"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, meslek hastalığı sonucu maluliyetinden doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, meslek hasatlığı nedeniyle sürekli iş göremezlik derecesinde artış meydana gelen davacının manevi zararının tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik derecesinin 17.02.2011 tarihinde % 0 olarak tespit edildiği, bu oranın zaman içinde artış gösterdiği ve 06.03.2014 tarihli sağlık kurulu raporuna göre % 20'ye yükseldiği, davacı tarafın bu yükselme nedeniyle işbu davayı açtığı, belirlenmiş olan % 20 oranındaki sürekli iş göremezlik derecesine yargılam sırasında davalı tarafın itiraz etmesi üzerine SSYSK'ca sürekli iş göremezlik derecesinin % 26,2 olarak belirlendiği ve yine bu orana davalı tarafın itirazı üzerine ... Kurulu'nca da % 26,2 olarak belirlendiği, davacı tarafça bu kez sürekli iş göremezlik derecesinin % 26,2'ye yükselmesi nedeniyle oluşan % 6,2 oranındaki fark maluliyete dayanarak 21.12.2015 tarihinde manevi tazminat davası açtığı ve sonradan açılan bu davanın eldeki bu dava ile bileştirildiği, her iki davanın da kabulü sonucunu doğurur nitelikte karar verildiği anlaşılmıştır.
Usuli kazanılmış hak kavramı, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. ...nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.,
Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Somut olayda ise; davacı % 20 oranındaki sürekli iş göremezlik derecesini benimsemiş ve buna göre davasını açmıştır. Yargılama sırasında davalı tarafın itirazı sonucu sürekli iş göremezlik derecesinde artış meydana geldiğinden bu artışın fark maluliyet olarak değerlendirilerek davalı tarafın kazanılmış hakkının bertaraf edilmesi suretiyle sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş, ek dava niteliğindeki sonradan açılan davanın reddi ile manevi tazminat miktarını % 20 oranındaki sürekli iş göremezlik derecesi üzerinden takdir etmektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan bozmayı gerektirmektedir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 27/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.