"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01.09.2002-31.03.2011 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ve davalılardan Kurum vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 01.09.2002-31.03.2011 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile hükümde yazılı şekilde karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işverence davacı adına 1046049 sicil numaralı işyerinden 01.09.2002-10.05.2003 tarihleri arasında hizmetinin bildirildiği, dava dışı bir çok farklı işyerinden 05.06.2003 tarihinden 31.03.2011 tarihine kadar giriş çıkış yapılmak sureti ile hizmet bildiriminde bulunulduğu, 30.04.2007 tarihli yoklama memurluğu raporu ile bildirilen bir kısım hizmetin fiili çalışmaya dayanmadığından davalı Kurum tarafından iptal edildiği, davacı tanıklarının beyanlarına başvurulduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının hizmetinin bildirildiği dava dışı işyerleri ile davalı işyeri arasında bağlantı bulunup bulunmadığı araştırılmadan, sonucunda hak düşürücü sürenin söz konusu olup olmayacağını değerlendirmeden karar verilmiş olması hatalıdır.
Yapılacak iş, davacının hizmetinin bildirildiği dava dışı işyerleri ile davalı işyeri arasında bağlantı olup olmadığı, organik bir bağ bulunup bulunmadığını araştırmak, bunun için söz konusu işverenlerin ticaret sicili evraklarını getirtmek, dönem bordrolarını istemek, dava dışı işverenlerden hizmetin bildirildiği, fiili çalışmaya dayanmadığı için hizmetin iptal edildiği dönemlerde davacının davalı işyerinde geçen çalışmasının bulunup bulunmadığını belirlemek, davalı işyerinin dönem bordrolarını getirtmek, bordrolarda kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordrolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, ... ... Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra dava dışı işyerleri ile davalı işyeri arasında bağlantı bulunmadığı takdirde hak düşürücü sürenin söz konusu olup olmadığını da değerlendirerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Kabule göre de maddi yanılgı ile davacının 06.10.2004 tarihi yerine 06.06.2004 tarihinden; 02.09.2008 tarihi yerine 01.10.2008 tarihinden itibaren çalıştığının tespitine karar verilmiş olması hatalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacıya iadesine
19.09.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.