"İçtihat Metni"
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı hizmetli olarak 01/12/1996-01/11/2003 tarihleri arasında geçen ve SGK’na bildirilmeyen çalışmalarının tespitine ilişkindir.
Dairemizi bozma ilamına uyularak, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten; sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak sigortalılıktan söz edilemez.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30/06/1999 gün 1999/21-549-555- 03/11/2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, davacının davalıya ait 3859 SS işyerinde 01.12.1996-30.06.1997 tarihleri arasında sigortalı çalışmasının olduğu, tespit istenen dönemde dava dışı 23761 SS işyerinden 1997/2. Dönemde 45 gün 1998/1. Dönemde 20 gün sigortalı çalışmasının olduğu, davalı işyerinin Kanun kapsamında olduğu, tespit istenen dönemde hangi işyerinde çalıştığının ve bu çalışma nedeniyle hak düşürücü süreye uğrayıp uğramayacağının değerlendirilmediği, komşu işyeri tanıkları ile davacı tanıklarının çalışmayı doğruladığı, davacının çalışma olgusunun yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmediği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, davacının şahsi sicil dosyasını ve işe giriş bildirgelerini getirtmek, ayrıca davacıya dava dışı işyerinde çalıştığı dönemde çalışmanın nerede geçtiğini her iki işyerinde birden mi yoksa dava dışı işyerinde mi geçtiğini açıklatmak, dava dışı işyeri ile davalı işyeri arasında bağlantı olup olmadığını araştırmak, dava dışı işyerinin de bordro ve komşu işyeri tanıklarını dinlemek ve çalışmanın nerede geçtiği, süresi ve niteliği yönünde beyanlarını almak, dava dışı işyeri ile davalı işyeri arasında irtibat yoksa veya davacının sadece dava dışı işyerinde çalıştığının anlaşıldığı takdirde mahkemece tespitine karar verilen 1997/2. Dönemden sonraki süreler hak düşürücü süreye uğrayacağı değerlendirerek karar vermek; dava dışı işyeri ve davalı işyeri arasında irtibat olması veya davacının her iki işyerinde birlikte çalıştığının tespiti halinde bu durumda hak düşürücü süreden söz edilemeyeceğinden işin esasına girilerek her iki işyerinde birlikte çalışmanın ayda 30 günü geçmeyeceği de gözetilerek, gerekirse davalı işyerinin komşu işyeri tanıklarını, Kooperatifin tespit isten dönemdeki yöneticilerini dinlemek davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
C.C