Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 01.02.2007- 01.08.2009 ve 01.11.2009- 16.05.2011 tarihleri arasında davalı işverenin değişik işyerlerinde geçen ve davalı Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulü ile davacının davalıya ait iş yerinde 01.02.2007- 01.08.2009 ve 01.11.2009- 16.05.2011 tarihleri arasında kesintisiz ve asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.

Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı, Kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalıya ait 1076091 sicil nolu özel bina inşaatı işyerinin 10.09.2009 tarihinde Kanun kapsamına alındığı ve 30.06.2010 tarihinde kapsamdan çıktığı, 1087759 sicil nolu bina inşaati işyerinin ise 01.03.2011 tarihinde kapsama alındığı ve halen faal olduğu, davalıya ait işyerlerinin dönem bordrolarının getirtildiği, davacının dava konusu dönemde davalıya ait işyerinden bildirilen hizmeti ve çakışan başka hizmeti olmadığı, davacı tanıkları ve bordro tanığı ...'nın dinlendiği, bilirkişi raporu alındığı anlaşılmaktadır.

Somut olayda, davacıya davalıya ait hangi inşaat işyerlerinde hangi tarihler arasında çalıştığı açıklattırılarak bu inşaatler ayrı ayrı ortaya konulmadan, 1076091 sicil nolu bina inşaatı işyerinin Kanun kapsamına alındığı 10.09.2009 tarihinden önce davalıya ait başka inşaat işyeri olup olmadığı araştırılarak tespit edilmeden sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.

Mahkemece yapılacak iş, davacıya davalıya ait hangi inşaat işyerlerinde hangi tarihler arasında çalıştığını açıklattırmak suretiyle bu inşaatleri ayrı ayrı ortaya koymak, 10.09.2009 tarihinden önce davalıya ait inşaat işyeri olup olmadığını araştırmak, bu kapsamda ilgili Belediye Başkanlığından davalıya ait bina inşaatlerinin başlaması, kontrolü ve sona ermesine ilişkin tutanakları getirtmek, davalının vergi mükellefi olup olmadığını vergi dairesinden sormak, böylece davalıya ait işyerinin faal olduğu dönemleri ve davacının işe giriş ve çıkış sürelerini net olarak belirleyerek gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmadan eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***