Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İŞ) Mahkemesi

Davacı, davalı Kuruma ihtirazı kayıtla yatırılan 41.438,13 TL'lik tutarın ödeme tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.

Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı ...; davalı Kurum'a ihtirazı kayıtla yatırılan 41.438,13 TL'lik tutarın ödeme tarihi olan 19.11.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurum'dan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece davanın kabulüne dair verilen ilk karar Dairemizin K sayılı kararı ile; davalı Kurum tarafından tahakkuk ettirilen borca ve davacının itirazlarına ilişkin tüm belgeler dosya arasına alınmadan sonuca gidilmesinin isabetsiz olduğu belirtilerek bozulmuş, bozma kararına uyan mahkemece son olarak da davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dairemizin anılan bozma kararı öncesi dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı fabrikada çalışan işçilerin açmış oldukları itibari hizmet davalarını kazanmaları sonucu davalı Kurum tarafından 18.11.2008 Tarih ve 5184 sayılı işlem ile 1993/5-11, 1998/4-9-10, 1999/2, 2000/1-2-4-9-12. aylara ilişkin prim, eğitime katkı payı, damga vergisi ve bunların gecikme zammı borçlarının davacıdan talep edildiği, davacı tarafından 19.11.2008 tarihinde 41.438,13 TL'linin ihtirazi kayıt ile ödendiği, davacı fabrika tarafından idare mahkemesinde açılan davada; davacı fabrikada çalışan işçilerin itibari hizmet sürelerinin değerlendirilmesi istemi ile açtıkları davayı kazanmaları üzerine söz konusu kararın uygulanması sırasında itibari hizmet sürelerine ilişkin geriye dönük primler yönünden ek sigorta bildirgelerinin kanuni süresinde verilmediği gerekçesi ile davacı şirkete uygulanan 17.10.2006 Tarih ve 9384 sayılı, 120.750.99 TL tutarlı idari para cezasının ve bu cezaya yapılan idari itirazın reddine ilişkin 08.11.2006 tarih ve 2006/64 sayılı komisyon kararının iptalini istediği, K sayılı kararda; “ Uyuşmazlığın temelini iyi niyetle hâli hazırdaki fiili duruma istinaden aylık prim ve hizmet belgelerini tanzim ederek Kurum'a sunan ve prim tutarlarını yatıran davacının; sonradan bu durumun aksinin yargı kararı ile ortaya konulması bir başka ifade ile açılan itibari hizmet davaları sonucunda fark prim tutarları yatırılması gerektiğinin anlaşılması halinde bildirge vermeme fiilinden dolayı doğrudan cezai yaptırıma muhatap kalıp kalmayacağı oluşturmakta olup mahkememizce bu kapsamda yapılan değerlendirmede; davacı tarafın ilave prim ve fark tutarlarının yatırılması dolayısı ile de Kurum'a bildirilmesi ile ilgili yükümlülüğün somut olayda kesin olarak ve ancak yargı kararı sonrasında ortaya çıktığı, diğer bir deyiş ile önceki süreç açısından davacı açısından herhangi bir bildirimde bulunma zorunluluğu olduğundan söz edilemeyeceği gibi bu durum nedeni ile davacı herhangi bir kusur da atfedilemeyeceği, kaldı ki davacı eylemlerinin sıradan dönemsel bir bildirimde bulunmamaktan ziyade yargısal süreçte tespit edilen kısmi prim farklarının yatırılması ve bildirilmesi olduğu sonucuna varılmak ile dava konusu para cezasında ve itirazın reddine dair komisyon kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır." gerekçesi ile davanın kabul edildiği, iş bu davada da mahkemece, “... itibari hizmetten dolayı verilen ek ve iptal belgeleri ile dört aylık ek ve iptal bordroları ve ek iptal prim hizmet belgelerindeki malullük, yaşlılık, ölüm sigortası prim oranı %20 iken aradaki farktan dolayı %22 olarak ek ve iptal prim belgeleri düzenlendiği ve ilgili belgelerin Kurum kayıtlarına işlendiği, bu durumun yargısal bir karar sonrası oluşması nedeni ile davacının bir işveren olarak bilmesinin mümkün olmadığı, kusurunun bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.

Bozma kararı sonrası ise dosyaya davaya konu borcun 41.143.813,00 TL'ye inmesine dair daha önce de dosyada bulunan komisyon kararının geldiği ve bilirkişi raporu alınarak davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.

506 sayılı Yasa'nın 80. maddesi uyarınca işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların ücretlerinden kestiği ve kendisinin ödemesi gereken prim tutarlarını en geç ertesi ayın sonuna kadar Kurum'a ödemeye mecburdur. Süresi içinde ödenmeyen primler gecikme zammı ile tahsil olunur. 5510 sayılı Yasa'nın 87. maddesine göre de, “ 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerine ve 5. maddenin (a) bendine tabi olanlar için bunların işverenleri.....prim ödeme yükümlüsüdür.”

506 sayılı Yasa'nın 79. maddesi gereğince ise; işveren prim borcunun tebliğinden itibaren 1 ay içinde Kurum ünitesine itiraz eder, itirazın reddi halinde ise, bunun tebliğ tarihinden itibaren 1 ay içinde iş mahkemesine başvurarak prim tahakkukuna ilişkin Kurum işleminin iptalini isteyebilir. Belirtilen 1 aylık hak düşürücü süre içinde prosedürün işletildiğinin anlaşılması halinde, davanın esası incelenmek suretiyle karar vermek gerekir.

Somut olayda; mahkemece bozma kararına uyulduğu halde, bozma gerekleri yerine getirilmeden, davalı Kurum tarafından tahakkuk ettirilen borca ve davacının itirazlarına ilişkin tüm belgeler dosya arasına alınmadan, ayrıca; 506 sayılı Yasa'nın 80. maddesi göz ardı edilerek, anılan gerekçeler ile, davacının prim borçlarından sorumlu olmadığının kabul edilerek sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

C.C

***