"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, emekli maaşına konulan haczin ve kesintilerin kaldırılmasına, yatırmış olduğu destek pirimi ilaç parası ile kesilen maaşlarının faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, davacının yaşlılık aylığının 01/05/2010 tarihi itibariyle kesilmesi ve 01/04/2009-01/05/2010 tarihleri arasında ödenene miktarın borç kaydedilmesi sebebiyle maaşına konulan haciz ve kesintilerin kaldırılması, yatırmış olduğu 6.016 TL destek primi ile 2.104 TL ilaç parası ve ödenmeyen 4 aylık maaş tutarı olan 2.560 TL'nin yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacıdan yersiz tahsil edildiği anlaşılan 2104,00 Tl sağlık gideri, aylığından haksız kesildiği anlaşılan 1890 TL nin ve 2560 TL aylık alacaklarının ayrı ayrı dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 06/06/1997 varide tarihli giriş bildirgesi ile 12/09/1990 tarihinde başlayan vergi kaydı gereğince davacının Bağ-Kur sigortalılığının başlatıldığı, davacının 744 gün 506 sayılı yasa kapsamında sigortalılığının bulunduğu, 06/03/1978-06/11/1979 tarihleri arasındaki 600 günlük askerlik süresini borçlanarak bedelini Kuruma ödediği, 23/03/1981-25/12/1983 tarihleri arasında Libya'da geçen 992 günlük çalışma süresini 3201 sayılı yasaya göre borçlanarak bedelini Kuruma ödediği, 25/03/2009 tarihinde yaşlılık aylığı talebinde bulunduğu ve 01/04/2009 tarihi itibariyle 6673 gün Bağ-Kur, 744 gün SSK, 600 gün askerlik ve 992 gün 3201 borçlanması olmak üzere toplam 9009 gün üzerinden yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının 12/09/1990 tarihinden itibaren devam eden vergi kaydının bulunduğu, davacının Yurt dışı borçlanması yaptıktan sonra emekli olması ve ticari faaliyetinin emekli olduktan sonra devam etmesi sebebiyle yaşlılık aylığının 01/05/2010 tarihi itibariyle kesildiği ve 01/04/2009-01/05/2010 tarihleri arasında ödenen 7.548,42 TL'nin borç kaydedilerek davacıdan bu bedelin ödenmesi istenildiği, ayrıca 16/06/2010 tarihli yazı ile 01/04/2009-01/05/2010 tarihleri arasında haksız karne kullanımı sebebiyle 2.103,72 TL borcunun bulunduğunun ve ödenmesi gerektiğinin bildirildiği, davacının bu bedeli 02/07/2010 tarihinde Kuruma ödediği, davacının 01/04/2009-02/07/2010 tarihleri arasındaki sigortalılığı için de 6.016 TL prim tahsilatı yapıldığı, davacının 02/07/2010 tarihinde yeniden tahsis talebinde bulunduğu ve 01/08/2010 tarihi itibariyle 7130 gün Bağ-Kur, 744 gün SSK, 600 gün askerlik ve 992 gün 3201 borçlanması olmak üzere toplam 9466 gün üzerinden yaşlılık aylığı bağlandığı, yersiz ödenen aylıkların da maaşından kesilmesine karar verildiği, her ay 315 TL kesinti yapılmaya başlandığı anlaşılmaktadır.
Hukuk Genel Kurulunun 30/04/2014 tarih 2013/21-1230 Esas ve 2014/552 Karar sayılı kararında;
“08.05.2008 tarihine kadar 3201 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlar sosyal güvenlik destek primine tabi olarak yaşlılık aylığı almakta ve aylık alanlardan tekrar yurt dışında çalışmaya başlayanların aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ay başından itibaren aylıkları kesilmekte iken, 08.05.2008 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik ile aylık bağlananlardan; tekrar yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışanlar ve ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği alanlar ile Türkiye'de sigortalı çalışmaya başlayanların aylıklarının tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesileceği ve bunlar hakkında 5510 sayılı Kanun'un sosyal güvenlik destek primi hakkındaki hükümlerinin uygulanamayacağı, diğer bir ifade ile bu kişilerin sosyal güvenlik destek primi ödeyerek dahi çalışamayacakları yönünde düzenleme yapıldığı, 19.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle ise bu kez; Türkiye'de sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar hakkında 5510 sayılı Kanun'un sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışılmasına ilişkin hükümlerinin uygulanabileceği, diğer bir ifade ile; 3201 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan Türkiye'de sigortalı çalışmaya başlayanların sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışabilmelerine imkan tanındığı anlaşılmaktadır.
