"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde temyizen incelenmesi davacılar vekilince duruşmalı, davalılar vekilince de duruşmasız olarak istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08/10/2019 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacılar vekili Avukat ... geldi. Davalılar adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
KARAR
A)Davacı İstemi;
Davacılar vekili, davacı ...'nın 08.10.2013 tarihinde iş kazası geçirerek gözünü kaybettiğini belirterek belirsiz alacak davası niteliğinde davacı ... için 5.000 TL tedavi gideri, 45.000 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 250.000TL manevi, diğer davacı anne ve baba için100,000 TL manevi tazminatın iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B)Davalıların Cevapları;
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...’nin davalılardan ... İnş. Müh. Mim. Hiz. Nak. Yemek Ür. San. Tic. Ltd. Şirketinde 08.10.2013 ile 14.01.2014 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığını, diğer davalıların yanında hiç çalışmadığı için, diğer davalılar yönünden davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, davacı ...'ın diğer davacı ...'ın oğlu olduğunu, babasının emrivakisiyle 08.10.2013 tarihinde vasıfsız işçi olarak kazanın meydana geldiği inşaatta çalışmaya başladığını, iş kazasında müvekkillerinin sorumluluğunun bulunmadığını, kazanın meydana gelmesinde davacı ...'nin ve diğer davacı ...'nin iş talimatlarına aykırı davranmasının rol oynadığını davacının iş gözlüğünü kullanmadığını, olayda davacının kusurlu olduğunu, davacının asgari ücretle çalıştığını, ... İnş. Müh. Mim. Hiz. Nak. Yemek Ür. San. Tic. Ltd. Şirketinin kazanın meydana geldiği inşaatın yapımını Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ile üstlendiğini, diğer davalıların inşaat ile herhangi bir bağının bulunmadığını beyanla davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.
C)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacı ... Dayanın davalı inşaat şirketine ait ... ilçesindeki bina inşaatı işinde 08/10/2013 tarihinde demir kestiği esnada kesmek için kullandığı makasın ağzının kırıldığı ve kopan bir demir parçasının fırlayarak gözüne gelmesi sonucunda beden bütünlüğünün bozulduğu, celp edilen ticaret sicil gazetesi kayıtlarından her üç şirketin adreslerinin aynı olduğu, ortaklık yapılarının birbirine benzediği tespit edilmiş ise de bina inşaatının davalılardan ... Tic Ltd Ştinin olduğu diğer davalı şirketlerin söz konusu inşaatın yapımında birlikte hareket ettiklerine ve birlikte istihdam edildiklerine yönelik tespit yapılamadığından davalılardan bu şirketin sorumluluğunun bulunduğu diğer davalı şirketlerin olayın oluşumunda sorumluluklarının bulunmadığına yönelik bilirkişi heyet raporunun dosya kapsamına uygun olduğu,davalı ... Tic Ltd Ştinin % 90 oranında kusurunun bulunduğu, hesap bilirkişisinin davacının asgari ücret ile veya günlük 80 TL ücret ile çalışma durumu yönünden alternatif hesaplama yaptığı, dinlenen tanık beyanları Birleşik Metal İş Sendikasının emsal ücrete ilişkin yazı cevabı birlikte değerlendirildiğinde davacının yevmiye usulü çalıştığının sabit olduğu, yapılan işin niteliği gereği tanık beyanları nazara alınarak günlük 80 TL yevmiye ile çalıştığı anlaşılmakla hesap bilirkişisinin günlük 80 TL yevmiye ile çalıştığı tespiti ile hesaplanan alternatif hesaplama nazara alınarak davacının 539.626,92 TL maddi tazminatı talep hakkının bulunduğu, talep hakkı ile bağlı kalınarak bunun 45.000,00 TL maddi tazminat ile tarafların kusur durumu ekonomik ve sosyal durumları maluliyet durumu nazara alınarak 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan ...Tic Ltd Ştinden tahsilinin gerektiği diğer davalılar yönünden kusurları bulunmadığından husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verildiği, tedavi giderleri istemi ile davacı anne ve babın yansıma suretiyle manevi tazminat istemlerinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
D)Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:
İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar ve davalılardan ...Tic ltd şti tarafından istinaf edilmesi üzerine, davacının hesap raporuna yönelik davacı itirazının yerinde olmadığı; mahkemece taleple bağlı kalınarak hüküm kurulmasının yerinde olduğu, davacı ... lehine hükmolunan manevi tazminatın kusur oranlarına, maluliyet oranına, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile hak ve nesafet kurallarına gözetildiğinde az olmadığı, davacının diğer şirketleri de içerecek şekilde birlikte istihdam edildiğine yönelik tespit yapılamadığından diğer davalı şirketlerin olayın oluşumunda sorumluluklarının bulunmadığı,davacı kazalı hamdi’nin iş kazası sonucu %34,2 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı sigortalının yakınlarının manevi tazminat davası bakımından haksahipliği durumunun "ağır bedensel" zarar koşuluna bağlı olduğu, sigortalının yaralanmasının ağır bedensel zarar oluşturmamasına göre davacı anne ve babanın manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesinde bir hata bulunmadığı, davalı şirketler vekilinin istinaf sebeplerine göre yargılamada alınan kusur raporunun gerekçeli, açıklayıcı ve olaya uygun olduğundan hükme esas kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulmadığı, aynı şekilde meslekte kazanma gücü kaybı oranı cetvellerinden E cetveline göre yapılan maluliyet tespitinde de olaya ve dosyaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacının yevmiyesi konusundaki tanık ifadeleri ile bu miktarla örtüşen emsal ücret yazı cevapları davacının yaptığı işle kıyaslandığında, esas alınan ücret tespitinin yerinde olduğu, red vekalet ücretleri konusundaki davalı istinafına bakıldığında, tedavi giderlerine ilişkin 5.000TL’ si reddedilmiş olmasına rağmen bununla ilgili red vekalet ücretine hükmolunmamış; ayrıca davalılar ... İnş Müh. Tur Lojistik ve Nak Tic Ltd ŞTi ile ... İnş Nak Gıda Yemek ve Sebze Meyve Pazarlama ... e yönelik davanın "husumet yokluğu nedeniyle" reddedildiği gözden kaçırılmıştır. Yine yargılama gideri olarak hükmolunan vekalet ücreti tarafa ait iken hatalı olarak "vekiline verilmesi" şeklinde hüküm oluşturulmasının hatalı olduğu tespit edilerek davacılar vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı; davalı şirketler vekilinin ise vekalet ücretleriyle ilgili istinaf başvurusunda haklılık bulunduğu gözetilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılıp yeniden hüküm kurulmasına yönelik karar verildiği anlaşılmıştır.
E) Temyiz Nedenleri;
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle: Davalı şirketler arasındaki organik bağ dosyaya mübrez evrak, kayıt ve davalı şirketlerin ortak ve yöneticilerinin nüfus kayıtlarıyla da sabit olması ve davalıların davacı müvekkilin iş hukukundan doğan haklarını bertaraf edebilmek amacına matuf olarak herhangi bir malvarlığına sahip olmayan şirket üzerinde SGK bildirimi yapmış olduğunu, organik bağın mevcudiyeti halinde Yargıtay’ın emsal içtihatına göre organik bağda birlikte istihdam aranmayacağını, tanık beyanlarına göre işverenin ... olduğunun sabit olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarları davaya konu olayın özelliklerine göre az olduğunu,davacının uğramış olduğu iş kazası nedeniyle tek gözünün tamamen görme yeteneğini kaybetmiş ve neticesinde de %34,2 oranında maluliyete düçar kaldığını, mevcut yaralanmanın TBK 56. maddesinde ifade edilen ağır yaralanma olarak değerlendirilmesi ve anne babaya manevi tazminat takdiri gerektiğine işaret ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle: Kusur raporuna itirazı karşılanmadan dosyanın hesap bilirkişisine gönderildiğini, davacının yanında çalıştığı babasının davacının demir makasını kullanmasına izin vermemesi gerektiğini, davacının iş kazası gerçekleştiğinde 17 yaşında vasıfsız işçi olduğu gözetilmeden hesap raporuna itirazlar karşılanmadan seçenekli hesaba itibar edilerek karar verilmesinin hatalı olduğuna işaret ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe;
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle temyiz kapsam ve nedenlerine göre; taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 08/10/2013 tarihli zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacılardan Hamdi’nin davalılardan ... Şirketi tarafından yapımı üstlenilen bina inşaatında vasıfsız işçi olarak çalışırken demir makasında demir kestiği sırada makasın ağzından kopan parçanın, gözüne girmesi neticesinde iş kazası geçirdiği, olayın SGK tarafından iş kazası kabul edildiği, sürekli iş göremezlik oranının %34,2 olarak belirlendiği, iş kazasının gerçekleşmesinde davalı Öz Neco Şirketine %90, davacı ...’ye ise %10 oranında kusur verildiği, diğer davalılara ise kusur izafe edilemeyeceğinin belirlendiği, hesap bilirkişi raporunda asgari ücret üzerinden ve tanık beyanlarına göre asgari ücretin 2,9 katı üzerinden seçenekli olarak hesap yapıldığı anlaşılmıştır.
