Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmün davacı ve Kurum vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 13.10.2007-21.01.2011 tarihleri arasında Limited Şirketinde, 21.01.2011-12.06.2013 tarihleri arasında Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece, dava kısmen kabul edilerek, davalı Ltd. Şirketine açılan davanın reddine, davacının davalı Ltd. Şirketine ait sicil numaralı işyerinde 01.12.2011-12.06.2013 tarihleri arasında hizmet akdi ile sigortasız olarak çalıştığının tespitine, Kuruma bildirilen süreler yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.

Somut olayda; davalı Ltd. Şti.'nin “özel okul, dershane işletmeciliği” işinden 21.01.2011 tarihinde kapsama alındığı ve halen faal olduğu, 05.10.2010 tarihinde vergi mükellefiyetinin başladığı ve yine 05.10.2010 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, diğer davalı'de bulunan Ltd. Şti.'nin ise “bilgisayar kurs işletmesi” işinden 01.01.1991 tarihinde kapsama alındığı ve halen faal olduğu, 01.10.2003 tarihinde vergi mükellefiyetinin başladığı ve 19.03.1990 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, davacının davalı Ltd. Şti. işyerinde 21.01.2011-30.11.2011 tarihleri arasında 311 gün hizmetinin bildirildiği, dava konusu dönemde çakışan başka hizmetinin olmadığı, Ltd. Şti.'nin Ocak 2011-Mart 2014 arası dönem bordroları ile Ltd. Şti.'nin Ocak 1991-Haziran 2014 arası dönem bordrolarının getirtildiği, davalı Ltd. Şti.'nin 2011/Aralık-2013/Haziran ayları arası davacıya ilişkin Aylık Prim ve Hizmet Belgelerinin olduğu, davacı tanıkları ve davalı bordro tanıklarının

.../...

- dinlendiği, davalı Ltd. Şti.'ne ait Ocak 1991-Haziran 2014 arası dönem bordroları getirtilmiş olmasına karşın bu işyerinde çalışan bordro tanıklarının mahkemece re'sen dinlenmediği, komşu işyeri tanıklarının araştırılmadığı, özellikle davalı bordro tanığı ...'in davacının davalı Limited Şirketinde geçen çalışmalarını kısmen doğrulaması karşısında, mahkemece re'sen tespit edilecek bordro tanıklarının ve komşu işyeri tanıklarının dinlenmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Öte yandan, 11.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanunun 64. maddesiyle 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7. maddesine eklenen fıkrada, 5510 sayılı Kanun ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi hariç olmak üzere dava açılmadan önce Kuruma başvurulmasının zorunlu olduğu, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, davanın Kuruma resen ihbar edileceği, davaya davalı yanında feri müdahil olarak katılan Kurumun, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabileceği belirtilmiştir. 6552 sayılı Kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesi sırasında sunulan kanun teklif gerekçesinde 54. maddede 5510 sayılı Kanun ile diğer sosyal güvenlik mevzuatı uygulamasından kaynaklanan davalarda, dava açılmadan önce Kuruma müracaat şartı getirildiği ve yargı yoluna başvurulmadan önce idari aşamada uyuşmazlıkların çözümlenmesinin amaçlandığı, diğer taraftan hizmet akdi nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile sigortalılar tarafından işveren aleyhine açılan davalarda dava, Sosyal Güvenlik Kurumuna re'sen ihbar edilerek Kurumun bu davalarda artık davalı taraf olmaktan çıkarılması, ihbar üzerine davaya davalı yanında fer'i müdahil olarak katılması, davalı taraf başvurmasa dahi kanun yollarına başvurabilmesinin hedeflendiği belirtildikten sonra, Kurum bu davada taraf olmayıp fer’i müdahil olacağı için dava sonucu verilen kararda Kurum aleyhine yargılama giderlerine hükmolunmayacağı ifade edilmiştir. Kanun teklifinde “7 nci maddeye bu Kanunla eklenen dördüncü fıkra hükmü, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalarda da uygulanır.” hükmü Geçici 3. madde olarak öngörülmüşken Kanunun TBMM tarafından kabulü aşamasında anılan maddeye yer verilmemiştir. Şu durumda, 6552 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılan davalarda da bu maddenin uygulanacağına dair bir geçiş hükmüne kanunda yer verilmediği anlaşılmaktadır.

Davanın 6552 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açıldığı, daha sonra yürürlüğe giren Kanunun konuya ilişkin geçiş hükmü içermediği ve hatta kanunun Mecliste görüşülmesi aşamasında bu yöne ilişkin düzenlemenin kanun koyucu tarafından benimsenmediğinin anlaşılması karşısında 5521 sayılı Kanunun 7. maddesine eklenen 4. fıkranın 11.09.2014 tarihinden önce açılan davalarda uygulanamayacağı açıktır.

Yapılacak iş, Kurumun iş bu davada feri müdahil değil davalı olduğunu kabul etmek, davalı bordro tanığı ...'in davacının davalı Boncuk Bilgisayar Denizcilik Müşavirlik Limited Şirketi işyerinde geçen çalışmalarını kısmen doğrulaması da dikkate alınarak, dönem bordrolarından ihtilaflı dönemde kayıtlı ve tarafsız tanıklar mahkemece resen saptanmak suretiyle bunların bilgilerine başvurmak, ..., zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği, süresi ve gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davacı ve davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacıya iadesine, 20/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

MG

***