"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 30.08.2006 tarihinden itibaren Kurum nezdindeki 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, dava dilekçesi ile 30.08.2006 tarihi itibari ile Kurum nezdindeki 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davacının, Vergi Dairesi'nin tarih ve sayılı yazısında belirtilen 30.08.2006 tarihi itibari ile davalı Kurum nezdindeki sigortalılık kayıtlarının iptaline dair verilen ilk karar Dairemizin Tarih ve E, K sayılı kararı ile; öncelikle davalı Kurum'dan davacının hangi tarihler arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı kabul edildiğinin sorulması, daha sonra davacıya talebinin açıklattırılması, davacının SGDP borcunun mu yoksa Bağ-Kur sigortalılığının mı iptalini talep ettiğinin belirlenmesi, daha sonra davacının beyanına göre 1479 sayılı Yasa'nın 24/I-d maddesi, 70. maddesi ve ek 20. maddesi de değerlendirilerek varılacak sonuca göre hüküm kurulması gerektiği belirtilerek bozulmuş, bozma kararına uyan mahkemece son olarak; davacının ticari kazanç sağlayıcı faaliyet gösterdiği gerekçesiyle yapılan tescil işleminin ve bu tescil gerekçe gösterilerek talep edilen SGDP borcunun iptaline karar verilmiştir.
Dairemizin anılan bozma kararı öncesi dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının, 01.07.1986 – 29.05.1991 tarihleri arasında vergi kaydının, 07.08.1984 – 24.12.2002 tarihleri arasında da oda kaydının bulunduğunun, dosyada mevcut hizmet cetveline göre davacının; 28.10.1972 – 29.05.1991 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun, bu tarihten sonrasına ilişkin sigortalılığına ilişkin kayıt bulunmadığının, davacıya 01.11.1996 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığının, davacının kurucu ortağı olduğu limited şirketin 30.09.1997 tarihinde kurulduğunun ve davacının ortaklık kaydının devam ettiğinin, ancak şirketin münfesih durumda göründüğünün Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından şirketin sicil kaydının halen açık olduğunun, şirketin TTK'nin geçici 7. maddesi kapsamında işleme alındığının ve yazışmaların devam ettiğinin bildirildiği, Vergi Dairesi tarafından da; 18.12.2006 tarihli yoklamada şirketin faaliyetinin olmadığının anlaşılması nedeni ile şirketin 30.06.2008 tarihi itibari ile re'sen terkinin edildiğinin bildirildiği, davalı Kurum tarafından; davacının 30.09.1997 tarihinden itibaren limited şirket ortağı olduğunun anlaşılması nedeni ile mevzuat gereği davacının 01.02.2004 – 30.09.2008 tarihleri arasındaki borcunun 23.07.2013 tarihi itibari ile 8.669,90 TL olduğunun, ayrıca davacının 01.10.2008 sonrası da 10.331,08 TL SGDP borcu olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır.
Bozma kararı sonrası ise; davacı vekili tarafından, davalı Kurum tarafından davacının yeniden Bağ-Kur kapsamında tescil edildiği ve SGDP borcu çıkarıldığı, bu nedenle de davacının sigortalılığı ile SGDP borcunun iptalini talep ettiklerinin bildirildiği, davalı Kurum tarafından davacının sigortalılığının 29.05.1991 tarihi itibari ile sonlandırıldığının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 1479 sayılı Yasa'ya, 4447 sayılı Yasa'nın 38. maddesi ile eklenen ve 08.09.1999 tarihi itibari ile yürürlüğe giren “Sosyal Güvenlik Destek Primi” başlığını taşıyan ek 20. madde hükmü ile; “Bu yasa kapsamında yaşlılık aylığı bağlananlardan 24 üncü maddenin (l) numaralı bendinde belirtilen çalışmalarına devam edenlerin veya daha sonra çalışmaya başlayanların, sosyal yardım zammı dahil tahakkuk eden aylıklarından, aylığın bağlandığı, yasadan önce yaşlılık aylığı bağlananlardan yasanın yürürlüğe girdiği tarihi takip eden veya tekrar çalışmaya başlanıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren, çalışmalarının sona erdiği ay dahil % 10 oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir.” düzenlemesi getirilmiş; pasif sigortalıların yaşlılık aylıklarından sosyal güvenlik destek primi kesilmesi, 1479 sayılı Yasa'nın 24/I. maddesi kapsamında kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmanın varlığı koşuluna bağlanmıştır.
