Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı Kurum tarafından gönderilen ödeme emrinin iptaliyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.

Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, ödeme emrinin iptali ve davacı şirketin borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden; akaryakıt istasyonu kanopisinin tamir işçiliğini yapan ... isimli işçinin 11/01/2008 tarihinde geçirdiği iş kazası ile ilgili 21/05/2008 tarih 47 sor. 15 sayılı denetmen raporuna istinaden, davacı işveren şirkete ücret bordrosunun düzenlenmemesi nedeniyle 7.300,00 TL ve işyeri bildirgesinin geç verilmesi nedeniyle 1.825,00 TL idari para cezası tahakkuk ettirildiği, davacı şirketin 7.300,00 TL idari para cezasına yaptığı itirazın Kurum komisyon kararıyla reddedilmesi üzerine Zonguldak İdare Mahkemesi'ne açılan dava ile 7.300,00 TL idari para cezasının iptal edildiği, 1.825,00 TL idari para cezası bakımından 5510 sayılı Kanunun 86. maddesindeki prosedüre uyulup uyulmadığının, komisyona itiraz edilip edilmediğinin ve İdare Mahkemesi'ne iptal davası açılıp açılmadığı hususunun araştırılmadığı, 6183 sayılı Kanun gereğince Kurum'un 27/02/2009 tarih 3079173 sayılı 2009/10243 takip dosya numaralı ödeme emri ile takip başlatttığı, mezkur ödeme emrinin 2008/1. döneminin 1.825,00 TL idari para cezası; 2008/5. döneminin ise 7.300,00 TL idari para cezası borcu olduğu, eldeki ödeme emrinin iptali ve menfi tespiti davasının 7 günlük hakdüşürücü süre içerisinde açıldığı, davanın kabulüne dair mahkemenin 15/06/2010 tarihli ilk kararının Dairemizin 20/12/2011 tarih 2010/9334 E. - 2011/13980 K. sayılı bozma ilamıyla 7.300,00 TL idari para cezasının Zonguldak İdare Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle ödeme emrinin 7.300,00 TL bedelli 2008/5. döneminin iptalinin yerinde olduğu, ancak 1.825,00 TL kısmı mezkur İdare Mahkemesi kararının kapsamadığı belirtilerek bozulduğu; mahkemece bozma kararımıza uyularak verilen davanın kabulüne yönelik 31/12/2013 tarihli kararın da yine Dairemizin 23/12/2014 tarih 2014/15410 E. -28099 K. Sayılı ilamıyla, 7.300,00 TL idari para cezası için usuli kazanılmış hak oluştuğu, İdare Mahkemesi kararının kapsamadığı kısım için bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek yeniden bozulduğu, ancak mahkemece verilen 28/01/2016 tarihli son kararla bu kez ödeme emrinin 2008/5. dönemine ilişkin 7.300,00 TL'lik kısmı bakımından da davanın reddi sonucunu doğuracak şekilde davanın tümden reddedildiği anlaşılmaktadır.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesinde ödeme emrine karşı dava açma süresi 7 gün ile sınırlandırmıştır. İtiraz davası için öngörülen 7 günlük sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu konusunda kuşku bulunmamaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.4.2001 gün ve 2002/21-201-297 ve 24.3.2004 gün ve 2004/10164-170 sayılı Kararları).

Ödeme emrinin iptaline yönelik dava “menfi tespit” niteliğinde olup, maddede belirtilen; “böyle bir borcu olmadığı”, “kısmen ödendiği” veya “zamanaşımına uğradığı” yönündeki iddialar dışında yeni ve ayrı bir itiraz nedeni ileri sürülemeyecektir. İcra ve İflas Kanununun 72. maddesine koşut bir düzenlemeye 6183 sayılı Kanunda yer verilmemiş olması karşısında, 7 günlük hak düşürücü süreyi geçiren borçlunun, aynı konuda yeni bir menfi tespit davası açma olanağı bulunmamaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.10.2007 gün ve 2007/21-623- 717 ve 26.04.2006 gün ve 2006/21-198-249 sayılı Kararları).

Öte yandan; 5510 sayılı Yasanın 86. maddenin 7. fıkrasında Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının, fiilen yapılan denetimler sonucunda çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde bu belgelerin Kurumca resen düzenleneceği ve muhteviyatı sigorta primlerinin Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edileceği, işverenin bu maddeye göre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili Kurum ünitesine itiraz edebileceği, itirazın takibi durduracağı, itirazın reddi halinde işverenin kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabileceği, mahkemeye başvurmanın prim borcunun takip ve tahsilini durdurmayacağı, 11. fıkrasında ise bu maddede belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde 102. maddeye göre işlem yapılacağı, 102. maddesinin 4. fıkrasında idari para cezalarının ilgiliye tebliğ ile tahakkuk edeceği, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kurumca ya da Kurumun ilgili hesaplarına yatırılacağı veya aynı süre içinde Kuruma itiraz edilebileceği, itirazın takibi durduracağı, Kurumca itirazı reddedilenlerin, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yetkili idari mahkemesine başvurabilecekleri, bu süre içinde başvurunun yapılmaması halinde idari para cezasının kesinleşeceği bildirilmiştir.

Somut olayda, mahkemece Dairemizin bozma kararlarına uyulmasına rağmen uyuşmazlığın bozma ilamları ve yukarıda anlatılanlar ışında çözümlenmediği anlaşılmaktadır.

Yapılacak iş; 1- 27/02/2009 tarih 3079173 sayılı 2009/10243 takip dosya numaralı ödeme emrinin 2008/5. dönemine ilişkin 'ücret bordrosunun düzenlenmemesinden' kaynaklanan 7.300,00 TL'lik idari para cezası bakımından usuli kazanılmış müktesep hak oluştuğundan, Dairemizin 23/12/2014 tarih 2014/15410 E. -28099 K. sayılı ilamı doğrultusunda bu kısma yönelik davanın kabul edilerek davanın kabulüne, ödeme emrinin 2008/5. döneminin iptaline ve davacı şirketin borçlu olmadığınn tespitine karar vermek;

2-27/02/2009 tarih 3079173 sayılı 2009/10243 takip dosya numaralı ödeme emrinin 2008/1. dönemine ilişkin 'işyeri bildirgesinin geç verilmesinden' kaynaklanan 1.825,00 TL'lik idari para cezası bakımından ise; 5510 sayılı Kanun'un 102 ve 86. maddelerini dikkate alarak, 5510 sayılı Kanunun 102. maddesine istinaden çıkartılan 1.825,00 TL bedelli idari para cezasının davacıya tebliğ edilip edilmediğini araştırmak, tebliğ edilmiş ise, bu cezaya ilişkin davacının komisyona bir itirazının bulunup bununmadığını Kurumdan sormak, davacının komisyon kararına işikin itirazı var ise, komisyon kararının davacıya tebliğ edilip edilmediğini Kurumdan sormak, tebliğ edilmiş ise, komisyon kararının reddedilmesi halinde davacının İdari Yargı yolunda dava açıp açmadığını araştırmak, İdari Yargı yolunda dava açılmış ise İdari Yargı'daki davayı eldeki dava bakımından bekletici mesele yapmak, İdari Yargıda dava açılmamış ise tüm delilleri topladıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 21.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***