Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı, SSK, Bağ-Kur ve askerlik borçlanması hizmetinin ve primlerinin tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.

Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.

K A R A R

1-İlk derece Mahkemesince, yargılama harç ve giderlerini yatırmayan davacı vekiline, eksikliği ikmal için muhtıra tebliğ edilmiş, eksikliğin ikmal edilmediği gerekçesiyle 30/05/2018 tarihli Ek Karar ile “HMK 344 maddesi gereğince istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına” karar verilmiştir.

Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, 6100 sayılı HMK'nın 344. Maddesi (1086 s. HUMK m. 434/3. Maddesi) kapsamında eksik harç ve giderlerin tamamlanması istemiyle bir muhtıra düzenlenmeli ve bu muhtırada, yapılması gereken işlemin ne olduğu açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına neden olmayacak biçimde gösterilmelidir; buna yönelik olarak da ikmal edilecek harç ya da giderin miktarı, yatırılma merci ile süresi, bunun yapılmamasının sonuçları net biçimde açıklanmalıdır. (H.G.K'nun 1.10.1969 gün ve 1969/2-47-719, 30.11.2005 gün ve 2005/5-634-680, 9.5.2007 gün ve 2007/12-278-249 Esas Karar sayılı kararları da aynı yöndedir.)

Somut olayda; Mahkemece tamamlanması istenilen harç miktarının doğru hesaplanmadığı, bu hali ile istinaf harç muhtırasının davacı vekiline 07/05/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekili tarafından belirtilen harç tutarının süresi içerisinde 10/05/2018 tarihinde vezneye yatırıldığı, daha sonra eksik kalan temyiz harcının tamamlandığı anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca, davacı vekilinin hükmü süresinde temyiz ettiği anlaşıldığından ilk derece Mahkemesinin “HMK 344 maddesi gereğince istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına” ilişkin ek kararının bozularak kaldırılması ve asıl hükmün temyizini amaçlayan temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmektedir.

SONUÇ : Mahkemenin 30/05/2018 tarih ve 2017/467 Esas ve 2018/274 Karar sayılı ek kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA,

2- Davacı vekilinin ilk derece Mahkemesinin 20/03/2018 tarih ve 2017/467 Esas ve 2018/274 Karar sayılı ilamına yapmış olduğu temyiz itirazlarına gelince;

Dava, emeklilik işlemlerine esas olmak üzere davacının SSK, Bağ-Kur ve askerlik borçlanması hizmetinin ve primlerinin tespiti istemine ilişkindir.

Dairemizin 13/04/2017 tarih ve 2016/19368 Esas ve 2017/3086 Karar sayılı “bozma” ilamına karşı “uyma” kararı verilmek suretiyle yapılan yargılama neticesi Mahkemece “davanın reddine” karar verilmiş ise de; verilen bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.

Uyuşmazlık, Kurumda 05/03/1986 tescil kaydı bulunan davacının 02/05/2003-31/07/2006 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı kabul edilip edilmeyeceği ve buna göre emeklilik işlemlerine esas olmak üzere sigortalılık sürelerinin tespiti noktasında toplanmaktadır.

Sosyal güvenlik hakkı, temel insan haklarından olup, uluslararası hukuk normları ile Anayasalarda güvence altına alınmıştır. Ülkemizin ekonomik, sosyal ve kültürel değişimi sosyal güvenlik haklarına olumlu yansımakla birlikte, kimi zaman bu hakları sınırlayıcı düzenlemelere gidildiği de görülmektedir.

01/04/1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasanın 24. maddesinde zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 20/04/1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasanın 24. maddesi değiştirilecek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22/03/1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, anılan madde 24/08/2000 tarihli ve 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirilmişse de, daha sonra söz konusu Kanun Hükmünde Kararname, Anayasa Mahkemesi’nin 26/10/2000 tarihli ve E:2000/61, K:2000/34 sayılı kararı ile iptal edilmiş ve iptal kararı 08/08/2001 tarihinde yürürlüğe girmiş, sonrasında 02/08/2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.

Bağ-Kur sigortalılığı için oda veya sicil kaydı bulunanlar, 4956 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 02/08/2003 tarihine kadar vermiş oldukları işe giriş bildirgesine, Kurumca yapılan re’sen tescile veya tescil talebi yerine geçen prim ödemesine dayalı olarak bu dönemde vergi kayıtları varsa ya da 3165 sayılı Yasa ile değişik 24. maddesindeki diğer koşulları varsa, bu dönemin tespitini dava edebilirler. Zira, 1479 sayılı Yasanın 24. maddesinin 14/03/1985 tarihli 3165 sayılı Yasa ile değişik haline göre; kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkâr siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı oldukları tarihten itibaren kendiliğinden bu Kanuna göre sigortalı sayılırlar. Anılan maddedin yürürlükte bulunduğu dönem içerisinde (14/03/1995-02/08/2003 tarihleri arasında ) zorunlu sigortalı olmak için salt vergi kaydı koşul olmayıp vergi mükellefi olma niteliğinde bulunmayan ve fakat esnaf ve sanatkarlar sicili veya oda kaydı bulunanların da zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılacağı tartışmasızdır.

Somut olayda, 05/03/1986 tarihli oda kaydına istinaden tescil kaydı bulunan davacının Kurum tarafından mevzuat hükümlerinin hatalı yorumlanması neticesi 02/05/2003 tarihinde vergi kaydı bulunmaması nedeniyle sigortalı olarak kabul edilmemesi usul ve yasaya aykırıdır. Gerçekten uyuşmazlık konusu dönem içerisinde 05/03/1986-26/07/2006 tarihleri arasında oda kaydı, 10/02/2000-27/07/2007 tarihleri arasında esnaf sicil kaydı, 11/05/2007 tarihinden itibaren devam eden vergi kaydı bulunmakla davacı, 3165 sayılı Yasa kapsamında tescil ile elde ettiği sigortalılık şartlarını halen devam ettirmektedir. Hal böyle olunca, davacının 02/05/2003-31/07/2006 tarihleri arasında Bağ-Kur zorunlu sigortalısı olarak kabulünün gerekeceği gözetilerek davacının talepleri yönünde hangi tarihler arasında sigortalı olduğunu belirten, infaza elverişli, açık bir hüküm kurulması gerekir iken hatalı değerlendirme neticesi davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12/09/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***