"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, yetim aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptaline, borçlu olmadığının tespitine, kesilen aylıkların yeniden bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının Kurum tarafından 5510 Sayılı Yasa 56/b maddesi gereğince kesilmiş bulunan yetim aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin ve borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık; davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşama olgusunun yöntemince tespit edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Kanunun " Gelir ve aylık bağlanmayacak haller" başlığını taşıyan 56. maddesinin ikinci(son) fıkrasında düzenlenerek 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Fıkrada "eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar 96. madde hükümlerine göre geri alınır" düzenlemesine yer verilmiştir. Öncelikle belirtilmelidir ki, inceleme konusu hükmün Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan 2009/86 Esas numaralı başvurunun, 28/04/2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir.
Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 56.maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda, eylemi olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir.
506 sayılı Kanunun 130. maddesinde, bu maddenin uygulamasında teftiş, kontrol ve denetleme yetkisine sahip olanlar tarafından düzenlenen tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu ve aynı şekilde 5510 sayılı Kanunun 59. maddesinde ".... Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurların görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir."
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının babasının 11.03.1996 tarihinde öldüğü annesinin 13.02.2008 tarihinde öldüğü, davacının 27.05.2009 yılında boşandığı, davacıya bu tarihten itibaren ölüm aylığı bağlandığı, "Sosyal Güvenlik Kontrol Memurluğu Raporu" doğrultusunda davacının boşandığı eşiyle birlikte fiilen yaşadığının belirlenmesi üzerine ölüm aylığının kesildiği, denetime esas şikayetin davacının kardeşinin eşi tarafından yapıldığı, tutanakta şikayetçinin ve akrabasının dinlendiği, kardeşi boşandığından davacının husumet iddiası olduğu anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, davacının tutanak tanıkları açısından husumet iddiası olduğundan, davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşayıp yaşamadığının belirlenmesi için davacının adresi ile eşki eşinin adreslerinde ayrı ayrı her iki adresin komşu binalarının kapıcı, yönetici ve oturanları arasında zabıtaca konu hakkında bilgisi olabileceklerin belirlenerek beyanlarına başvurmak, bu adreslerde kimin ikamet ettiğinin muhtarlıklardan sorularak, bu adreslerdeki konutların ev sahiplerinin kim olduğu, davacı ve eski eşinin kiracı olup olmadığını araştırmak, yönetim toplantılarına kimin katıldığını aidatları kimin ödediğini araştırmak, davacının ve eski eşinin adreslerindeki konutun su, elektrik ve doğalgaz aboneliğinin kim adına kayıtlı olduğunu sormak, medula sisteminden her ikisinin hastane kayıtlarını getirtmek, boşandığı eşinin çalıştığı yerlerin belirlenmesi için hizmet cetvelinin işyeri tescil kayıtları ekli olarak getirtilmek suretiyle toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacının boşandığı halde eşiyle fiilen birlikte yaşayıp yaşamadığı hiçbir kuşku ve tereddüte yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlendikten sonra sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine
23.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.