"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi
K A R A R
A)Davacı İstemi; Davacının davalı şirket işyerinde muhasebeci olarak 08/12/2006-25/08/2010 tarihleri arasında hizmet akdi ile çalıştığını, son net maaşının 2300,00 TL olduğunu beyanla, davacının gerçek prim esas kazancının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
B)Davalıların Cevapları;
Davalı şirket vekili, 19/11/2012 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C)İlk Derece Mahkemesi Kararı;
Davanın KABULÜ ile,Davacının, 1033046.06 sicilli iş yeri olan davalı şirket tarafından, Kurum'a bildirilen 08/12/2006-25/08/2010 tarihleri arasında, net 2.300,00-TL prim esas kazanç ile çalıştığının tespitine, brüt tutarın infazda dikkate alınmasına,
D)Bölge Adliye Mahkemesi Kararı;
Davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine,
E) Temyiz Nedenleri,
Davalı Kurum Vekili; prime esas kazancın tespitine davalı Kurum sebebiyet vermediğinden aleyhe vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini, asgari ücreti aşan ücret iddiasının kanıtlanamadığını, davanın reddi gerektiğini belirterek,kararın bozulmasını talep etmiştir.
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe;
Uyuşmazlık, somut olayda ücret olgusunun ispatı konusunda, mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı, davalı işyerinde asgari ücretin üzerinde bir ücretle muhasebeci olarak çalıştığını ileri sürmektedir.
Gerçek ücretin tespiti istemini içeren bu tür davaların kamu düzenini ilgiledirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği, Yargıtayın ve giderek Dairemizin yerleşmiş ictihadı gereğidir. Sigortalının prime esas kazancının belirlenmesinde, 506 sayılı Yasanın 78. ve 5510 sayılı Yasanın 82. maddelerinde belirtilen sınırlar dikkate alınarak gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu hizmet akdi ile ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu hizmet akdi, hesap pusulaları, ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak gerçek ücretin belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; Davacının lise mezunu olduğu, davacının 08/12/2006 ile 25/08/2010 davalı işveren nezdinde sigortalı çalışmalarının bulunduğu, ... 15. İş Mahkemesinin 06/12/2011 tarihli 2010/820 Esas-2011/765 Karar sayılı kararındaki davacının ücretinin 2.300,00-TL/net olarak kabul edildiği, ... 15. İş Mahkemesinin bu kararının Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 13/02/2014 tarihli 2013/73-2014/4428 Karar sayılı ilamı ile; davacının ücretinin miktarı, kıdem ve ihbar tazminatı alacakları yönünden kesinleştiği, ancak ücret alacağı ve fazla çalışmaları yönünden bozulduğu, davacının sunmuş olduğu imzasız ve kaşesiz cari hesap ekstresi, Akbank 03/04/2012 tarihli yazı cevabı ile davacının hesap açılış tarihinden itibaren hesap ekstrelerinin sunulmuş olduğu ancak maaş ödemeleri olarak açıklama bulunmadığı, Mahkeme tanık beyanları, cari hesap ekstresi ve alacak dava dosyasına göre hüküm tesis ettiği anlaşılmaktadır.
Davalı işveren tarafından davacının ücretinin 2008/10. aydan itibaren asgari ücretin üzerinde bildirildiği, davacının lise mezunu olması ve davalı işyerinde muhasebeci olarak çalıştığını iddia eden davacının kendi gerçek ücretinin sigortaya düşük ücretle bildirilmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğu gözönünde bulundurulmadan davanın kabülüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutularak davanın reddine karar vermesi gerekir iken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı kaldırılmasına ve ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.