Somut olayda iş kazasının gerçekleştiği tarihte işçinin işvereni olduğu anlaşılan ... İnş. Müh. Mim. Hiz. Nak. Yem. Ür. San Ve Tic Ltd Şti haricinde, hakkında red kararı verilen diğer davalılar ... İnş. Müh. Tur Lojistik Ve Nak Tic Ltd Şti ile ... İnş. Nak. Gıda Yemek Ve Sebze Meyve Paz. ...’in davacılara karşı sorumluğunun bulunup bulunmadığı noktasında uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmaktadır.
Geniş anlamıyla sorumluluk kavramı, bir kişinin başka bir kişiye verdiği zararları giderme yükümlülüğü olarak açıklanmıştır. Hukuki anlamda sorumluluk ise, taraflar arasındaki borç ilişkisinin zedelenmesi sonucu doğan zararların giderilmesi (tazmin edilmesi) yükümlülüğünü içerir.
İşçi ve işverenin hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sıkı iş ilişkisi, işçi yönünden işverene içten bağlılık (sadakat borcu), işveren yönünden işçiyi korumak ve gözetmek borcu şeklinde ortaya çıkar. Gerçekten işçi, işverenin işi ve iş yeri ile ilgili çıkarlarını korumak, çıkarlarına zarar verebilecek davranışlardan kaçınmak, buna karşı işveren de, işçinin kişiliğine saygı göstermek, işçiyi korumak, iş yeri tehlikelerinden zarar görmemesi için iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak, işçinin özlük hakları ve diğer maddi çıkarlarının gerektirdiği uygun bildirimlerde ve davranışlarda bulunmak, işçinin çıkarına aykırı davranışlardan kaçınmakla yükümlüdür.
Çalışma hayatında işçinin asıl işverenin dışında başka işverenlere de hizmet verdiği, yine işçinin bilgisi dışında olmakla beraber esasında birbiri ile bağlantısı olan işverenlerin işlerini ifa ettiği de bir hakikattir. Bu gibi durumlarda, Dairemizin önceki içtihatlarında da belirtildiği gibi şirketler arasında organik bağdan söz etmek gerekir.
Organik bağda işçinin birden fazla işverene iş görme edimi yerine getirmesine gerek yoktur. Burada işverenlerin kanuna karşı hilesi veya dürüstlük kuralına aykırı davranışı vardır. Dolayısıyla salt birlikte istihdamın veya organik bağın tespiti müşterek ve müteselsil sorumluluk için yeterlidir.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda, davalıların ticaret siciline tescil edilmiş olan şirket faaliyet konularının, kaza tarihindeki şirket adreslerinin aynı olduğu gibi, şirket yetkililerinin ise aynı ailenin üyeleri olduğu bu yönle şirketler arasında organik bağ bulunduğu gözetilerek davalılardan ... ile ... İnş Nak Gıda Yemek Ve Sebze Meyve Paz ...’in de tazminatlardan sorumlu tutulması gerekirken bu davalılar hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
3- Taraflar arasında hesaba esas alınacak ücret noktasında da uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmaktadır.
İlke olarak iş kazası veya meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının veya ölümü halinde hak sahiplerinin maddi zararı hesaplanırken öncelikle tazminat hesabını doğrudan etkileyecek olan sigortalının gerçek ücretinin açıkça saptanması gerekmektedir. Gerçek ücret, işçinin kıdemi, yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrettir. Gerçek ücretin saptanmasında işyeri kayıtları, ücret bordroları araştırılmalı, bordrolardan ücretin saptanamaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu, emsal işçilerin aldığı ücret gözönünde tutulmalı, gerekirse meslek kuruluşu ve odalardan durum sorularak gerçek ücret saptanmalıdır.
