"İçtihat Metni"
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 26/10/1998-13/11/2007 tarihleri arası davalı işveren nezdinde geçen ve Kuruma eksik bildirilen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Dairemizin, 24/02/2014 tarih ve 2013/2483 E. 2014/2988 K. sayılı bozma kararı üzerine, mahkemece, yazılı şekilde istemin kabulüne karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve inceleme sonucu varılmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/8. maddeleri gereği bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır.Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilmeyen sigortalılar, çalışmalarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse bu çalışmaların Kurumca dikkate alınacağı belirtilmiştir. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı, kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat edilebilirse de, çalışmanın konusu, niteliği, başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı adına ilk defa 17/05/2000 tarihinde ve takip eden 2003 ve 2004 yıllarında internet yoluyla işe giriş bildirgelerinin Kuruma verildiği, 17/05/2000-13/11/2007 tarihleri arası kısmi bildirim yapıldığı, uyuşmazlık konusu dönemi kapsayacak şekilde dönem bordrolarının getirtildiği, davacı tarafından gösterilen tanıklar beyanlarında davacının 1998-2007 arası kesintisiz çalıştığını, davalı tarafından gösterilen tanıklar ise, davacının 1998 yılında işe başladığını 10-15 gün çalışıp ara verdiğini, uzunca bir süre sonra tekrar gelip çalışmaya başladığını belirttikleri, 22/05/2000 tarihli ve davacı tarafından imzalı yerel denetim tutanağında davacının işe giriş tarihinin 17/05/2000 tarihi olduğunun belirtildiği, temyiz edilmeden kesinleşen işçilik alacakları dava dosyasında 1998-2007 arası dönemin alacaklarına hükmedildiği, bu alacak dosyası içerisinde fotokopisi bulunan hesap pusulalarında davacının işe giriş tarihinin 26/10/1998 tarihi olduğunun belirtildiği, bozma sonrası yapılan araştırmada davalı nezdinde davacıyla ilgli yazılı belge asıllarının bulunmadığı, yine bozma öncesi dinlenen tanıkların tekrar beyanlarının alınarak sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının 26/10/1998-13/11/2007 tarihleri arası dönemde çalışmasının kesintisiz olup olmadığı noktasında çıkmaktadır.
Somut olayda, mahkemece bozma kararına uyulduğu halde, bozma kararı gereği tamamıyla yerine getirilmemiştir. Bozma kararına uyulduğuna göre artık bozma doğrultusunda işlem yapmak zorunludur. Bu doğrultuda fiili çalışma konusunda tarafların gösterdiği tanıkların beyanları arasında oluşan çelişkilerin giderilmediği, dönem bordrolarından bordro tanıklarının resen tespit edilip dinlenmediği, bu nedenlerle davacının çalışma olgusunun yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmediği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş; dosyadaki dönem bordrolarından uyuşmazlık konusu dönemi kapsayacak biçimde bordro tanıklarını resen tespit edip dinlemek, tanık beyanları arasında oluşan çelişkileri gidermek, gerekirse Kurum, vergi idaresi, belediye ve emniyet müdürlüğü gibi kamu kurumları aracılağıyla tespit edilecek komşu işyerlerinin işverenleri veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarının beyanlarına başvurmak ve davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halirde davalılardan ....................... San.Tic.Ltd.Şti'ne iadesine, 13/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.