Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01.12.1996-26.12.2010 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.

Hükmün davacı ile davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurum vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine,

2-Davacı vekilinin temyiz itirazına gelince;

Dava, davacının davalı işyeri nezdinde 01/12/1996-26/12/2010 tarihleri arasında vasıflı tarım işçisi olarak geçen hizmetlerinin tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.

Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.

Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.

Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; 20/10/2000 tarihli işe giriş bildirgesinin davacı adına davalı ... sicil no lu işyerince düzenlenmiş olup Kurum kayıtlarına intikal ettiği, 01/03/2005 tarihli işe giriş bildirgesinin davacı adına davalı ... sicil no lu işyerince düzenlenmiş olup Kurum kayıtlarına intikal ettiği, davacıya ait hizmet cetvelinde davacı adına 01/02/1991-01/02/1992 tarihleri arasında dava dışı işyerince; 20/10/2000-24/02/2005 tarihleri arasında davalı 110016620 sicil no lu işyerince; 01/03/2005-21/10/2010 tarihleri arasında davalı 1050495 sicil no lu işyerince Kurum'a hizmet bildiriminde bulunulduğu, davalı 1050495 sicil no lu işyerinin 13/11/2002-30/04/2011 tarihleri arasında “Elma Bahçesi Bakım İşleri” faaliyetinden dolayı Kanun kapsamına alınmış olduğu, davalı işyerinin 02/03/2000 tarihinden itibaren ticaret sicilinde kayıtlı olduğu, Kurum tarafından davalı işyerinde 50 den fazla işçi çalıştırılmadığının 25/12/2015 tarihli cevabî yazı ile Mahkeme'ye bildirildiği, 2000/03-2010/10 dönemi arası davalı işyerine ait dönem bordrolarının dosyaya ibraz olunduğu, alınan bilirkişi raporlarının dosyaya sunulduğu, duruşmalarda davacı tanıkları ile kayıtlı olan hizmetleri ihtilaf konusu tüm dönemi kapsamayan bordrolu tanıklarının dinlendiği anlaşılmaktadır.

Somut olayda, davacının hizmet tespiti isteminin reddine karar verilmiş ise de sadece ... ve ticaret kayıtlarından hizmet tespiti talep olunan 01/12/1996 tarihinden itibaren davalı işyerinin Kanun kapsamına alınabilecek nitelikte olduğu anlaşılamamakta olup dinlenen tanık beyanlarının çalışma olgusunun varlığının tespiti hususunda yetersiz ve çelişkili olduğu, buna göre Mahkemece karar altına alınan şekilde çalışmanın kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır.

Hizmet akdinin oluşabilmesi için işyerinin varlığı öncelikli koşul olduğundan yapılacak iş; davalı işyerinin 110001662 sicil no ile Kurum kapsamına alındığı tarihi Kurum'dan sormak, davalı işyerinin 01/12/1996 tarihinden önce Kanun kapsamında olmaması halinde kapsam tarihinden öncesinde de işyerinin faal ve kapsama alınabilecek nitelikte olup olmadığını vergi kaydı araştırması ile belirledikten sonra bulunması halinde bu döneme ait dönem bordrolarını Kurum'dan getirtmek suretiyle bordrolarda adı geçen sigortalıları tanık olarak duruşmalarda dinlemek, davanın kamu düzenini ilgilendirdiği de dikkate alınarak araştırma genişletilip ihtilaf konusu dönemde çalışması bulunan komşu işyeri işverenleri ve bu işverenler tarafından çalışmaları Kurum'a bildirilen kimseler ile benzer işi yapan işyerlerinin kayıtlara geçmiş çalışanları zabıta ve Kurum kayıtları marifetiyle belirlenip bunların tanık olarak beyanlarına başvurularak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma neticesi yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacıya iadesine

06/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***