"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
Davacı, Kurum tarafından tahakkuk ettirilen prim borçlarından sorumlu olmadığının tespitine, taşınmazları üzerine konulan haczin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
KARAR
Dava, Kurumun prim borçları nedeniyle başlattığı takiplerde davacının borçlu olmadığının tespiti ve davacı adına kayıtlı taşınmazlar üzerine bu takip dosyaları nedeniyle konulan tüm haciz işlemlerinin kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı adına 19 adet ödeme emrinin gönderildiği bunlardan 12 tanesinin ... vs imzasına tebliğ edildiği, diğerlerinin iade edildiği, 14.07.2017 tarihli kurum yazısına göre; gayrimenkullere 2003/10422 ile 2007/11464 ve 2007/11465-2007/11726 arasindaki takip dosyalarindan haciz konulduğunun belirtildiği. Davacının 30.09.2004 tarihli karar ile; ... Holding yönetim kurulu başkanlığına seçildiği ve bu görevinin 25.11.2008 tarihinde yönetim kurulu üyesi seçilene kadar devam ettiği, 25.11.2008 tarihinde yönetim kurulu üyesi seçildiği tarihten sonrada yönetim kurulu üyesi olarak temsil ve ilzam yetkisine sahip olduğu, devamla davacının 10/04/2006'da dava dışı ... Holding şirketini temsilen dava dışı ... Tekstil Konfeksiyon ... AŞ'nin yönetim kurulu üyeliğine seçildiği, aynı tarihli karar ile A grubu imza yetkisi ile şirketi temsil ve ilzam yetkisine sahip olduğu daha sonra alınan kararlarda da bu yetkisinin devam ettiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Yasa'nın 80/12. maddesinde, sigorta primlerini haklı bir neden olmaksızın yasal süresi içinde ödemeyen özel hukuk tüzel kişilerinin üst düzey yönetici ve yetkililerinin Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları öngörülmüştür. Yerleşmiş Yargıtay uygulamaları ile öğretide kabul edildiği üzere "üst düzey yönetici" kavramından anlaşılan şirketin mali ve idari konularında tek başına emir ve tasarruf yetkisine sahip özel şekilde
kendisine yetki verilen kişidir. Türk Ticaret Kanunu'nun 317. maddesine göre Anonim şirketlerde şirketi yönetmek ve temsil etmek yönetim kuruluna aittir. Anonim şirkette primlerin ödenmesinde müteselsilen sorumlu üst yönetici ve yetkiliden söz edebilmek için primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili üst düzey yönetici olması, yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı gibi ünvan taşıması veya temsil ve ilzam yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi olması gerekir.
Bunun yanında haciz işleminin yapılabilmesi için 6183 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak yürütülen bir takip ve usulüne uygun olarak ödeme emri tebliğ edilmesi gerekir. Bir başka ifade ile davacı hakkında kesinleşmiş bir icra takibi bulunmalıdır.
Somut olayda, gayrimenkul hacizleri konusunda; dosyanın geçirdiği tüm yargılama süreçlerinde kuruma defalarca hangi dosyalardan haciz konulduğu ve davacıya hangi ödeme emirlerinin tebliğ edildiği sorulmuş olmakla dava konusu edilen haciz işlemlerinin 2003/10422 ile 2007/11464 ve 2007/11465-2007/11726 arasindaki takip dosyalarindan konulduğu belirtilmiş ve dava öncesi usulsüz tebliğ edilen 12 adet ödeme emrinden başka gönderilen ödeme emri olduğu yönünde bilgi verilmemiştir.( ayrıca dava konusu olmayan dava sonrası tebliğ edilenler gönderilmiştir.)
Dosyadaki mevcut belgelerde; davacının ödeme emirleri tebliği sonrası hacizler konulmadan önceki süreçte mal beyanında bulunup bulunmadığı veya haciz öncesi ödeme emirlerini ıttıla ettiğine ilişkin mahkemece araştırma yapılmadığı gibi tapuda kayıtlı gayrimenkullere hacizlerin konulduğuna ilişkin davacıya tebliğ yapılıp yapılmadığı da araştırılmamıştır. Yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere davacının gayrimenkullerine haciz konulabilmesi için usulüne uygun olarak ödeme emri tebliğ edilmesi veya ödeme emirlerini hacizden önce öğrenmesi gerekmekte olup tebliğ edilen 12 adet ödeme emri tebligat zarflarına sadece tebliğ alan adı yazılmış olmakla usulüne uygun tebliğ yapılmadan gayrimenkullere haciz konulduğu, ödeme emirlerinin ıttıla edildiğine ilişkin de araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Borçlu olmadığının tespiti konusunda ise ; tebliğ edilen ödeme emirleri usulsüz de olsa davacı bu tebliğleri öğrenmesinden itibaren kurum ile aralarında muaraza çıkmış olup; davacının borçlu olup olmadığının irdelenmesi gerekir. Davacının ... Holding A.Ş’yi temsilen yönetim kurulu üyesi olduğu ve ... Holding A.Ş’nin dava dışı borçlu ... A.Ş’de yönetim kurulu üyesi olarak imza yetkilisi olduğu yapılan açıklamalarda ve dosyadaki ticaret sicil kayıtlarında açıktır. Takiplere konu borçların ilişkin olduğu dönemlerde ... Tekstil Konfeksiyon ... AŞ yönetim kurulunda dava dışı ... Holding şirketini temsil eden ve aynı zamanda ... Tekstil Konfeksiyon ... AŞ'yi temsil ve ilzam yetkisi bulunan davacı, dava dışı ... Tekstil Konfeksiyon ... AŞ'nin yönetim kurulunda ... Holding'i temsilen bulunan yönetim kurulu üyesi olarak ... Tekstil Konfeksiyon ... AŞ'yi temsil ve ilzama yetkili olduğundan ... Holding A.Ş’nin de anılan borçlardan sorumlu olacağı davacının da bu tespit edilen dönemlerde ... Holding A.Ş'de primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili üst düzey yönetici olması, (yönetim kurulu başkanı) ve temsil ve ilzam yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle ... Holding'deki konumundan dolayı 506 sayılı Yasa'nın 80. maddesi gereği borçtan sorumlu olacağı açıktır.
Yapılacak iş gayrimenkul hacizleri yönünden; davacının ödeme emirlerinin tebliğ tarihinden sonra mal beyanında bulunup bulunmadığını araştırmak, davacının haciz tarihlerinden önce ödeme emirlerini ıttıla ettiğine ilişkin bir hususun olup olmadığını tespit etmek, konulan hacizlere ilişkin davacıya tebligat yapılıp yapılmadığını belirlemek ve tüm bu araştırmalar sonrası davacının ıttıla tarihine ilişkin bilgi olmadığı takdirde usulüne uygun olmayan hacizleri yukarıdaki açıklamaları da esas alarak kaldırmaktan ibarettir.
Borçlu olmadığının tespiti yönünden ise; yukarıdaki açıklamalar ışığında davacının sorumlu olduğu dönemleri belirlemekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine
11/11/2019 gününde oybirliği ile karar verildi.