Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, davacılar ile davalılardan San. Tic. Ltd. Şti, ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, kanuni gerektirici sebeplere göre temyiz eden davalılar vekilinin tüm, davacılar vekilinin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine.

2-Dava, 30.07.2010 tarihli iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerinin tazminat istemlerine ilişkindir.

Mahkemece, davacıların maddi tazminat talebini içeren davasını atiye terk etmesi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacının ileride yeni bir dava açmakta muhtariyetine, davacı eş için 12.000,00-TL çocuklar için ise ayrı ayrı 5.000,00'er-TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

Gerek 818 sayılı Borçlar Kanununun 47 .maddesi, gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalı yakınlarına verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

./..

Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez ve yine 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de açıklandığı üzere zarar görenin müterafik kusurunun varlığı halinde bu durumun manevi tazminatın takdirinde göz önünde bulundurulması gerekir.

Bu açıklamalar sonrasında somut olayda; tarafların sosyal ekonomik halleri, kusur durumları ile iş kazası tarihi gözetildiğinde davacılar için hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının ayrı ayrı az olduğu bellidir.

Bunun yanında karar tarihinde geçerli olan 2014 yılı A.A.Ü.T.'nin 10/1 maddesinde manevi tazminat davalarında avukatlık ücretinin hüküm altına alınan miktar üzerinden tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği, aynı tarifenin 10/2 maddesinde ise manevi tazminat davasının kısmen reddi durumunda davalı yararına hükmolunacak vekalet ücretinin davacı için belirlenen ücreti geçemeyeceği, 10/4 maddesinde manevi tazminat davasının maddi tazminat davası ile birlikte açılması durumunda manevi tazminat bakımından vekalet ücretine ayrı bir kalem olarak hükmedileceği, 3/2 maddesinde ise ret sebebi ortak olan davalılar lehine tek vekalet ücretinin verileceği belirtilmiştir.

Halin böyle olması karşısında somut olayda müşterek vekille temsil olunan davalılar Tic. Ltd.Şti. ile ...'na ayrı, davalı ...'a da yine ayrı bir vekalet ücretine hükmolunmasının doğru olmadığı açıktır.

O halde, davacıların bunları amaçlayan temyiz itirazı kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.

Yapılması gereken iş; davacılar yararına daha uygun miktarlarda manevi tazminata hükmederken yine haklarında açılan davaların reddi sebebi ortak olan davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin karar yerinde gözetilmesidir.

SONUÇ:Kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine, 21.06.2016 gününde oy birliğiyle karar verildi.

***