"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, emekliliğin iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının Kurum'un 15 gün hizmet süresini iptal etmesi nedeniyle emeklilikten dönülmesine ilişkin işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, somut olayda davacının Kurum tarafından iptal edilen ve dava dışı işyerinde geçtiği iddia olunan hizmet süreleri içerisinde fiili çalışma olgusunun ispatı konusunda, Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacıya ait hizmet cetvelinden davacının 01/08/2011-15/08/2011 tarihleri arasında toplam 15 gün yurt içi fiili hizmetinin dava dışı işyerince Kurum'a bildirilmiş olduğu, 4697 gün yurt dışı hizmet borçlanması yaptığı, bu şekilde toplam 5012 gün hizmetinin bulunduğu, 13/09/2011 tarihli tahsis talebine istinaden 506 sayılı Yasa Geç.81 madde kapsamında 01/10/2011 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı, Kurum'un 30/06/2014 tarih ve YA/2014/90 sayılı denetmen raporu ile ifadesine müracaat edilen dava dışı işyeri çalışanlarının davacıyı tanımadıklarını beyan etmeleri üzerine tutulan tutanak esas alınmak suretiyle davacının bu işyerince Kurum'a bildirilen hizmet sürelerinin iptal edildiği, yaşlılık aylığı koşullarının ortadan kalkması nedeniyle almakta olduğu yaşlılık aylığının da iptal edildiği, dava dışı işyerine ait 2011/08. dönem bordrosunun dosyaya sunulduğu, yapılan zabıta araştırması neticesi davacının belirtilen dava dışı işyerinde çalıştığının tespit edildiğinin tutanağa bağlanmak suretiyle Mahkeme'ye bildirildiği, Emniyet Müdürlüğü'ne ait cevabî yazı ile davacının belirtilen tarihte yurt içerisinde bulunduğunun tespit edildiği, duruşmalarda Kurum işlemine dayanak işyeri tespit tutanağında adı geçen kamu tanığı ile davacı bordro tanığı ve re'sen belirlenen bordro tanığının dinlendiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, Mahkemece duruşmalarda dinlenen tanıkların yetersiz ve çelişkili beyanları ile sonuca gidildiği anlaşılmakla duruşmalarda dinlenen tanık beyanları arasındaki çelişkinin Mahkeme'ce re'sen belirlenen tek bir tanık beyanı ile giderilmeye çalışılması hatalı olmuştur. Davacının dava dışı işyerinde geçtiği iddia olunan 5510 sayılı Yasa 4/a kapsamında sigortalığının gerçek ve fiilî çalışmaya dayanıp dayanmadığının hiç bir duraksamaya yer vermeksizin açıkça ortaya konması gerekmektedir.
Bu doğrultuda yapılacak iş, kolluk araştırması ile belirlenecek diğer tanıkların saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, yetinilmediği takdirde; ..., zabıta, maliye, meslek odası aracılığıyla davalı işyerine komşu işyerlerini tespit edip bu işyerlerinin uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı çalışanları, yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra davacının çalışmasının gerçek ve fiili çalışma olduğu anlaşılırsa sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.