Davacının kaza tarihi ve sonrasında davalı işyerinde çalışmaya devam ettiği saptanır ise işyerinden imzalı ücret bordroları getirtilerek bilinen ücretlere göre hesap yapılması gerekir.
İşyerinde toplu iş sözleşmesi uygulanıp uygulanmadığı ve uygulanmakta ise sigortalının sendika üyesi olarak veya dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanıp yararlanmadığı mutlaka belirlenmelidir. Asgari ücret ile varsa toplu iş sözleşmesinin uygulanması kamu düzenine ilişkin olup talep olmasa dahi re'sen uygulanması gerektiğinden olay tarihinden hüküm tarihine kadar işyerinde uygulanmakta olan tüm toplu iş sözleşmeleri getirtilerek tazminatın belirlenmesinde esas alınmalıdır. Kamu düzenine ilişkin hususlarda usuli kazanılmış haktan söz edilemez. Bunun yanı sıra maddi tazminat hesabında geçici iş göremezlik dönemini de kapsayan bilinen dönem zararı gerçek ücrete göre hesaplanmalıdır.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda, davacı ...’nin olay tarihinde iş başı yaptığı anlaşılan 17 yaşında vasıfsız işçi olduğu anlaşılmakla asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiğinin kabulünün hayatın olağan akışına uygun düştüğü dikkate alınarak, seçenekli hesapta asgari ücret üzerinden yapılan seçenekli hesaba itibar edilmesi gerekirken; olay tarihinde vasıflı bir inşaat işçisinin alabileceği miktarda asgari ücretin 2,9 katı düzeyindeki ücrete göre yapılan hesap seçeneğine itibar edilerek karar verilmesi hatalı olmuştur.
4- Öte yandan, davacı anne ve babanın manevi tazminat istemiyle ilgili yansıma suretiyle zarara uğrama kavramı üzerinde durulması faydalı olacaktır.
Zarar kavramına ruhsal bütünlüğün ihlali, sinir bozukluğu veya hastalığı gibi hallerin girdiği bu maddelerde sadece maddi sağlık bütünlüğünün değil, ruhsal ve sinirsel bütünlüğünde korunduğu doktrinde ve Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir.
Öyleyse, bir kişinin cismani zarara uğraması sonucunda, onun (ana, baba, karı, koca ve çocuklar gibi) çok yakınlarından birinin de aynı eylem nedeniyle ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğünün ağır şekilde bozulmuşsa, onların da manevi tazminat isteyebilecekleri kabul edilmelidir. Nitekim, kaza sonucu ağır yaralanan ve iki kez ameliyata rağmen iyileşmeyen çocuklarının durumu sebebiyle ruhsal bütünlüğü bozulan anne ve babanın (H.G.K. 26.04.1995 gün ve 1995/11-122, 1995/430) ve haksız eylem sonucu ağır yaralanan ve iktidarsız kalan kocanın karısının manevi tazminat isteyebileceklerine (H.G.K. 23.09.1987 gün ve 1987/9-183 1987/655) ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları aynı esaslara dayanmaktadır. Bu doğrultuda kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesimde özetle "ağır bedensel zarar yada ölüm halinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar para ödenmesine karar verilebilineceği" hükmü getirilmiştir. Bu yeni düzenlenme ile 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun yürürlük zamanında içtihatlarla düzenlenen husus yasa koyucu tarafından açıklığa kavuşturulmuş ve yaralanan sigortalının yakınlarının manevi tazminat davası bakımından hak sahipliği durumu ön şartı olarak "ağır bedensel" zarar koşulunu getirmiştir.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, yukarıda açıklanan ilkeler ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları ışığında, olayın özelliğine, yaralanmanın niteliğine, meslekte kazanma gücündeki kayıp oranına ve özellikle sigortalının yaralanmasının ağır bedensel zarar oluşturmasına göre davacı anne ve baba lehine hakkaniyete uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, bu davacıların manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi de hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın Bölge Adliye Mahkemesince hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesi hükmü bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA,davacılar yararına takdir edilen 2.037,00TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine,
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacılar yararına takdir edilen 2.037,00 duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine 08/10/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.