"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 07.09.2007 tarihinde davalı işverene ait işyerinde çalışırken sağ elinden yaralandığı, SGK Başkanlığı Maluliyet ve Sağlık Kurulları Dairesi Başkanlığınca % 23,2 oranında Sürekli iş göremezlik derecesinin tespit edildiği, davalı tarafın belirtilen orana itirazı üzerine SSYSK'nın 04.05.2012 tarihli kararıyla sürekli iş göremezlik derecesinin % 18,2 olarak belirlendiği ve davacı vekilinin 19.12.2012 tarihli celsede belirlenen bu orana bir itirazlarının olmadığını beyan ettiği, davalı tarafın itirazı üzerine ATK 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 27.12.2013 tarihli kararıyla sürekli iş göremezlik derecesinin % 20,2 olarak belirlendiği, ve yine davalı tarafın itirazı üzerine Adli Tıp Genel Kurulunun 30.10.2014 tarihli kararıyla sürekli iş göremezlik derecesinin % 23,2 olarak belirlendiği ve bu oranın hükme esas alındığı anlaşılmaktadır.
Usuli kazanılmış hak kavramı, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (...nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T.. 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Somut olayda davacı tarafın SSYSK tarafından belirlenen % 18,2 oranında belirlenen sürekli iş göremezlik derecesine itiraz etmemiş olmasına rağmen davalı taraf yararına usuli kazanılmış hak dikkate alınmadan sonuca gidilmiş olması isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş, davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşturan % 18,2 sürekli şi göremezlik derecesi esas alınarak miktar itibariyle de kazanılmış haklar göz önünde bulundurularak maddi tazminat hesabı sonucunda karar vermek ve manevi tazminat miktarını da yine bu oran üzerinden takdir etmektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan bozmayı gerektirmektedir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 29/09/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.