Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, maaşına konulan haczin kaldırılmasına ve kesintilerin tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal gerektirici nedenlere göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine,

2-Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Dava, davacının Kurum'dan aldığı maluliyet aylığının 1/4'ü üzerine konulan haczin kaldırılması istemine ilişkindir.

Mahkemece; 9405 takip kart numaralı ödeme emirleri kapsamında 666,20 TL damga vergisi sebebiyle davacının maluliyet aylığına konulan haczin kaldırılmasına, bu miktarın tahsil edilmesi halinde iade edilmesi gerektiğinin tespitine ve takip kart numaralı ödeme emirlerine konu prim, işsizlik sigortası primi ve bu borçlara ilişkin gecikme cezası sebebiyle davacının maluliyet aylığına konulan haczin kaldırılması talebinin reddine karar verilmiştir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 9405 takip kart numaralı ödeme emirlerinin davacıya 2009 yılında tebliğ edildiği, Kurum'un 07/04/2014 tarih 1868861 sayılı haciz bildirisiyle davacının 2102259326 tahsis numaralı maluliyet aylığnın 1/4'ü üzerine, prim, işsizlik sigortası primi ve damga vergisi borçlarıyla ilgili muhtelif dönemlere ilişkin 9405 takip kart numaralı takip dosyasına istinaden haciz konulduğu ve aylığın 2014 yılı Nisan ayından itibaren kesilmeye başlandığı anlaşılmaktadır.

506 sayılı Yasa’nın 80/12. maddesi hükmü gereğince, sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, yasal süresi içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, mesul muhasip, sayman ile tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Anılan yasa maddesi gereğince, prim borçlarından ötürü borçlu şirketin üst düzey yöneticileri hakkında da aynı borç nedeniyle ödeme emri çıkartılması bu yasa gereğidir.

..../...

Öte yandan, 6183 sayılı Yasa'nın 35. maddesinde de, ( Değişik madde: 22.07.1998 - 4369/21. m. ) limited şirket ortakları ( Değişik ibare: 04.06.2008 - 5766 S.K./3. m. ) şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. (Ek fıkra: 04.06.2008 - 5766 S.K./3. m.) Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. (Ek fıkra: 04.06.2008 - 5766 S.K./3. m.) Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.

506 sayılı Yasa'nın 121. maddesinin 1. fıkrası hükmü " bu kanun gereğince bağlanacak gelir veya aylıklar ve sağlanacak yardımlar nafaka borçları dışında haciz veya başkasına devir ve temlik edilemez" şeklinde iken 6.7.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 sayılı Yasanın 17. maddesi ile " nafaka borçları " ibaresinden sonra gelmek üzere " ... ve bu kanunun 80. maddesine göre takip ve tahsili gereken alacaklar "ibaresi eklenerek yapılan değişiklikle prim borçlarından dolayı da yaşlılık aylığına haciz konulacağı öngörülmüştür. Kurumun prim alacakları Amme Alacağı niteliğinde olup prim alacakları yönünden yapılan yasal düzenlemelerin kamu düzeniyle ilgili olduğundan 506 sayılı Kanunun 121. maddesinde 5198 sayılı Yasa ile yapılan değişikliğin görülmekte olan davalarda ve giderek dava konusu uyuşmazlıkta da uygulanması gerekir.

Haciz işleminin yapılabilmesi için 6183 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak yürütülen bir takip ve usulüne uygun olarak ödeme emri tebliğ edilmesi gerekir. Bir başka ifade ile davacı hakkında kesinleşmiş bir icra takibi bulunmalıdır.

506 sayılı Yasanın 80. maddesi hükmüne göre; tüzel kişiliğe haiz işverenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkililerinin Kuruma karşı işverenleriyle müştereken ve müteselsilen sorumluluk kapsamının idari para cezası ve damga verigisi borcunu da kapsayıp kapsamayacağı sorununa gelince, 506 sayılı Kanun'un 80/5. maddesinin 08/12/1993 tarihinde yürürlüğe giren 3917 sayılı Kanun ile değişikliğinden itibaren " Kurumun, süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde,..." denilmektedir. "Diğer alacaklar"ın nelerden ibaret olduğu Kurum gelirlerinin tespiti ile mümkün olmaktadır. 29/07/2003 tarihli 4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'nun 19. maddesinde kurum gelirleri sayılmıştır. 29/07/2003 tarihli 4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'nun 19. maddesinin 1. fıkrasının a bendinin 6 nolu alt bendinde ve 5502 sayılı Kanun'nun 34. maddesinin 1. fıkrasının a bendinde 506 sayılı Kanun'un 140. maddesine göre tahsil edilen gelirleri de Kurum gelirleri içerisinde saymıştır. 506 sayılı Kanun'un 140. maddesinde de 'Kurumca verilecek idari para cezaları' düzenlenmiştir. Bu durumda 'diğer alacaklar' kavramının içerisine Kurum gelirlerinden sayılan idari para cezalarının da dahil olduğu hususunda kuşku yoktur. 506 sayılı Kanunun “primlerin ödenmesi” başlıklı 80.maddesinin 5. fıkrasında yer alan “(Değişik beşinci fıkra: 22/2/2006 – 5458/6 md.) Kurumun, süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci, 102 nci ve 106 ncı maddeleri hariç diğer maddeleri uygulanır. Kurum, 6183 sayılı Kanunun uygulanmasında Maliye Bakanlığı, diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır..” düzenlemesi ile Kurumun prim ve diğer alacakları kamu alacağı kabul edilerek, sözkonusu alacakların, kamu alacaklarının tahsilinin usul ve esaslarını düzenleyen 6183 sayılı Kanuna göre yapılacağı kabul edilmiştir. Hukuk Genel Kurulu'nun 18.09.2013 tarih 2013/21-105 E. 2013/1362 K. sayılı ilamı da bu yöndedir.

.../...

Damga vergisi gibi alacaklar Kurum'un doğrudan gelirlerinden olmamakla birlikte; Kurum bu vergilerin takip ve tahsilini yaparak hazineye devretmekle yükümlü olduğundan, damga vergisinin 4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'nun 19. maddesinin 1. fıkrasının a bendinin 10 nolu alt bendinde ve 5502 sayılı Kanun'nun 34. maddesinin 1. fıkrasının ı bendinde yazılı 'diğer gelirler' kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıktır.

Somut olayda; davacıya prim, işsizlik sigortası primi ve damga vergisi borçları ile ilgili usulüne uygun bir şekilde takip başlatılarak aylığının 1/4'ü üzerine haciz konulmasından ibaret Kurum işleminin hukuka uygun olduğunda kuşku yoktur. Yukarıda anlatılanlar ışığında, damga vergisi borcundan dolayı da davacının aylığına haciz konulabilir.

Mahkemece yapılacak iş; damga vergisi borçlarının da Kurum'un doğrudan gelirlerinden olmamakla birlikte; Kurum bu vergilerin takip ve tahsilini yaparak hazineye devretmekle yükümlü olduğundan, damga vergisi borcundan dolayı da davacının haczin kaldırılması isteminin reddine karar vermekten iberittir.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, 19.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

MG/

***