"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
2-... Vek Av. ...
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Temyiz olunan karar HMK’nın 366. maddesi gereğince yasal temyiz süresinin geçirilmesi nedeniyle temyiz isteminin mahkemece reddine ilişkindir.
Temyiz isteminin reddine ilişkin karara yöneltilen temyiz dilekçesi süresinde ise de, işin esasına ilişkin yerel mahkeme kararının yasal süre içerisinde temyiz edilmediği anlaşılmaktadır. Gerçekten, hüküm İş Mahkemesinden verilmiştir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun yürürlükte bulunan 8. maddesi hükmüne göre İş Mahkemelerinden verilen kararların 8 gün içerisinde temyiz olunması gerekir.
Davalı tarafa 24.06.2015 tarihinde gerekçeli karar tebliğ olunmasına karşın yasal 8 günlük süre geçirildikten 03.07.2015 tarihinde temyiz edilmiş, temyizin yasal süreden sonra yapılması nedeniyle mahkemece 07.07.2015 tarihli Ek Karar ile temyiz talebinin süre yönünden reddine karar verilmiştir. Mahkemece verilen bu karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan temyizin reddine ilişkin kararın ONANMASINA, 09.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
2-Dava, davacının 20.09.1996-20.08.1998 tarihleri arasında eksik bildirilen günlerin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten; sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak sigortalılıktan söz edilemez.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30/06/1999 gün 1999/21-549-555- 03/11/2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, davacının hizmet cetveline göre davalıya ait işyerlerinden 20.09.1996-30.11.96-70 gün, 24.04.1997-23.06.1997-58 gün, 08.07.1997-01.08.1997 arasında 25 gün çalışmasının bildirildiği, Hava İkmal Bakım Komutanlığındaki davalıya ait işyerlerinde inşaat ustası olarak çalıştığını beyan ettiği, tespit istenen dönemde başka işyerinde çalışmasının olmadığı, tespit istenen dönemde davalı işyerlerinin kanun kapsamında olup olmadığının anlaşılamadığı, işe giriş bildirgelerinin dosya arasında olmadığı, tanık beyanlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığı, davacının çalışma olgusunun yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmediği, anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, öncelikle davacının şahsi sicil dosyasının ve işe giriş bildirgelerinin, davalıya ait Hava İkmal Bakım Komutanlığında kurulu işyerlerinin Kanun kapsamında olduğu tarihlerin ve tüm bordrolarını Kurumdan getirtmek, Hava İkmal Bakım Komutanlığından tespit istenen dönemde inşaat işleri ile ilgilenen personelin isim listesini istemek, bu döneme ilişkin nizamiye kayıtlarında davacının isminin olup olmadığını ve Komutanlık bünyesinde davalı tarafından yapılan inşaatları ve yapıldığı tarihleri sormak, davacının çalışmasını bilebilecek olan dönem içinde kayıtlı ve tarafsız bordro tanıklarını ve Komutanlık bünyesinde çalışan personeli dinlemek ve çalışmanın niteliği ile sürekli bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, dinlenen tanıkların ekinde işyeri tescil belgesi olacak şekilde hizmet cetvelini istemek, davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden ...'e yükletilmesine
09.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
..