"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, yaşlılık aylığı bağlanmasına, ödenmeyen aylıkları en yüksek faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, 30/07/2003 tarihli tahsis talebine istinaden davacıya yaşlılık aylığı bağlanması ve emekli maaşı alacağının en yüksek faizi ile ödenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne, davacının hatalı olarak 15/03/2011 tarihinde tesis edilen emekli işleminin iptaline, davacının 506 sayılı yasa hükümlerine tabii sigortalılık süresi, prim ödeme gün sayısı ve yaş kriterlerinin tamamlandığı 30/07/2003 tarihini takip eden 01/08/2003 tarihinden itibaren davacının yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine, kararın kesinleşmesinden itibaren davacının almaya hak kazandığı 01/08/2003 tarihinden 15/03/2011 tarihine kadar olan dönem emekli maaşlarının her bir ayının hak edildiği tarihten ödeme tarihine kadar olan dönem yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 20/07/1978-30/09/1988 tarihleri arasında 1734 gün 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığının bulunduğu, 01/01/1993'ten itibaren de bu kapsamdaki çalışmalarının giriş ve çıkışlarla devam ettiği, 01/08/1982-30/07/1983 tarihleri arasında 360 gün Emekli Sandığı kapsamında sigortalılığının bulunduğu, Fiili Hizmet zammı süresinin de 90 gün olduğu, 01/10/1988-24/05/1990 tarihleri arasında 593 gün 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığının bulunduğu, bu sigortalılığının 15/10/1990-15/11/2004 tarihleri arasında da devam ettiği, davacının 30/07/2003 tarihli tahsis talebinin Kurum tarafından Bağ-Kur hizmetinin 01/10/1988 tarihi itibariyle başlayıp halen devam ettiği tespit edildiğinden işlemden kaldırıldığı, davacının Bağ-Kur prim borçlarını 15/03/2011 tarihinde 6111 sayılı Yasa kapsamında yapılandırarak ödediği ve davacıya 15/03/2011 tarihli tahsis talebine göre 01/04/2011 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, davacının 506 ve 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık statülerinin çakıştığı 01/01/1993 tarihinden sonraki dönemde hangi sigortalılık statüsüne üstünlük tanınacağı ve davacıya 30/07/2003 tarihli tahsis talebine göre yaşlılık aylığı bağlanıp bağlanamayacağı noktasında toplanmaktadır.
.../...
"Çakışan sigortalılık sorununu" gerek 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve gerekse 1479 Sayılı Bağ-kur Kanunu birbirlerine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp sigortalının önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır. Yasa sistemimize göre bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması gerekir. Anılan yasanın 3. maddesinin I. ( F ) bendinde "Kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların" ( K ) bendinde ise. "Herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların" sigortalı sayılmayacağı" belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 Sayılı Bağ-Kur Kanunu'nun 24. maddesinin I. ve II. Fıkralarında da bir kimsenin Bağ-Kur kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında. başkaca sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir. Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp, önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır (03.10.2001 gün ve E: 2001/21-627, K: 2001/659 Sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı).
5510 sayılı yasanın 6111 sayılı yasanın 33. maddesi ile değişik 53. maddesinde “Sigortalının, 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statüleri ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statüsüne aynı anda tabi olacak Kanun kapsamına girmesi halinde öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır.” hükmü yer almaktadır. 5510 sayılı yasanın 53. maddesinde 6111 sayılı yasanın 33. maddesi ile yapılan bu değişiklik 01/03/2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olup bu tarihten önceki süreler için uygulanamayacaktır.
5510 sayılı yasanın 53. maddesinin 6111 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki halinde ise; “Sigortalının, 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılır.” hükmü bulunmaktadır.
Ayrıca, 04/04/2015 tarih ve 6645 sayılı Kanunun 56. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna geçici 63. madde eklenmiş olup “Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, Kuruma kayıt ve tescilleri yapıldığı hâlde, bu maddenin yayımlandığı ayın sonu itibarıyla 12 ay ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ay başından itibaren üç ay içinde ödememeleri veya ilgili kanunları uyarınca yapılandırmamaları hâlinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur.” hükmü getirilmiştir.
Somut olayda, davacının 01/10/1988-24/05/1990 ve 15/10/1990-15/11/2004 tarihleri arasında şirket ortaklığı nedeniyle 1479 sayılı Yasa kapsamında Bağ-Kur sigortalılığının bulunduğu, 01/01/1993 tarihinden itibaren de SSK kapsamında çalışmalarının olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davacının 15/10/1990 tarihinde önce başlayan sigortalılığı 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılıktır. Bundan sonra 506 sayılı Kanuna tabi çalışmasının 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılığı sona erdirmeyeceği ortadadır. Ancak, bu durumun istisnası 6645 sayılı Kanunun 56. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 63. madde olup söz konusu hüküm gereğince davacının sigortalılığının durdurulması imkanı bulunmaktadır.
.../....
Yapılacak iş, davacının Bağ-Kur sigortalılığı ile ilgili olarak tahsis talebinde bulunduğu 30/07/2003 tarihinde prim borcu olup olmadığını araştırmak, 6645 sayılı Kanunun 56. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 63. madde kapsamında davacının Bağ-Kur sigortalılığının durdurulmasının mümkün olup olmadığı hususunda değerlendirme yaparak Bağ-Kur sigortalılığının devam edip etmediğini ve SSK kapsamındaki sigortalılığının geçerli kabul edilip edilemeyeceğini belirleyip oluşacak sonuca göre davacının tahsis talebinde bulunduğu 30/07/2003 tarihinde yaşlılık aylığı koşullarının oluşup oluşmadığını tespit etmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 27/10/2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
MG