"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, murisinin ölümü nedeniyle davacıların 01/07/2014 tarihinden itibaren 5510 sayılı yasanın 32. Maddesi gereğince ölüm aylığına hak kazandıklarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava; davacılar murisinin ölümü nedeniyle davacıların 01.07.2014 tarihinden itibaren 5510 sayılı Yasa'nın 32. maddesi gereğince ölüm aylığına hak kazandıklarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; murisinin en son sigortalılığının 1479 sayılı Yasa kapsamında olduğu ve söz konusu Yasa'ya göre aylık bağlama şartlarının bulunmadığı gerekçesi ile dava reddilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 20.06.2014 tarihinde vefat eden davacılar murisinin 11.01.1996 – 20.02.2010 tarihleri arasında 967 gün 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığı bulunduğu, ayrıca 29.12.2011 tarihinde başlayan vergi kaydı gereğince davalı Kurum tarafından 29.12.2011 – 12.12.2013 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olarak kabul edildiği, davacıların 09.03.2015 tarihli ölüm aylığı bağlanmasına yönelik tahsis taleplerinin murisin en son sigortalılığının Bağ-Kur sigortalılığı olduğu ve borcu bulunduğu gerekçesi reddedildiği anlaaşılmaktadır.
Uyuşmazlık; davacılara ölüm aylığı bağlanırken murisin 506 ve 1479 sayılı Yasalar kapsamındaki sigortalılıkları gereğince, davacıların hizmet birleştirmesine zorlanıp zorlanamayacakları noktasında toplanmaktadır.
2829 sayılı Yasa'nın amacı hiçbir kurumdaki hizmeti aylık bağlanmasına yeterli olmayan sigortalı ve hak sahiplerine aylık bağlanmasını sağlamak ve değişik kurumlardaki hizmetler birleştirilerek ziyan olmasını önlemektir. Yasa ile; vatandaşlara sosyal güvenlik sağlanarak, kişileri yaşadıkları toplum içinde insan onuruna yaraşır şekilde onları başkalarına muhtaç etmeyecek asgari bir hayat standardı sağlanmak istenmiştir. Aksinin düşünülmesi Anayasa'nın sosyal güvenliğin bir insan hakkı olduğuna ilişkin ilkesine aykırılık oluşturur. Nitekim aynı ilkeden hareket edilerek kişilere askerlik hizmetinden veya yurt dışı hizmetlerinden yaşlılık aylığı bağlanmasına yetecek kadar süreyi borçlanarak değerlendirme olanağı tanınmış, tüm süreyi borçlanma zorunluluğu konmamıştır. Söz ve deyimlerin lafzi anlamına sıkı sıkıya bağlanarak, 2829 sayılı Yasa'dan yararlanabilmek için kişiyi tüm sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmeye zorlamanın sosyal güvenlik sistemi ve yasanın amacı ile bağdaşmadığı gerçeği karşısında, kişiye tek bir yasaya tabi çalışmasıı ya da borçlanması ile aylık bağlanabiliyorken, ikinci bir sosyal güvenlik kurumuna tabi hizmetin birleştirilmesine zorlamak uygun olmayacaktır. ( HGK'nın 06.03.2002 tarih, 2002/132 Esas, 2002/139 Karar ilamı da aynı doğrultudadır ).
Bu itibarla somut olayda; murisinin en son sigortalılığının 1479 sayılı Yasa kapsamında olduğu ve söz konusu Yasa'ya göre aylık bağlama şartlarının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddi cihetine gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; davacıların ölüm aylığına yönelik taleplerini 5510 sayılı Yasa'nın 32/2-a maddesi kapsamında değerlendirerek varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacıların bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine
26.09.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.