Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, ödeme emrinin tebliğ edilmediği ve alacağın zaman aşımına uğradığından haczin kaldırılması ve kesintilerin faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.

Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davalı SGK tarafından prim borcu nedeniyle yapılan icra takibi sonucu dava dışı yetkilisi sıfatıyla davacının yaşlılık aylığının 1/3'lük kısmına konulan haczin kaldırılması ve davalı Kurum'a borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece, istemin reddine karar verilmiştir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 30/03/2005 tarih 4560 sayılı haicz bildirisye muhtalef takip dosyaları üzerinden davacının 2102204096 tahsis numaralı yaşlılık aylığnın 1/3'ü üzerine haciz işlemi uygulandığı, davacının yetkilisi ve yöneticisi olduğu dava dışı borçlu şirkete ödeme emirlerinin çıkartılarak tebliğ edildiği ancak, davacı adına çıkartılarak tebliğ edilen ödeme emrinin bulunmadığı anlaşılmaktadır..

506 sayılı Yasa’nın 80/12. maddesi hükmü gereğince, sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, yasal süresi içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, mesul muhasip, sayman ile tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Anılan yasa maddesi gereğince, prim borçlarından ötürü borçlu şirketin üst düzey yöneticileri hakkında da aynı borç nedeniyle ödeme emri çıkartılması bu yasa gereğidir.

Öte yandan, 6183 sayılı Yasa'nın 35. maddesinde de, ( Değişik madde: 22.07.1998 - 4369/21. m. ) limited şirket ortakları ( Değişik ibare: 04.06.2008 - 5766 S.K./3. m. ) şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. (Ek fıkra: 04.06.2008 - 5766 S.K./3. m.) Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. (Ek fıkra: 04.06.2008 - 5766 S.K./3. m.) Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.

.../...

506 sayılı Yasa'nın 121. maddesinin 1. fıkrası hükmü " bu kanun gereğince bağlanacak gelir veya aylıklar ve sağlanacak yardımlar nafaka borçları dışında haciz veya başkasına devir ve temlik edilemez" şeklinde iken 6.7.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 sayılı Yasanın 17. maddesi ile " nafaka borçları " ibaresinden sonra gelmek üzere " ... ve bu kanunun 80. maddesine göre takip ve tahsili gereken alacaklar "ibaresi eklenerek yapılan değişiklikle prim borçlarından dolayı da yaşlılık aylığına haciz konulacağı öngörülmüştür. Kurumun prim alacakları Amme Alacağı niteliğinde olup prim alacakları yönünden yapılan yasal düzenlemelerin kamu düzeniyle ilgili olduğundan 506 sayılı Kanunun 121. maddesinde 5198 sayılı Yasa ile yapılan değişikliğin görülmekte olan davalarda ve giderek dava konusu uyuşmazlıkta da uygulanması gerekir.

Haciz işleminin yapılabilmesi için 6183 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak yürütülen bir takip ve usulüne uygun olarak ödeme emri tebliğ edilmesi gerekir. Bir başka ifade ile davacı hakkında kesinleşmiş bir icra takibi bulunmalıdır.

Somut olayda, takibin 6183 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak yürütülmediği ve davacıya usulüne uygun olarak ödeme emri tebliğ edilmeden hakkında haciz işlemlerine başlanıldığı anlaşılmaktadır.

Yapılacak iş; 6183 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak yürütülen ve hacze dayanak yapılan muhtelif takip dosyaları üzerinden davacı adına düzenlenmiş ve usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmiş ödeme emrinin bulunmaması nedeniyle yapılan haciz işleminin yasal olmadığı anlaşıldığından, davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına ve davacının yaşlılık aylığından yapılan kesintilerin iadesine karar vermekten ibarettir

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 19.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

MG

***