3201 sayılı Kanun'un 6. maddesinin (B) bendinde 5754 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile beraber, yine 5754 sayılı Kanun'un 79’uncu maddesi ile 3201 sayılı Kanuna eklenen ve 08.05.2008 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 7’inci maddesi ise “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce hizmet borçlanması talebinde bulunanlardan; borç tahakkuku yapılmış olanların, borç tahakkuku ile ilgili işlemleri devam edenlerin, tahakkuk ettirilen borçlarını ödeyenlerin ve borçlandıkları yurtdışı hizmetleri dikkate alınarak aylık bağlanmış olanların kazanılmış hakları saklıdır.” hükmü öngörülmüş olup; anılan düzenleme ile 08.05.2008 tarihinden önce borçlanma talebinde bulunanlardan; borç tahakkuku yapılmış olanların, tahakkuk işlemleri devam edenlerin, tahakkuk eden borcu ödeyenlerin, borçlanılan süreyle birlikte aylık bağlanmış olanların, kazanılmış haklarının saklı olacağı belirtilmiştir.
Görüldüğü üzere, anılan Geçici 7’inci madde hükmünün uygulanabilir olduğu durumlarda, sigortalı yönünden kazanılmış hakların korunması söz konusu olacağından, 3201 sayılı Kanun'un 6. maddesinin (B) bendinde, 5754 sayılı Kanun'un 79’uncu maddesi ile getirilen ve yukarıda belirtilen aleyhe değişikliklerin uygulanması mümkün olamayacaktır.
Sonuç olarak belirtilmelidir ki, 3201 sayılı Kanun'un Geçici 7. madddesi uyarınca 08.05.2008 tarihinden önce borçlanma talebinde bulunanlardan; borç tahakkuku yapılmış olanların, tahakkuk işlemleri devam edenlerin, tahakkuk eden borcu ödeyenlerin, borçlanılan süreyle birlikte aylık bağlanmış olanların, kazanılmış haklarının saklı olup, Geçici 7’inci madde hükmünün uygulanabilir olduğu durumlarda, sigortalı yönünden kazanılmış hakların korunması söz konusu olacağından, 3201 sayılı Kanun'un 6. maddesinin (B) bendinde, 5754 sayılı Kanun'un 79’uncu maddesi ile getirilen ve yukarıda belirtilen aleyhe değişikliklerin de uygulanması mümkün olmayacaktır.” denilmektedir.
Somut olayda; davacının 29/04/2008 tarihinde 3201 sayılı Kanun'dan yararlanarak borçlanma talebinde bulunduğu, 07/05/2008 tarihinde başvurusunun kabulü ile borç tahakkuku yapıldığı, davacının borçlanma talebinde bulunduğu tarihi ile borç tahakkuk tarihi dikkate alındığında; 08.05.2008 tarihinden önce borçlanma talebinde bulunması ve borç tahakkuku yapılması nedeniyle 3201 sayılı Kanun'un Geçici 7. madde kapsamında olduğu, dolayısıyla 5754 sayılı Kanun ile getirilen aleyhe düzenlemenin davacı hakkında uygulanamayacağı, Geçici 7. madde kapsamında davacının borçlanma ve sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışmaya ilişkin kazanılmış haklarının korunması gerektiği kabul edilmelidir.
Bu nedenle, davacıdan yersiz tahsil edildiği anlaşılan 2.104 TL sağlık gideri ile ödenmeyen aylık miktarı olan 2.560 TL'nin faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesi doğru ise de davacının talebi bulunmadığı halde talep aşılarak aylıklarından kesilen miktar olan 1.890 TL'nin davacıya iadesine karar verilmesi ve davacının dava dilekçesinde bulunan haczin kaldırılması ve fazla ödediği prim miktarı olan 6.016 TL'nin iadesi hususunda bir karar verilmeden fazlaya dair talebin reddine hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, 3201 sayılı Yasanın Geçici 7. maddesi gereğince davacının borçlanma ve sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışmaya ilişkin kazanılmış haklarının korunması gerektiği anlaşıldığından şimdiki gibi davacıdan yersiz tahsil edildiği anlaşılan 2.104 TL sağlık gideri ile ödenmeyen aylık miktarı olan 2.560 TL'nin faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, davacının talebine göre davacının maaşına konulan haciz ve kesintilerin kaldırılmasına ve davacının yaşlılık aylığının bağlandığı tarihten itibaren sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışmasına devam etme hakkı bulunduğundan Kuruma ödemesi gerekin sosyal güvenlik destek primi miktarını belirleyip bu miktarı Kuruma fazladan ödediği prim miktarı olan 6.016 TL'den mahsup ettikten sonra kalan miktar bulunması halinde davacıya yasal faizi ile birlikte iadesine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacıya iadesine
04/05/2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.