Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, ödeme emrinin iptalinin tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava; A. Ş.’'nin, Kurumun 6183 sayılı Kanun'a göre, takip numaralı dosyasında takip edilen prim borcunun tahsili amacıyla şirket yöneticisi sıfatıyla davacı adına çıkarılan ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece, davaya konu ödeme emrinin 2002/9 ila 2004/5 dönemlerinin zamanaşımına uğradığı, 2004/8 ila 2005/10 dönemlerinde davacının temsil ve ilzam yetkisini haiz yönetici olması nedeniyle bu dönemlerden sorumlu olduğu, 2005/11. döneminden de sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden; numaralı takip dosyasında takip edilen borcun 2005/3 ila 11. dönemlerine ait 26/09/2013 hesaplama tarihi itibariyle toplam 508.673,00 TL prim borcu olduğu, ticaret sicil bilgilerinden davacının 23/05/2002 tarihinden itibaren dava dışı borçlu şirketin temsil ve ilzama yetkili Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığı, davacının 18/11/2005 tarihi itibariyle dava dışı borçlu şirketteki tüm hisselerini devrederek görevinden ayrıldığı, yargılama aşamasında Kurum'un 15/07/2015 tarih 8.847.870 sayılı yazısıyla ödeme emrine ilişkin borç dönem dökümlerinin gönderildiği, mezkur yazıda ödeme emrinin yanlış düzenlenerek tebliğ edildiği, gerçekte borç dönemlerinin 2002/9-11, 2003/1, 2004/4,5,8 - 12, 2005/1 -12 ve 2006/1 dönemlerine ilişkin olduğu, 31/07/2015 tarihi itibariyle gecikme zammı hesaplanarak toplam borç miktarının 599.944,11 TL olduğunun belirtildiği, Kurum'un yanlış çıkartıldığını iddia ettiği ödeme emrini iptal edip usulüne uygun yeni bir ödeme emri ile takip başlatmadan, bir yazı ile yeni bir borç ihdas eder nitelikte işlem yaptığı, bilirkişi incelemesinde gecikme zammı hesaplamasının halen yürürlükte bulunan ve davanın da konusunu oluşturan 30/09/2013 tarih numaralı takip dosyasının hesaplama tarihi olan 26/09/2013 tarihine göre değil, 31/07/2015 tarihine göre yapıldığı, mahkemece bu hatalı bilirkişi raporuna istinaden hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.

Davanın yasal dayanağı ise 506 sayılı Kanunun 80, 5510 sayılı Kanunun 88 ve 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesi olup, davadaki sorunun bu maddeler ile birlikte değerlendirilerek çözüme kavuşturulması gerektiği ortadadır.

5510 sayılı Kanun'un yürürlük süresiyle ilgili 108/1-c maddesinde, Kanun'un 88. maddesinin 01/07/2008 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 80/12. maddesinde sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkililerinin kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu

olacakları, 5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesinde de Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcilerinin Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları bildirilmiştir.

5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesi 506 sayılı Kanunun 80/12. maddesinden farklı olarak, tüzelkişiliği haiz işverenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkilileri yanında, şirket yönetim kurulu üyelerini de sorumlu tutmaktadır.

Öte yandan; 506 sayılı Kanun'un 80/1. maddesinde "İşveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur." hükmü yer almakta olup, önce prime esas kazançlara ilişkin Kurum Tebliği, ardından bu tebliği yürürlükten kaldıran İşveren Uygulama Tebliği, bu süreyi 'takip eden ayın sonuna kadar' olarak belirlemiştir. Tebliğ'de "Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalıları çalıştıran işverenler, bir ay içinde çalıştırdıkları sigortalıların prime esas kazançları üzerinden hesaplanacak sigortalı hissesi prim tutarlarını sigortalıların ücretlerinden keserek, kendi hissesine isabet eden prim tutarlarını da bu tutarlara ekleyerek en geç takip eden ay/dönemin sonuna kadar Kuruma ödeyeceklerdir.

Ödeme süresinin son gününün resmi tatile rastlaması halinde, prim tutarları, en geç son günü izleyen ilk iş günü içinde Kuruma ödenecektir." hükmü düzenlenmiştir. Bu durumda örneğin, ocak ayında doğan prim borcunun, takip eden şubat ayı sonuna kadar ödenmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesinde asıl borçlu hakkında yapılan yasal takip ve araştırmalar sonucu kamu alacağının tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde, yasal temsilcisine ödeme emri çıkarabileceği bildirilmiş ise de; 6183 sayılı Kanun 506 ve 5510 sayılı Kanunlara göre daha genel bir Kanun durumunda olup uygulamada da benimsendiği üzere öncelik özel Kanun hükümlerine tanınacağından, özel kanun niteliğinde olan 506 sayılı Kanunun 80. maddesi ve 5510 sayılı Kanunun 88. maddesi karşısında, borç dönemlerinde 506 sayılı Kanun'un 80. maddesinin yürürlükte olduğu ve somut olaya uygulanması gerektiği açıktır. HUMK'nun 74. maddesi ve HMK'nun 26. maddesinde mahkemelerin tarafların talepleriyle bağlı olup, talep edilenden daha fazlasına karar verilemez. 30/09/2013 tarih 15934947 sayı 2006/28223 numaralı takip dosyası iptal edilerek yeni bir takip başlatılmadığına göre, davaya konu mezkur ödeme emri halen geçerlidir ve mahkemece Kurum'un 15/07/2015 tarih 8.847.870 sayılı yazısına göre yapılan hesaplaya göre alınan bilirkişi raporuna istinaden hüküm kurulamaz. Ödeme emrinin hesaplama tarihi 26/09/2013 tarihi olup, bir hesaplama yapılacak ise bu tarihe göre yapılması gerekir. Davacı ödeme emrinin iptalini talep ettiğine göre mahkemece halen geçerli olan davaya konu 30/09/2013 tarih 15934947 sayı 2006/28223 takip numaralı ödeme emri bakımından hüküm kurulmalıdır.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacıya iadesine

19.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

C.C

***