Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi

İLK DERECE

MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi

K A R A R

A) DAVACININ İSTEMİ :

Dava, davacının dava dışı işyerinde 02/10/2010-27/07/2011 tarihleri arasında çalıştığının tespiti ile aksi yöndeki Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

B) DAVALI CEVABI :

Davalı SGK vekili tarafından davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

C) İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :

İlk Derece Mahkemesince, “davanın kabulüne” karar verilmiştir.

D) BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNİN KARARI :

İlk Derece Mahkemesinin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı belirtilerek davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

E) TEMYİZ TALEPLERİ :

Davalı Kurum vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesi ile duruşmalarda dinlenen birçok komşu işyeri sahiplerinin davacıyı tanımadıklarını, çalışıp çalışmadığını bilmediklerini ifade ettikleri, çalıştığını ifade eden tanık beyanlarının net olmadığı , davacının tam çalışma iddiasını da ispatlayamadığı, iş kolu açısından da dava edilen dönemde tam çalışmasının mümkün olamayacağı, davacının iş yerinde çalışmış olduğu kabul edilse dahi işin çalışma şeklinin tam zamanlı sigortalı olmayı gerektirir bir iş olmadığı özet olarak belirtilerek kurulan hükmün bozulmasına karar verilmesi talep olunmuştur.

F) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :

Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun ispatı konusunda, ilk derece Mahkemesince yapılan değerlendirmenin hüküm kurmaya elverişli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.

Öte yandan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 59/2. maddesinde “Kurum'un denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir” hükmüne yer verilmiştir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 25/05/1983-30/11/2004 tarihleri arasında 17 yıl 9 ay 4 gün Esnaf Bağ-Kur sigortalılığının bulunduğu, davacı adına dava dışı işyerince 02/10/2010-27/07/2011 tarihleri arasında Kurum'a hizmet bildiriminde bulunulduğu, Kurum tarafından plastik doğrama montajı ve plastik lampiri imalatı faaliyetinde bulunan dava dışı işyerinde yapılan 04/07/2011 tarihli yerel denetimde ifadesine başvurulan 2 işyeri çalışanının kendilerinden başka işyerinde çalışanların olmadığı yönünde imzalarıyla beyanda bulundukları, Kurum tarafından 09/09/2013 tarihinde ifadesine başvurulan davacının dava dışı işyerinde 2009-2010 yıllarında kaynakçı olarak çatı ve rafların yapımı işinde çalıştığı, çalışma esnasında işyerinde on üç on dört kadar kişinin bulunduğu ancak ... ve İrfan adında çalışan dışında diğer çalışanların ismini bilmediği yönünde imzasıyla beyanda bulunduğu, yine 21/11/2013 tarihinde ifadesine başvurulan işyeri sahibinin işyerinde bir dönem emekli olabilmeleri için bazı kişileri çalışmadıkları halde sigortalı olarak gösterdikleri ancak söz konusu şahısların isimlerini hatırlamadığı yönünde imzasıyla beyanda bulunduğu, 12/12/2013 tarih ve 2013/GÖ-598 sayılı teftiş raporunda davacı ile ilgili değerlendirme bölümünde davacının işyerinde 02/10/2010-27/07/2011 tarihleri arasında çalışma kaydının bulunduğu, denetim esnasında çatı yapım işinin olmadığı, İrfan isimli sigortalının kayıtlı çalışmalarının davacının çalışmaları ile aynı dönemde olmadığı, işyerinden yapılan sigorta bildirimlerinin sahte olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiş olup rapora istinaden Kurum tarafından düzenlenen 12/08/2014 tarihli ve 11.368.382 sayılı işlemle dava dışı işyerinde geçen ve iptal edilen hizmetler nedeniyle davacıya bağlanan yaşlılık aylığının 01/10/2011 tarihinden itibaren kesildiği ve 18/02/2014 tarihine kadar yersiz olarak ödenen yaşlılık aylıklarının faizi ile birlikte davacıdan tahsilinin talep edildiği, konu ile ilgili yapılan ceza soruşturması neticesi 07/10/2013 tarih ve 2013/188 soruşturma no lu dosya kapsamında suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle davacının da yer aldığı şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, ihtilaf konusu dönem ücret bordrolarının getirtildiği, yapılan komşu işyeri çalışanlarına yönelik zabıta araştırma neticesi ilgili şahısların tutanağa bağlanmak suretiyle Mahkemeye bildirildiği, alınan bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu, duruşmalarda davacı tanıkları, komşu işyeri tanıkları, bordrolu tanıklar ile bordrolu tutanak mümzilerinin dinlendiği anlaşılmaktadır.

Somut olayda; Kurum denetim raporuna esas alınan davacının imzalı beyanı, dava dışı işyeri sahibinin sahte sigortalılık bildirimlerine ilişkin imzalı kabulü karşısında ve çatı yapım işinin ihtilaf konusu hizmet dönemi de olan yerel fiili denetim esnasında da yapılmadığının tespit edilmesine göre ilk derece Mahkemesince yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Bununla birlikte, duruşmalarda davacı tanığı olarak dinlenen tutanak mümzilerinin beyanlarının sonradan değiştirilmesinin gerekçesinin makul ve somut bir izahının olmadığı da açıktır.

Bu durumda yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda, 5510 sayılı Yasa'nın 59/2. maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin aksi ispat edilemediğinden davanın reddi gerekirken İlk derece Mahkemesince hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Bu kapsamda, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı KALDIRILMASINA, ilk derece Mahkemesi kararının davalı Kurum yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

G) SONUÇ:

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, ilk derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19/09/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***