Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVACILAR

Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, davalılardan A.Ş. ile Tic. Ltd. Şti. vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere ve kanuni gerektirici nedenlere göre temyiz eden davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,

2-Dava, 04.09.2003 tarihli iş kazasında vefat eden sigortalının anne ve babasının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

Mahkemece, davacı ...'in maddi tazminat talebinin reddine, davacı ...'nin maddi tazminat talebinin kabulü ile; 52.637,93-TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar A.Ş. , Servis. Tic. Ltd.Şti. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; davacı anne ... ile davacı baba ... için ayrı ayrı 25.000,00'er-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılar A.Ş., Tic. Ltd.Şti. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, davalılar.Şti. ve ... için açılan davanın 17.12.2014 tarihinde atiye terk edildiği anlaşılmakla bu davalılar için davanın açılmamış sayılmasına, diğer davalı ... şirketi hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir.

./..

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. İki taraf da duruşmada hazır iseler ıslah sözlü olarak yapılabilir. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur. Ancak aynı yasanın 177. Maddesine göre ıslahın tahkikatın bitimine kadar yapılacağının düzenlemesi karşısın da Yargıtay’ın bozma kararından sonra ıslah yapılamayacağı ortadadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 4.2.1948 gün 1944/10 E. 1948/3 K. Sayılı kararı da bu yöndedir.

Bu açıklamalardan olarak somut olayda; dairemizin 23.12.2013 tarihli bozma kararı sonrasında dava değerinin artırıldığı 16.12.2014 tarihli ıslaha itibar edilerek neticeye varılmasının hatalı olduğu bellidir.

Bunun yanında değinilmesi gereken diğer bir husus da davalı ...Ş. bakımından verilen ve “hakkında açılan dava önceki kararda reddedilmiş olduğundan ve bu davalı yönünden red kararı temyiz edilmemiş olduğundan, bu davalı hakkındaki red kararının kesinleştiği” gerekçesine dayanan davanın reddi kararına ilişkindir.

Bilindiği üzere İşleten ve araç işleticisinin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK)’nun 85. maddesinde düzenlenmiştir.“İşleten ve Araç İşleticisinin Bağlı Olduğu Teşebbüs Sahibinin Hukuki Sorumluluğu” başlıklı söz konusu maddenin 1. fıkrasında; “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmü, aynı maddesinin son fıkrasında “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.”hükmü yer almaktadır. Kanun koyucu, açıklanan bu düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nun 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. İşletenin buradaki sorumluluğunun hukuki niteliği tehlike sorumluluğuna ilişkin olduğundan, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının(ZMMS sigortacısının) 91. maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir.

Bu kapsamda somut olaya gelecek olursak davacılar yakını Ramazan'ın ruhsat sahibi ve sürücüsü davalı ... olan plakalı araçta yolcu iken kazalandığı, bu aracın ZMMS sigortacısının davalı ...Ş. olduğu ayrıca kazanın oluşumunda tüm kusurun davalı sürücü ...'da olmasına göre davalı ...Ş.'nin poliçe limiti dahilinde davalı sürücü ...'ın plakalı araç ile üçüncü kişilere verdiği maddi zararlardan sorumlu olacağı tartışma konusu değildir. Tartışılan husus yukarıda da değinildiği üzere Mahkemece davalı ...Ş. bakımından verilen “hakkında açılan dava önceki kararda reddedilmiş olduğundan ve bu davalı yönünden red kararı temyiz edilmemiş olduğundan, bu davalı hakkındaki red kararının kesinleştiği” gerekçesine dayanan red kararının doğru olup olmadığıdır. Bilindiği üzere

ZMMS sigortacıları tarafından tazmini üstlenilen zararlar üçüncü kişilerin uğradığı maddi zararlardır. Manevi zararların ZMMS kapsamında sigorta şirketlerince giderimi yükümlülüğü yasal olarak mümkün değildir. Bu kapsamda işbu dosyada davalı ...Ş. yalnızca maddi tazminat davasının tarafıdır. Mahkemece bozma öncesi verilen ilk karardaki maddi tazminatın reddi hükmü ise temyiz incelemesi sırasında Dairemizce bozulmuş, Yerel Mahkemede bu bozma ilamına uymuştur. Yani sadece maddi tazminat davasının tarafı olan davalı ... şirketi bakımından henüz kesinleşmiş bir karar ortada bulunmamaktadır. Halin böyle olması karşısından Yerel Mahkemenin “ bu davalı hakkındaki red kararının kesinleştiği” gerekçesine dayanan davanın reddi sebebinin hatalı olduğu açıktır.

Belirtilen bu maddi ve hukuki olguların Mahkemece nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.

Mahkemenin kabul ve uygulaması bakımından ise; haklarında açılan davaların reddi sebebi diğer davalılardan farklı olan davalı Ltd.Şti ve ... bakımından AAÜT'nin 3/2 maddesi gereğince ayrı vekalet ücretine hükmolunması gerektiğinin karar yerinde gözetilmemesi ile yine davanın kabul-red oranı inceleme konusu dosyada ortalama %65 olmasına rağmen bu oranın %91 kabul edilerek yargılama giderlerinin hatalı paylaştırılması da doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 21.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***