Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.

Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının davalı işyerinde geçen ve 01/10/2008-20/12/2012 tarihleri arasında Kurum'a eksik olarak bildirilen hizmetlerinin tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulü ile yazılı şekilde karar verilmiştir.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.

Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.

Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.

Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; davacı adına 01/10/1987-20/05/2015 tarihleri arasında toplam 2025 gün hizmet bildiriminde bulunduğu, ihtilaf konusu dönem içerisinde davalı işyerince 13/11/2011-13/11/2012 ve 07/12/2012-31/01/2013 tarihleri arasında Kurum'a hizmet bildiriminde bulunulduğu, başkaca davacı adına Kurum'a yapılmış herhangi bir sigortalılık hizmet bildiriminin bulunmadığı, duruşmalarda dinlenen tanıkların komşu işyeri çalışanı olduğunun tespitine yönelik ilgili Vergi Dairesi ve Kurum'dan sormak suretiyle gerekli araştırmaların yapıldığı, alınan bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu, duruşmalarda aynı zamanda komşu işyeri tanığı olduğu belirlenen davacı tanıklarının dinlendiği anlaşılmaktadır.

Somut olayda; davanın hizmet tespitine ilişkin olduğu anlaşılmakla, davalı işyerine ait uyuşmazlık konusu dönem bordroları getirtilmeden, yetersiz tanık beyanları dikkate alınarak ve davalı işyerinin ihtilaf konusu dönem içerisinde faal ve kapsama alınabilecek nitelikte olup olmadığı noktasında herhangi bir araştırma yapılmadan, davacı tarafından davalı işyeri aleyhine açılmış bulunan İstanbul 16.İş Mahkemesi'nin 2013/246 Esas no lu işçilik alacağı dava dosyasının eldeki dosyaya getirtilmeden Mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.

Yapılacak iş; davalı işyerinin uyuşmazlık konusu dönem içerisinde faal ve kapsama alınabilecek nitelikte olup olmadığını davalı işyerine ait elektrik, su, doğalgaz faturaları ile araştırmak, Belediye, zabıta aracılığıyla davalı işyerinin hangi tarihlerde faal olduğunu tespit etmek; işyerinin 01/10/2008 tarihinden itibaren faal olduğunun belirlenmesi halinde bu dönemlere ait davalı işyerine ait dönem bordroları getirtilerek bordrolarda adı geçen sigortalıların tanık olarak beyanlarına müracaat etmek, İstanbul 16.İş Mahkemesi'nin 2013/246 Esas no lu işçilik alacağı dosyasının eldeki dosyaya getirtilerek toplanan tüm delilleri birlikte değerlendirmek ve sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalı Kurum ve davalı işyeri vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden ...'a iadesine

22/09/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***