"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
A)Davacı istemi;
Davacı, 20/12/1989 ile 31/12/1989 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde 11 gün çalıştığının tespitini talep etmiştir.
B)Davalı Cevabı;
Davalı işverence davaya cevap verilmemiş,sosyal Güvenlik Kurumu vekili davanın reddini savunmuştur.
C)İlk Derece Mahkemesi Kararı;
İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile,davacının davalı şirkete ait 248259 sicil numaralı işyerinde 20/12/1989 tarihinde işe başladığı ve 31/12/1989 tarihine kadar taleple bağlı kalınarak 11 gün çalıştığı,bu çalışmalarının Kuruma bildirimi yapılmadığı,bildirimi yapılmayan günlerde o günlerin asgari ücretini aldığının tespitine karar verilmiştir.
D)Bölge Adliye Mahkemesi Kararı;
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından feri müdahil SGK Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
E) Temyiz;
Feri müdahil SGK vekili eksik inceleme ile karar verildiği,davacının çalışmasının fiili olduğunun tam olarak ispatlanamadığı gerekçesiyle kararı temyiz etmiştir.
F)Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe;
506 sayılı Yasanın 3. Maddesinin II/B bendine göre, “Özel Kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları...” uygulanmamaktadır. Davada tespiti istenen dönemde 19.06.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Yasası yürürlüktedir. Belirtilen nedenlerle çıraklık ilişkisi, çıraklık sözleşmesini düzenleyen 3308 sayılı Yasa'daki koşullar dikkate alınarak irdelenmelidir.
Öncelikle bir kimseye çırak denebilmesi için o kimsenin durumunun bu özel kanunda çıraklar hakkında yapılan tarife ve nitelendirmeye uyması gerekir.
Taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile, davacının belirtilen devrede çırak olup-olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılarak karar verilmelidir. Gerçekten de çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.
Öte yandan 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında; resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması, salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları, tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 13/11/1976 doğumlu davacının tespitini istediği tarihte 13 yaşında olduğu,davalı işyerinin muhasebe bürosu olduğu ve davacının ön muhasebe elemanı olarak çalıştığının belirtildiği, davalı işyerinin 01/03/1989-20/06/1990 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu,davacı adına 20/12/1989 tarihinde ... Mali Müş.Ltd.Şti unvanlı 248259 sicil numaralı davalı işyerinden verilen bildirgenin 22/01/1990 tarihinde kuruma intikal ettiği,dosyaya sunulan 1989/3 dönem bordrosunda davacı ...’ın 20/12/1989 tarihinde işe girişi ve 11 gün çalışması göründüğü ancak bu bordronun Kuruma 04/09/2003 tarihinde intikal ettiği ve süresinden sonra verildiği için bordroların Kurum tarafından kabul edilmediği,bu bordroda kayıtlı tanıkların mahkemece dinlendiği anlaşılmaktadır.
Aynı işveren aleyhine tanıklardan ...’in açtığı davada 21.Hukuk Dairesi’nin 2019/990 Esas sayılı dosyası içinde bulunan, işveren tarafından düzenlenen ve Kuruma süresi dışında verilen 1989 Aralık ayına ait aylık sigorta primleri bildirgesinde ay içinde çalışan sigortalı sayısının, iş kazaları ile meslek hastalıkları ve hastalık sigortalarına tabi çırak olarak 1 kişi ve tüm sigorta kollarına tabi 1 kişi olmak üzere toplam 2 kişi olarak gösterildiği , 1989 Aralık ayı priminin 31/01/1990 tarihli dekontla tek sigortalı için 79.913 TL olarak bankaya yatırıldığı, 2003 yılında Kuruma intikal eden dönem bordrosunda aralık ayında davacı ve ...’in sigortalı olarak göründüğü,bordroda davacının sigorta sicil numarasının yazılmadığı, davacının 20.12.1989 tarihli sigorta sicil kartı bulunduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının mahkemece sigortalı kabul edilen tarihte 13 yaşında olduğu,Kuruma 2003 yılında verilen bordroda adı bulunmasına rağmen,bu bordroların Kurumca işleme alınmadığı ve davacı adına tüm sigorta kollarından prim ödendiğine dair delil bulunmadığı anlaşıldığından, davacının hizmetinin tespitine karar verilen dönemde çıraklık sözleşmesinin olup olmadığı, teknik bilgi gerektiren muhasebe bürosu işyerinde ne iş yaptığı araştırılmadan ve yaşı itibari ile öğrenim durumu hakkında araştırılma yapılmadan yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.
Yapılacak iş, öncelikle davacının nizalı dönemde eğitimine devam edip etmediği hususunu açıklığa kavuşturmak üzere okul kayıtlarını getirtmek, giderek dava konusu edilen tarihte davalı işyerinde çırak olarak çalışıp çalışmadığını araştırmak,davacı ile davalı işveren arasında çıraklık sözleşmesi bulunup bulunmadığını belirlemek, gerekirse önceden dinlenen tanıkların yeniden beyanları alınarak davacının bu dönemde teknik bilgi gerektiren muhasebe bürosu işyerinde yaptığı işin niteliğini tespit etmek, davacının işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıp katılmadığını,çalışmasının fiili olup olmadığını belirlemek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurulması gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı kaldırılması ve ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
G)SONUÇ : Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, dosyanın ilk derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.