Anılan maddenin 1. fıkrasında 24.07.2003 tarihinde 4956 sayılı Yasa ile yapılan değişikle; “Bu kanuna göre yaşlılık aylığı bağlananlardan sadece ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefiyeti devam edenlerin sosyal güvenlik destek priminden sorumlu olacakları” öngörülmüş ve yasanın yürürlük tarihi 02.08.2003 olarak belirlenmiştir. Daha sonra anılan Yasa'da 22.01.2004 tarihinde 5073 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle, anılan 1. fıkrasına 4956 sayılı Yasa'dan önce yürürlükte bulunan hükmüne benzer bir düzenleme getirilerek; “Bu Yasa'ya göre yaşlılık aylığı bağlananlardan, 24. maddenin (I) numaralı bendinde belirtilen çalışmalarına devam edenlerin veya daha sonra çalışmaya başlayanların, sosyal yardım zammı dahil tahakkuk eden aylıklarından, aylığın bağlandığı veya tekrar çalışmaya başlanıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren sosyal güvenlik destek primi kesileceği” öngörülmüş olup anılan değişikliğin yürürlük tarihi ise 28.01.2004 tarihidir.
Kural olarak kanunlar yürürlükte oldukları dönemdeki uyuşmazlıklara ve görülmekte olan davalara uygulanmakta olup Sosyal Güvenlik Hukuku'na ilişkin düzenlemelerin kamusal niteliği gereği, sigortalı lehine yapılan değişikliğin geçmişe yönelik uygulanması gereği kabul edilmişse de, 1479 sayılı Yasa'nın ek 20. maddesinde yapılan değişikliklerin, Kurum'un sosyal güvenlik destek primi alacağına ilişkin bulunması itibari ile anılan maddelerin yürürlüğe girdikleri tarihten sonra bağlanmış veya bağlanacak yaşlılık aylıkları yönünde uygulanması gerektiği açıktır.
5510 sayılı Yasa'nın 9. maddesi sigortalılığın sona ermesi hallerini düzenlemiş olup anılan maddenin 3. fıkrası; “Limited şirket ortaklarından hisselerinin tamamını devreden sigortalıların, hisse devrinin yapılmasına ortaklar kurulunca karar verildiği tarihten, anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortaklarının yönetim kurulu üyeliklerinin sona erdiği tarihten, iflas veya tasfiye durumu ile münfesih duruma düşen şirketler için ortağın talep etmesi halinde, mahkeme kararı ile iflasın, tasfiyenin açılmasına, ortaklar kurulu kararı ile tasfiyenin başlamasına veya şirketin münfesih duruma düşmesine karar verildiği, ortakların talepte bulunmaması halinde, mahkemece iflasın kapatılmasına karar verildiği, tasfiyesi sonuçlanan şirketlerin ortaklıklarının ise tasfiye kurulu kararının ticaret sicili memurluğunca tescil edildiği tarihten itibaren sona erer” hükmünü haizdir.
Hal böyle olunca; davacının 5510 sayılı Yasa'nın 9. maddesi uyarınca limited şirket ortaklığının ve şirketin sicil kaydının devam ettiği anlaşıldığından, davacının maaşından sosyal güvenlik destek primi kesilmesinin yasal olduğu gözardı edilerek yazılı şekilde talebin kabulüne dair hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
C.C