"İçtihat Metni"
KARAR
İstem, maddi yanılgının düzeltilmesine ilişkindir.
İş mahkemelerinden verilen kararlar ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu bulunmamaktadır. Ne var ki, Yargıtay onama ve bozma kararlarında maddi yanılgı bulunması halinde usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği, giderek maddi yanılgının düzeltilmesi gerektiği Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş içtihatlarındandır.
Dava, davacının 1962-1970 yılları arasında geçen çalışmalarının tespiti ile davacının tahsis talebinden itibaren emekliliğine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile " Davacının 1962-1970 yılları arasında ssk sicil nosu ile ismi ile ssk işyeri sicil nolu nde ve ssk işyeri sicil nosu ile I A.Ş deki hesap kartlarındaki gözüken çalışmalarının davacıya ait olduğunun tespiti ile, davacının 01/06/2007 tarihi itibariyle emeklilik tahsisine hak kazandığının tespitine" karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının ilk olarak 02.05.2007 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, davalı Kurum tarafından 3600 gün sigortalılık süresi bulunmadığından tahsis talebinin reddedildiği, davacının kızlık soy adı olan adına ve sicil numarasından bildirilen; 1962 yılında AŞ unvanlı işyerinden 110 gün; Şti. unvanlı işyerinden 1966 yılında 106; 1967 de 250; 1968 de 281; 1969 da 343; 1970 de 265 gün hizmetin davacıya ait kabul edilmediğinin anlaşıldığı, davacının sicil numarasında davalı Kurum tarafından da kabul edilen, uyuşmazlığın bulunmadığı 1971/1. döneminden 25.7.1972 tarihine kadar 541 gün zorunlu, 01.03.2004-30.11.2007 ve 01.06.2008-14.07.2008 arasında 1394 gün isteğe bağlı olmak üzere toplam 1935 gün 506 sayılı Yasa kapsamında hizmeti olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının 506 sayılı Yasa kapsamındaki 1935 günlük hizmeti konusunda uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmakta olup hükümde davacıya ait olduğu kabul edilen hizmetlerin hangi işveren yanında, hangi tarihler arasında kaç gün olduğu açık ve net bir biçimde belirtilmemiş, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiştir.
Yapılacak iş; öncelikle davalı Kurumdan davacının hangi yıllara ilişkin, kaç gün hizmetinin kabul edildiğini, kaç gün hizmetinin kabul edilmediğini sorup ihtilaf konusu hizmetleri netleştirmek, davanın hizmet tespiti davası olduğu ve niteliği gereği kamu düzenini ilgilendirdiği göz önünde bulundurularak davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği hizmetlerin geçtiği işyerlerinin dönem bordrolarını getirtmek, bordrolarda kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların beyanlarını almak, söz konusu işyerlerinde hangi tarihler arasındaki kaç günlük çalışmanın davacıya ait kabul edildiğini hükümde açık ve net bir biçimde tereddüte yer bırakmayacak şekilde göstermek, davacının sigortalılık süresi belirlendikten sonra yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığını değerlendirerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Ne var ki, K saylı 08.10.2012 tarihli kararı, maddi hata sonucu Dairemizin K sayılı, 16.12.2013 tarihli ilamı ile hatalı olarak bozulmuştur.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan maddi hata istemi kabul edilmeli, Dairemizin tarihli ilamı kaldırılarak, mahkemenin tarihli kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının maddi hata isteminin kabulüyle, Dairemizin sayılı, 16.12.2013 tarihli Bozma ilamının KALDIRILMASINA, tarihli kararının yukarıda açıklanan gerekçe ile BOZULMASINA, 23.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
M.O