10/03/2015 tarihinde tutanağa bağlanmak suretiyle Mahkeme'ye bildirildiği, duruşmalarda davacı tanıkları ile bordrolu dönem tanıklarının dinlendiği anlaşılmaktadır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 59/2. maddesinde “Kurum'un denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü yer almaktadır.

Somut olayda, dosya kapsamında toplanan delillerden davacının davalı nezdinde çalıştığı sabit olmakla birlikte dava konusu sicil no lu işyerinde bildirilen hizmetlerin fiili ve gerçek çalışmaya dayanmadığı ortadadır. Davacının hizmetlerinin dava dışı işyeri sahibinin başka sicil no lu işyerinde bildirilmesi gerekir iken davaya konu sicil no lu bina inşaatı olarak tescilli işyerinden bildirilmiş olması hatalı olup Kurum işlemi bu yönüyle yerindedir. O halde, 5510 sayılı Yasa'nın 59/2. maddesi gereğince Kurum'un denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin aksi ispat edilemediğinden davanın reddi gerekirken Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi; usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

E.M

***