"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; bozmaya uyarak ilamda yazılı nedenlerle 81.452.35TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davalı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08/10/2019 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacılar vekili Avukat ... geldi. Davalı adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatlın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle, temyiz kapsamı ve nedenlerine göre davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, sigortalının 08/11/2004 tarihli iş kazası sonucu vefatı nedeniyle davacı eş ve çcouklarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapıla yargılama neticesinde davacı eş lehine 59.056,61 TL maddi, 5.000,00 TL manevi, davacı çocuk ... lehine 10.390,74 TL maddi ve 3.500,00 TL manevi, davacı çocuk ...’in maddi tazminat isteminin reddiyle 3.500,00 TL TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, hükmedilmiştir.
Somut olayda, sigortalının davalı şirket tarafından işletilen feribotta aşçı olarak çalıştığı olay tarihinde ... limanından İtalya ... limanına gerçekleştirilen seferde gemide çalışırken geçirdiği kalp krizine bağlı olarak vefat ettiği, olayın SGK tarafından iş kazası olarak kabul edilmemesi üzerine açılan iş kazası tespit davasında olayın iş kazası olarak tespitine karar verildiği ve kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, iş kazasının gerçekleşmesinde davalı şirket %70 kusurlu kabul edilirken; müteveffa sigortalının %30 oranında müterafik kusurunun bulunduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere gerek mülga 818 sayılı B.K.'nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı T.B.K’nun 56. maddesi hükmüne göre Hakim, ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir. Hakimin manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin Duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de; hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı eş lehine takdir edilen 5.000,00 TL manevi tazminat ile davacı çocukların her biri lehine takdir edilen 3.500,00 TL’şer manevi tazminatların ayrı ayrı az olduğu açıktır.
Mahkemece davacıların her biri lehine adalete uygun manevi tazminat takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacılar yararına takdir edilen 2.037.00TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının davacılar ... Vs'ye iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalı ...'ya yükletilmesine,
08/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.