Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVACILAR : ... vs. Vek.Av....

Davacılar, Kurum tarafından düzenlenen İcra emirlerinin iptaline, Kuruma borçlu olmadıklarının tespitine, malları üzerine Konulasn hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.

Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava, davacılar adına düzenlenen icra emirlerinin iptali ile davalı kuruma borçlu olmadıklarının tespiti ve davacılar adına kayıtlı bulunan mallar üzerine konan hacizlerin kaldırılması istemine ilişkindir.

Yerel mahkemenin davanın kabulüne ilişkin önceki kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiş ve dava dilekçesindeki istem ve mevcut delil durumuna göre yapılan inceleme ile Dairemizce, davacılar adına gönderilen bir ödeme emrinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve yönetim kurulu üyesi olan davacıların sorumluluğunun 506 ve 5510 sayılı Yasalarda yer alan düzenlemeler gereğince değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur.

Yerel Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulü ile davacı ... adına kayıtlı maltepe ilçesi yeni kariye mahallesi 101 ada 22 parselde kayıtlı taşınmaz üzerine konan ve davacı ... adına kayıtlı plakalı araç üzerine konan hacizlerin iptaline, davacıların borçlu bulunmadıklarının tespitine karar verilmiştir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden; Yargıtay Bozma ilamına uyulmasına karar verildiği, dava dilekçesindeki talebin ve ait işyerinin prim borçları nedeniyle başlatılan icra takibi dolayısıyla yönetim kurulu üyesi olan davacıların malvarlığına konulan hacizlerin kaldırılması istemine ilişkin olmasına rağmen bozmadan sonra Kurum tarafından gönderilen evrakların ait işyerinin idari para cezası borçlarından kaynaklanan icra takibine ilişkin olduğu, bu durum değerlendirilmeden davacılar adına gönderilmiş bir ödeme emri bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.

Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde, bozma kararı gerekleri yerine getirilmemiştir. 9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bozma kararına uyan mahkeme artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır.

5510 sayılı Yasanın uygulanmasından önce yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa'nın 80/12. maddesinde, sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkililerinin kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları öngörülmüş ve primlerin ödenmesinde müteselsilen sorumlu "üst düzey yönetici" ve "yetkiliden" söz edebilmek için ise primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili üst düzey yönetici olması, yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı gibi ünvan taşıması veya temsil ve ilzam yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi olması gerekli idi.

1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa ile yeni bir düzenleme getirilmiş 88. maddesinde “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanında belirtilen sürelerde ödenmez ise Kamu idarelerini tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliğe haiz diğer işverenlerin şirket Yönetim Kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur” hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere 506 sayılı Yasa döneminde tüzelkişiliğe haiz işverenlerin yönetim Kurulu üyelerini prim borcundan sorumlu olması için, üst düzey yönetici, şirketi temsil ve ilzam yetkisinin bulunması gerekirken 5510 sayılı yasada prim borçlarından sorumlu tutulmak için Yönetim Kurulu üyesi olması yeterli bulunmuştur.

Somut olayda; dosya içerisinde ait sicil numaralı işyerinin prim borçları nedeniyle başlatılan icra takibi dolayısıyla yönetim kurulu üyesi olan davacılar adına gönderilen bir ödeme emri bulunmadığı gibi ödeme emrinin gönderilip gönderilmediği ve buna göre icra takibinin kesinleşip kesinleşmediği de anlaşılamamaktadır.

Yapılacak iş, sicil numaralı işyerinin prim borçları nedeniyle başlatılan icra takibi dolayısıyla yönetim kurulu üyesi olan davacılar adına Kurum tarafından ödeme emri gönderilip gönderilmediğini ve buna göre davacılar adına icra takibinin kesinleşip kesinleşmediğini belirlemek, ödeme emri gönderilmemiş veya takip kesinleşmemiş ise haciz işlemi uygulanamayacağından haciz işleminin iptaline karar vermek, ödeme emri gönderilmiş ise takibe konu borcun hangi döneme ait olduğunu tespit etmek, yukarıda bahsi geçen 506 ve 5510 sayılı Kanunlarda yer alan yasal düzenlemeler ışıgında davacıların borçtan sorumlu olup olmadıklarını değerlendirmek ve davacılar adına uygulanan haczin kaldırılıp kaldırılamaycağını bu duruma göre belirlemekten ibarettir.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara ve özellikle, anılan içtihadı birleştirme kararına aykırı biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

E.M

***