"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere ve temyiz nedenlerine göre davalı Kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava; 02.01.2011 tarihinde iş kazası geçiren davacının maddi-manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından; davanın ilk olarak davalı şirket aleyhine açıldığı, daha sonra sadece maddi tazminat yönünden davalı Kurum aleyhine açılan davanın iş bu dava ile birleştirildiği, mahkemece ilk olarak; davacının maddi tazminat alacağı olan 22.826,77 TL'nin olay tarihi olan 02.01.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ve 17.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 02.01.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine dair verilen kararın Dairemizin 02.12.2014 tarih ve 2014/16167 E, 2014/25995 K sayılı kararı ile; asıl dava ile birleşen dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu belirtilerek bozulduğu, bozma kararına uyan mahkemece son olarak; birleşen dosya için, davanın husumet nedeniyle reddine, asıl dava için ise davalı şirket aleyhine ilk karardaki miktarlarda hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece; davalı Kurum hakkında açılan davanın husumetten reddine dair verilen karar ile maddi-manevi tazminatlar açısından verilen kararda isabetsizlik bulunmamakta ise de hüküm fıkrasının (A) bendinde vekalet ücretine ilişkin fıkrada “davalılara verilmesine”, (B) bendinde ise; asıl dava hakkında kurulan hüküm kısmında tazminatların, vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin “ davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine ” şeklinde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HMK’nın geçici 3. maddesi delaletiyle HUMK'un 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; hüküm fıkrasının (A) bendinin vekalet ücretine ilişkin fıkrasında yer alan “davalılara verilmesine” ifadesinin “davalı Kurum'a verilmesine” olarak düzeltilmesine, ayrıca; (B) bendinin alt fıkralarında yer alan tüm “davalılardan müştereken ve müteselsilen” ifadelerinin “davalı şirketten” olarak, yine “ davalılara ” ifadesinin “ davalı şirkete” olarak düzeltilmesine ve hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 10.05.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.