"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, yurtdışı borçlanma talep başvuru tarihinin 27.06.2014 olarak aynen kalması koşuluyla yaşlılık aylığının 3600 gün üzerinden yeniden hesaplanmasının ve fazladan ödemiş olduğu 4.112,64 TL'nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı; yurtdışı borçlanma talep başvuru tarihinin 27.06.2014 olarak aynen kalması kaydıyla yaşlılık aylığının 3600 gün üzerinden yeniden hesaplanmasını ve fazladan ödemiş olduğu 4.112,64 TL'nin yasal faizi ile birlikte iade edilmesini istemiştir.
Mahkemece; yurtdışı borçlanmasının bir kısmının iptalinin mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 27.06.2014 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, 18.08.1981 – 17.08.1992 tarihleri arası için 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanma yaparak 3.960 gün karşılığı 45.239,04 TL'yi 22.12.2014 tarihinde ödediği, daha sonra davacı tarafından 24.12.2014 tarihinde davalı Kurum'a sunulan dilekçe ile; her ne kadar 3.960 gün borçlandırılmışsa da 3.600 gün borçlanarak yaşlılık aylığına hak kazanabileceğini ve bu nedenle fazla ödeme yaptığını beyanla 360 günlük kısmın para karşılığının iadesini istediği, davalı Kurum tarafından davacının bu talebinin; 2011/48 sayılı Genelgenin 7-2 maddesindeki; “ Tahakkuk ettirilen borcun tamamını veya bir kısmını ödeyenlerden henüz kendilerine bağlanan aylıkları almaya başlamadan borçlanmalarının iptal edilmesi için yazılı başvuruda bulunanların ödedikleri borçlanma tutarunun tamamı, faiz uygulanmaksızın Türk Lirası olarak iade edilecektir. Bu durumda kısmi iade yapılmayacak, diğer bir ifade ile borçlanmanın bir kısmı iptal edilerek bir kısmı geçerli sayılmayacaktır. Ancak farklı tarihlerde birden fazla borçlanma yapılmış ise talep sahibinin yapmış olduğu borçlanmalardan bir ya da birkaçından vazgeçme hakkı saklıdır. ” düzenlemesi gerekçe gösterilerek iade edildiği anlaşılmaktadır.
3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un 4. maddesinde “Borçlanma tutarı ve borçlanma tutarının iadesi” düzenlenmiştir. Anılan maddenin 2. fıkrasında ise; “Borçlanmadan sonradan vazgeçenler ile yapılan borçlanma sonrasında aylık bağlanması için gerekli şartları yerine getiremeyenlere ve bunların hak sahiplerine talepleri üzerine yaptıkları ödemeler, faizsiz olarak iade edilir. ” düzenlemesi yer almaktadır.
Somut olayda; her ne kadar mahkemece 2011/48 sayılı Genelgenin 7-2 maddesindeki düzenleme gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmişse de; 3201 sayılı Yasa'nın borçlanmadan 4. maddesinin 2. fıkrasında yurtdışı borçlanmasından kısmen vazgeçilemeyeceğine dair bir düzenleme yer almadığı göz ardı edilerek sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; davacının yurtdışı borçlanmasının bir kısmından vazgeçebileceğinin kabulü ile davacının talebini, 3201 sayılı Yasa'nın “ Borçlanma tutarı ve borçlanma tutarının iadesi ” başlıklı 4. maddesi kapsamında değerlendirerek sonuca gitmekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
26.09.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.