"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, meslek hastalığı sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, meslek hastalığı sonucu sürekIi iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir,
Mahkemece Dairemizin 14.10.2014 gün 2014/10116 Esas 2014/19879 Karar sayılı "... 19.03.2011 tarihli hesap raporunda tespit edilen ve davacının sürekli iş göremezlik oranına isabet eden 39.256,91.TL. maddi zarar miktarına karşı davacı tarafın açık bir temyizi bulunmadığı ve bu miktarın davalı yanarına usuli kazanılmış hak oluşturduğu dikkate alınarak. 39.256.91. TL. maddi zarardan bozma ilamı doğrultusunda alınan 08.07.2013 tarihli kusur raporunda tespit edilen kusur oranına göre indirim yapılarak bulunacak miktardan Kurumca bağlanan gelirlerin indirilmesi sonucu maddi tazminat isteminin karara bağlanması gerekirken, yazılı şekilde 25.11.2013 tarihli hesap raporunun hükme esas alınarak sonuca gidilmesi doğru olmadığına" ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, asıl davada; maddi tazminat isteminin kabulüne, buna göre 15.480.00 TL. tazminatın meslek hastalığının ortaya çıktığı tarihten itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat istemi Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği için karar verilmesine yer olmadığına, birleşen mahkemenin 2013/446 esas sayılı dosyasında davanın kısmen kabulüne, buna göre 8.927.24 TL. maddi tazminatın meslek hastalığının ortaya çıktığı tarihten itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına Mahkemece uyulmasına karar verildiğinde, Mahkeme için uyulan kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. "Usuli kazanılmış hak" olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirlilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince de, sonradan, ilk bozma kararı ile benimsenmiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu'nun 12.07.2006 gün, 2006/9- 508 E, 2006/521 sayılı kararı)
Mahkemenin, Yargıtay'ın bozma kararma uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf' yararına usuli kazanılmış hak oluşturur.(04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış haklan ortadan kaldırıcı nitelikle sonuçlara yol açan yorumlar Anayasının 2. maddesinde açıklanan Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir" hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez..
Somut olayda, Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma sonrası yapılan yargılamada, maddi tazminata hükmedilirken 15.11.2012 tarihli ve 14.10.2014 tarihli bozma ilamlarının davalı yararına olduğu gözetilmeksizin Mahkemenin 28.06.2011 tarihli kararındaki miktarı aşması yolan gidilmiş olup, yapılan bu uygulama ile davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlal cdildiği, ilk hükmedilen miktarı aşamayacağı ve davacı tarafın bu miktardan fazlasını ek dava ile de talep edemeyeceği halde bu hususların gözardı edildiği görülmektedir.
Yapılacak iş maddi tazminat yönünden asıl dava bakımından Mahkemenin 28.06.2011 tarihli kararında hükmedilen miktarı geçmemek üzere sunuca gitmek, birleşen davanın ise reddine karar vermekten ibaretttir.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular ve özelikle davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlı kabul olunmalı ve hüküm bozulmaldır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlere BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29/09/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.